"Deniz Sipahi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Sipahi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Sipahi

Oy avcılığı yapanlara

Seçim yaklaşıyor ya...

Dernekler, federasyonlar, vakıflar bir başka aktif son dönemlerde...
Bir haftaya bir yılda yapmadıkları kadar toplantı sığdırıyorlar.
Doğrusunu söylemek gerekirse...
Biz onların tempolarına yetişemiyoruz.
Bir de...
İzmir’e, İstanbul’a, Ankara’ya, yani büyükşehirlere yerleşip o kentlerin, coğrafyaların adlarını taşıyan dernekler de var.
Ben “... liler...” derneklerine en başından beri karşıyım.
İşte onlar da bir aktif bir aktif...
Siyasetçileri ağırlıyorlar, yemekler veriyorlar, toplantılar yaptırıyorlar.
Yemek masasında da satır arasında bazen de mikrofondan mesaj veriyorlar.
“İzmir’de şu kadar ...’li yaşıyor...”
“İstanbul’da bu kadar ...’li olduğunu biliyoruz...”
“Ankara’da toplam ...’li nüfusu var...”
Hepsini alt alta toplasan İzmir’in nüfusunun 10 milyon olması gerekir.
Son dönemde yine...
Sektör temsilcileri ortaya çıktı.
“Biz şu kadar milyon kişiyi temsil ediyoruz, seçimlerde bize kontenjan tanınması gerekir...”
Onları da toplasanız, Türkiye’nin nüfusunun 200 milyonu geçiyor olması gerekir.
Sonuçta...
Bu manzarayı yaratan bugüne kadar hep siyasetçiler oldu.
Oy kaygısıyla herkese mavi boncuk dağıttılar.
Çağrıldıkları her yere gitmesinler demiyorum, ama siyaseti kuralına göre oynasınlar, demokrasiyi tabana yaysınlar, kimseye de oy avcılığı yaptırmasınlar.

Hak eden milletvekili olsun

Daha önce yazmıştım, ama tekrar edeyim.
Pozitif ayrımcılığa, kontenjanlara karşıyım.
Çünkü, meclislere asıl girmesi gerekenler değil, sırf sayıyı doldurmak için ve son dakika bazı isimler listelere yazılıyor.
Oysa siyaseti bilen, kürsü hakimiyeti güçlü, vizyoner, geleceği okuyabilen, dünyayı bilen, bilgi birikimiyle herkese örnek olabilecek kadınlarımızın, gençlerimizin milletvekili olması gerekir.
Durum böyle mi?
Kesinlikle değil...
Meclise gidenlerin çoğu ikinci dönemde siyasete devam edemiyor.
Edenlerin de çoğu, arada kaynayıp gidiyor.
Parmak kaldırıp indirdikten sonra da “pozitif ayrımcılığın” bir anlamı kalmıyor.
Ben böyle düşünüyorum.
O yüzden kimse “mış...” gibi yapmasın.
O koltukları hak edenler, milletvekili olsun.

İl başkanlığı öyle göründüğü gibi değil

CHP’nin de, AK Parti’nin de il başkaları yeni değişti.
Uzaktan nasıl geliyor bilmiyorum, ama siyasette en zor görevlerden biri il başkanlığıdır.
Örgütle uğraş, isteklere cevap ver, krizleri yönet...
Merkezle kent arasında irtibatı kur...
Zaman zaman iletişim kazalarını düzeltmeye çalış...
Özetle milletvekilliğinden de belediye başkanlığından da zordur.
Hele hele medyayla daha önce bir şekilde ilişki kurulmamışsa, diyaloglar azsa...
Siz işte o zaman görün...
Söz bir kere ağızdan çıkınca geri almak da zordur, bir algıyı düzelteceğim diye yeni bir hamle yaparken de yeni bir yanlışa sürüklenmemek de...
CHP’nin de AK Parti’nin İzmir il başkanları yıllardır siyasetin içinde, ama ilk defa aktif ve önemli bir görevin başındalar.
Açıklamalarına bakıyorum, daha koltuklarına ısınmış değiller.
Bir de yakında seçim var.
Bakalım neler olacak...
“Öyle söylememiştim, yanlış anlaşıldı” açıklamaları yapılacak.

Volkan’a veda

“Her ölüm erkendir” diyor Cemal Süreyya...
Çok doğru...
Volkan için de çok erkendi.
Sevgili meslektaşımız Pakize Sükan’a Allah sabır versin.
45’inde Volkan’a veda etti.
Çok mücadele etti, çok çabaladı.
Hepimiz biliyoruz, şahidiz Pakize’nin ne kadar çok koşuşturduğuna, verdiği macedeleye...
Ama olmadı.
Yapacak bir şey yok.
Şimdi aynı mücadeleyi dört yaşındaki oğlu Kerem için yapacak.
Biz yanındayız Pakize...
Tekrar başın sağolsun...

X