Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Otomotivciler atıl havalimanlarına talip

    Ufuk İŞMAN
    14 Nisan 2004 - 00:47Son Güncelleme : 14 Nisan 2004 - 00:47

    Otomotivciler, yurtdışında yüz binlerce dolara mal olan ve döviz kaybına yol açan ABS fren testlerini, Türkiye'de yapabilmek için kullanılmayan havalimanlarını istiyorlar. Bu havalimanları yapılacak yatırımla hem yerli üreticiler hem de uluslararası otomotiv üreticilerine hizmet verebilecek.

    Türkiye'de ticari araç üretimi yapan firmalar bir yandan yeni ihracat imkanları ararken, diğer yandan ihraç pazarlarının istediği teknik standartları yerine getirmek için mücadele ediyorlar. Türk otomotiv mühendisliğinde sağlanan ilerlemelere de her gün yenileri ekleniyor. Son yıllarda otomotiv mühendisliğinde imalat ve konstürüksiyondan çok, trafik ve çevre güvenliğine yönelik çalışmalar ön plana çıkıyor. Çünkü çevreyi en az kirleten araçları geliştirmek, bu konuda duyarlı ülkelerin pazarlarında yer alabilmek açısından önemli. Bu ülkelerde çevre ile birlikte iç pazarı da koruyan standartlara uygunluk sağlanmadan bu pazarlarda yer alabilmek mükün değil.

    Otomotiv ürünlerinin güvenlik ve çevre testlerinin; yapılış metodları, kullanılan ekipman, donanım ve ölçütlerin dış pazarlardaki yabancı otoritelerce kabul edilebilirliği de vazgeçilmez ön koşul olarak ortaya çıkıyor.

    Türkiye'de üretilen araçların uluslararası onayı için gereken egzos emisyonları, gürültü, lastik ve çeşitli donanımlarla ilgili testlerin bir bölümü şu anda mevcut imkanlarla gerçekleştirilebiliniyor. Bu ölçüm ve testler Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından verilen yetki ile TSE ve İTÜ sorumluluğunda yapılıyor. Ancak halen AB yönetmeliklerine uyum aşamasında olan Türkiye'ye yapılamayan çeşitli ölçüm ve testler de var ve tıkanıklık bu noktada başlıyor.

    Türkiye'de geliştirilen taşıt tipleri ister Avrupalı, ister Uzak Doğulu, isterse Türk üretici tarafından geliştirilsin, onay için mutlaka yurt dışında gitmek zorunda. Üretilen araçların uluslarası pazarda kendine yer bulabilmesi için gerekli olan fren yeterlilik testleri bu iş için inşaa edilmiş özel pistlerde gerçekleştiriliyor. Bu da araç tiplerinin geliştirilmesi aşamasında önemli bir zaman ve para kaybına neden oluyor. Bu testler araç piyasaya çıkmadan önce onay için sadece bir kereye mahsus yapılmıyor. Aracın fren teknolojisinin geliştirilmesi aşamalarında da defalarca tekrar ediliyor. ABS fren testlerinin yurtdışı testleri 20 bin dolara mal oluyor. Türkiye'de 7 adet kamyon üreticisi var. Her firmanın ortalama 4 aracı test ettirdiği düşünüldüğünde yıllık toplam maliyet 560 bin doları buluyor.

    Her seferinde yurt dışına taşınan araçların ve personelin getirdiği mali yük bir yana onay testlerine ödenen rakamların büyüklüğü otomotiv sektörünü düşüncelere itiyor.

    ABS fren sisteminin test edilebilmesi için en az 1000 metre uzunluğa ve 20 metre genişliğe sahip eğimsiz trafiğe kapalı bir piste ihtiyaç var. Çünkü gerekli ölçümü yapacak ve standartlara göre onay verebilecek teknolojik ekipmanlar zaten Türkiye'de var. Ayrıca bu uluslararası onayı vermeye yetkili firmalar da var. Test pisti yüzeyinin ABS fren testlerine uygun hale getirilebilmesi için gerekli malzeme ve de ekipman yatırımı da yapılmış bulunuyor. Bu aşamada her şeyi kilitleyen bir problem ortaya çıkıyor bahsedilen test pisti için gerekli arazi ve inşaat yatırımları toplamı yaklaşık 10 milyon dolar...

    Sadece ABS fren testleri için böyle bir yatırıma girmek rantabl olamayacağı için, kullanılmayan, atıl durumda, çürümeye terkedilmiş havalanları cenneti olan ülkemizde; bu alanlardan bir tanesini otomotiv sanayinin hizmetine ayırmak kulağa çok saçma bir düşünceymiş gibi gelmiyor.

    Bahsedilen testler, zamanla bir bilgi birikimi ve teknoloji oluşturacağı gibi, aynı zamanda istihdam yaratarak, başta gelen sorunlarımızdan olan kaliteli eleman işsizliğine de bir ölçüde çare olabilir.

    Testlerin yerli yapılması ucuza mal olacağından yerli üreticilerin rekabet gücünü de artıracak. Benzeri testlerin yurtdışında otomotiv sanayinin yoğunluk kazandığı bölgelere yakın bir yerde yapılıyor olması o ülkenin sanayisine süratli hareket edebilme imkanı tanıyor. Bu yüzden Türkiye'de de böyle bir pist alanının nerede olması gerektiği düşülürse akla ilk önce elbette Bursa geliyor. Artık kullanılmayan eski Bursa Havaalanı bu iş biçilmiş kaftan. Zamanla Hava Kuvvetleri Komutanlığı Ulaştırma Okulunun sınırları içersinde kalan, atıl havaalanına girmek mümkün değil.

    İkinci alternatif olarak Zonguldak Çaycuma Havalanı düşünebilir. Bir seçim vaadi olarak yapılan ama hiç bir zaman kullanılmayan, tek bir uçağın bile inip kalkmadığı bu havalanı inşaa halinde kalan ana ve ek binalarıyla uluslararası test merkezi rahatlıkla olabilir ve dünyada eşi benzeri olmayan büyüklükte bir teknoloji merkezine dönüşebilir. Her geçen gün büyük bir otomotiv üreticisi olma yolunda ilerleyen Türkiye; artık ‘‘kalite onayı’’ verebilen ülkeler arasında yerini almaya da aday olabilir. Teknoloji ithal etmek yerine, ihraç eden ve onay veren bir ülke durumuna geçmesi; atıl havaalanları cenneti Türkiye'nin bir an önce bu alanları kaplayan tozlardan kurtulmasına bağlı değil mi?
    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı