Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Oya Berberoğlu: ‘Amele Bakan’ın kardeşi bu işe şaştı kaldı

Oya BERBEROĞLU

Sosyal güvenlikle ilgili yeni tasarıları incelemeye çalışıyorum. Önemli bir ayağını da emeklilik yaşının oluşturduğu, reform olarak sunulan bu düzenlemelere ilişkin tartışmalar alevlendi...

Kadın- erkek ayırımı gözetmeksizin emeklilik yaşı 62'ye yükseltilmek isteniyor... Türkiye gerçeklerini bilen herkesin haykırdığı gibi, ‘‘Mezarda emeklilik değil de nedir bu?’’ sorusunu sormaktan kendinizi alamıyorsunuz.

İyi dileklerle(!) ANAP'ı da anmak gerekiyor bu vesileyle. Şimdiki Sosyal Güvenlik Bakanı ANAP'lı Yaşar Okuyan. Bu parti, Çiller döneminde, emeklilik yaşının kadınlarda 55, erkeklerde 60'a çıkarılmasını öngören yasa tasarısı karşısında ‘‘Mezarda emekliliğe hayır’’ sloganıyla kampanya yapmıştı. Tabii Türk siyasetinde partiler muhalefette başka iktidarda başka oluyorlar, ayıplamamak lazım!

Konuyu dağıtmayayım. Kafama takılan bazı konulara açıklık getirmek için Bakan Yaşar Okuyan'ı aramıştım. Bakanlıkta değildi o an konuşamadık.

Yaşar Bey, saat 23.30 gibi aradı. Reforma ilişkin teknik konuları bir yana bırakıyorum. Gelelim Yaşar Bey'in haline...

Bakan olduğunuzdan beri gece yarılarına kadar da Bakanlıkta çalışıyorsunuz? Sekreterleriniz fazla mesai alıyor mu?'' diye söze giriyorum.

- Vallahi bilmiyorum fazla mesai alıyorlar mı. Ama akşam yemeklerini ben ısmarlıyorum...

Gözlerimiz yaşarıyor bu temponuz karşısında. Partide de öyleydiniz... Hızınıza yetişmek ne mümkün!

- Ben amele bakanım... Anamın karnından amele doğmuşum...Dün Yalova'dan kardeşim aradı. Arkadaşlarıyla yemek yemişler. Birkaç kadeh de içki içmiş. Eve dönmüş televizyonda ben konuşuyormuşum. TV'yi kapatmış uyumuş. Sabah televizyonu açmış yine ben konuşuyormuşum. Diyor ki, ‘‘Ben hayal mi gördüm! Kafayı yiyeceğim. Sen akşamdan sabaha kadar konuşmaya devam mı ettin...’’ Çeşitli kanallara çıkıp sosyal güvenlik reformunu anlatıyorum ya biraderin kafası karışmış...

Sosyal güvenlik kurumlarının tablosu karşısında uykularınızın kaçtığını söylüyorsunuz. ‘‘SSK batıyor’’ feryadınız yürekleri parçalıyor! Mezarda emeklilik ya olacak ya olacak öyle mi?

- Gerçekleri paylaşıyorum kamuoyuyla. 40 yılda bir bakan oldum gezeyim tozayım diyebilirdim. Buna hakkım yok. Sorumluluğumuz var. Mazeret değil çözüm bekleniyor bizden... Emeklilik yaşı konusunu da çözeriz, merak etmeyin. 60'a, daha altına da çekebiliriz. İşsizlik sigortasına da evet diyebiliriz...

Felaket tellallığı yapmayın

SOSYAL güvenlik sisteminin yeniden yapılanması gerekliliğini kimse yadsımıyor. SSK'da sağlık ve sigortanın ayrılmasına. SSK ve Bağ-Kur'un, Merkez Bankası gibi özerk yapıya kavuşturulmasına. Hatta keşke özelleştirme yapılsa...

Eski Bakan DSP Milletvekili Hakan Tartan'la da konuşuyorum.

‘‘Battık, batıyoruz, maaş ödeyemeyiz gibi felaket tellallığı yapılacak bir durum yok’’ diyor. Tartan çok doğru bir noktaya parmak basıyor. Sosyal güvenlikte ana sorunun, sosyal güvenlik kurumlarına siyaset elinin sokulması, sistemin yenilenememesi ve kaçak işçiliğin önlenememesi olduğunu vurguluyor. Diyor ki, ‘‘Bugün 4-4.5 milyon kaçak işçi olduğu söyleniyor. Sadece bir milyon kaçak işçiyi kayda geçirsek. Pirimlerde biraz düşüş yapsak. Bir yılda tam yarım katrilyon artı kazanırız...’’

Konunun sadece emeklilik yaşına bağlanmasının da yanlışlığını vurguluyor Tartan. 10 yıllık yumaşak bir geçişle emeklilik yaşının yükseltilmesi gerektiğini ancak 62'ye çıkarılmasına karşı olduğunu söylüyor. 38-40 yaşında emekli olanların oranın yüzde 1'i geçmediğini, hedef şaşırtılmak istendiğini anlatıyor. Emeklilik yaşını kadınlarda 53 erkeklerde 57, ilk işe başlayanlar için ise 58-60 olarak olmasının makul olduğunu söylüyor... Tabii emeklilik yaşı anlamında kadın ve erkeğin eşitlenmesine de karşı çıkıyor.

Bana göre de öyle. Çalışan kadınlar ayrıca evde de çalışıyorlar. Hobilerinden fedakarlık yapıyorlar. Bu açıdan kadınların erkeklere göre 3 veya 5 yıl daha erken emekli olması gerekiyor...

Sarayda Ağrı Dağı Efsanesi

YARIN Ağrı'da olacağız...

Ağrı Dağı'nın eteklerinde, İshak Paşa Sarayı'nda, ‘‘Ağrı Dağı Efsanesi’’ni izleyeceğiz... Genel Sanat Yönetmenliği'ni Cüneyt Gökçer yapıyor. Gürcistan Devlet Senfoni Orkestrası, Azerbaycan Devlet Flarmoni Korosu, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan'dan sanatçılar var. Sanat yönetmeni Eflatun Neimetzade, Koro Şefi ise İmanova Gülbacı.

Ağrı'ya gidişimiz salt bu gösteriyle ilgili değil tabii. Ağrı'da güzel gelişmeler oluyor. Tarımın, hayvancılığın geliştirilmesi için yapılan projeler uygulamaya giriyor. Ağrı'nın kent vizyonu tarım, hayvancılık ve turizm üçgenine oturuyor.

Ağrı Sanayici İşadamı ve Yöneticiler Derneği Başkanı Erdal Batmaz ve üyeler, Ağrı Valiliği, var gücüyle çalışıyor.

Jeotermal alandaki çalışmalar meyvelerini veriyor. Diyadin'de konut ve resmi dairelerin suyla ısıtılması için boru hatları döşeniyor. Seracılık, termal turizmi geliştirilmeye çalışılıyor. Çayır ve mera ıslahı için de 130 köyde proje yürütülüyor. Şimdi ülkemizin bu en önemli jeotermal alanında karbondioksit ve kalsiyum karbonat üretiminin gerçekleşmesi için her biri 12 milyon dolar bedelli iki tesisin temeli atılacak. Sonra jeotermal enerji santralı gündeme gelecek.

Tikveşli firması geçen sene, İl Özel İdaresi'ne ait olan Ağrı Et Kambinesi'nin yüzde 15'ini satın almıştı. Tikveşli yatırımını da yaptı, sucuk, salam ve sosis üretecek.

Yine İl Özel İdaresi'nin işlettiği süt fabrikasın özel sektöre devri hedefleniyor.

Bu geziye, turizmcilerin yanı sıra Yaşar Holding, Koç Halding'inden temsilciler de katılıyor. Dardanel'in patronu Niyazi Önen de var ekipte.

Bu arada sınırları seven Kentbank, Doğubeyazıt'ta şube açıyor. Kısa süre önce Silopi'de açmışlardı. Erdal Batmaz, ‘‘Yöremizin mukayeseli avantajlarını ön çıkararak ulusal, uluslararası iş dünyasına açmaya çalışıyoruz’’ diyor.

Bakış; balık vermeyin balık tutmasını öğretin oluyor. Diğer geri kalmış illerimize örnek olurlar inşallah...

Çok bilmiş!

Sevgili arkadaşım Fatih Altaylı, geçenlerde köşesinde, ‘‘Turizmi bilerek yazalım’’ başlığı altında, bana ‘‘Öğren de gel’’ demeye getiriyor... Turizm Yatırımcıları Derneği (TYD) seçimlerine ilişkin yazım üzerine. Yanlış yapmışım! Neymiş, ben tur operatörlerini aşağılamışım. Değil. Fatih okuduğunu anlamıyor mu? Yok canım bilerek çarpıtıyor. Tavit Köletavitoğlu'nun listesinin ağırlıklı olarak tur operatörlerinden oluşacağını yazmışım. Köletavitoğlu için profesyonel turizm yöneticisi demişim. Tabi ki yazdıklarım doğru. TYD'de seçim yapıldığı gün (!) köşesinde benim sözde yanlışlarımı düzeltme iddiasındaki Fatih, ikimizin de tanıdığı, yakın arkadaşı Köletavitoğlu'nun mesleğini mi bilmiyor yani?

Birbirimizin yanlışlarını düzeltelim de gerçekten hata varsa.

Doğru bilgi vermek, objektif gazetecilik konusunda hiç de mütavızı değilimdir.

Çok bilmiş Fatih'in bana yaptığı, ona koyduğum teşhisi(!) doğruluyor...



X