Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Otomobil ve motosiklet farkı

Kullanılmış otomobil ile kullanılmış motosiklet arasındaki KDV farkını biliyor musunuz?

İşletmede kayıtlı olan, kullanılmış otomobilin satışı yüzde 1 oranında KDV’ye tabi. Buna karşılık, kullanılmış motosikletin satışı, yüzde 18 KDV’ye tabi!..

‘Böyle bir uygulama nasıl olur?’ diye itiraz etmeyin. İlgili mevzuat böyle!..

Düzenlemeyi yapanlar, bu şekilde yapmışlar. Uygulama da böyle devam edip gidiyor!..

Motosikletle Boğaz Köprüsü’nden geçiş de ilginç. Motosikletle geçen de otomobille geçen de hatta aks durumuna göre bazı otobüs ve kamyonla geçen de 3 YTL ‘köprü geçiş ücreti’ ödüyor.

Bu arada, Motorlu Taşıtlar Vergisi boyutu da ilginç. 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren, motosikletlerden de tıpkı otomobiller ve minibüsler gibi ‘Motorlu Taşıtlar Vergisi’ alınıyor. Örneğin silindir hacmi 1300 cm3 olan 3 yaşındaki bir motosikletin, 2005 yılı vergisi 667 YTL. Buna karşılık, 1600 cm3 hacmindeki 1 yaşındaki otomobilin vergisi 444 YTL, minibüsün vergisi 333 YTL. 25 kişilik yeni bir otobüsün Motorlu Taşıtlar Vergisi ise 834 YTL.

Yakında, motosikletin vergisi otobüsünkini de geçerse, sürpriz olmasın.

Murphy kuralları

Bir işin ters gitme olasılığı varsa, mutlaka ters gider.

Danışman, saatinizi ödünç alan ve sorduğunuzda saatine bakarak, size zamanı söyleyen kişidir.

Bir işi yapamayan ya da öğretemeyen, o işi denetlemeye memur edilir.

Birisi size ‘küçük bir problemim var’ diyorsa, bilin ki o problem altından kalkabileceğinizden daha büyüktür.

Bir günde durup dinlenmeden sekiz saat çalışıyorsanız, sonunda patron olur ve günde 20 saat çalışmaya başlarsınız.

Hiç kimseyi dinlemeyen de herkesi dinleyen de kaybeder.

Elinde mikrofon olan biriyle hiçbir zaman tartışmayın.

Her dağınıklıkta bir basitlik, her uyumsuzlukta bir armoni ve her zorlukta bir fırsat vardır.

Yol kenarındaki hamile kadın

OTOMOBİLİNİZLE
giderken, yol kenarında yarı baygın vaziyette yatan hamile bir kadın görürseniz ne yaparsınız? Herhalde otomobilinize alıp hastaneye götürürsünüz.

Celil Bey de öyle yapar. Yol kenarında, yarı baygın vaziyette kıvranan hamile kadını görünce otomobilinden iner. ‘Ne olur beni hastaneye yetiştirin. Doğum yapmak üzereyim’ diyen hamile kadını hastaneye götürür. Kendinden geçmiş vaziyette olan kadını, acil servise bıraktığında, hastane görevlileri bir tutanak tutacaklarını söyleyerek Celil Bey’in kimlik bilgilerini ve adresini isterler. Birkaç dakika içinde düzenlenen tutanağı imzalayan Celil Bey, hastaneden ayrılır. Bu arada kadın da doğum odasına alınır.

İLGİNÇ BİR GELİŞME

Bir süre sonra, doğum olayı gerçekleşir ve kadının nur topu gibi bir oğlu olur. Ertesi gün, çocuğun nüfus bilgileri için, anneye babanın adı ve adresini sorarlar. Kadın da kendisini hastaneye getiren kişinin, çocuğun babası olduğunu söyler. Bunun üzerine, hastaneye girişte alınan kimlik bilgilerine göre, görevli memur formu doldurur.

Kadın aynı gün hastaneden taburcu olur. Aradan, bir ay geçtikten sonra kadın, Celil Bey aleyhine Medeni Kanun’un 301. maddesine göre, ‘babalık davası’ açar ve çocuğu tanımasını ister.

Duruşma ile ilgili tebligatı alan Celil Bey, dava dilekçesini okuyunca, şok geçirir. Hemen avukatına gider ve çocuğun gerçek babası olmadığını anlatır. Ardından, kadının açtığı davanın reddini ister. Bu davada da en sağlam ispat aracı ‘DNA testi’ olduğu için, bu testin yapılmasını da talep eder.

SÜRPRİZ BİR SONUÇ

DNA testi yapılır. Buna göre, Celil Bey’in çocuğun babası olmadığı ortaya çıkar. Yapılan tetkiklerde, Celil Bey ile ilgili, bir sonuç daha ortaya çıkar. Düzenlenen raporda, doğuştan varolan bir sorun nedeniyle, ‘Celil Bey’in çocuk sahibi olmasının hiç mümkün olmadığı’ yazılıdır.

Celil Bey raporu okur ve düşer bayılır.

Nedenine gelince, Celil Bey’in biri 7 diğeri 9 yaşında iki çocuğu vardır!..

BİR BAŞKA SÜRPRİZ

Celil Bey’i bekleyen ilginç gelişmeler devam ediyor. Çocuk sahibi olmasının mümkün olmadığını öğrenen Celil Bey, avukatına ne yapabileceğini sorar. Aldığı yanıt ilginçtir:

‘Türk Medeni Kanunu’nun 289. maddesine göre, kocanın; çocuğun kendisinden olmadığına dair davayı, doğumdan başlayarak 5 yıl içinde açması gerekiyor. Bu süre geçtikten sonra ‘soybağının reddi’ için, dava açılamaz.’

Özetle, Celil Bey’in kendisine ait bu çocukları reddetme şansı da ortadan kalkmıştır!..

Yoğurt yiyeni karıştırma

Adamın biri genç yaşta evlenir. Karısıyla bir çocuğunu bırakarak yurtdışına çalışmaya gider. Beş yıl sonra yurda döndüğünde, karısıyla birlikte üç çocuk bulur. En küçüğü, önüne kasesini almış, hem yoğurdunu yiyor hem de yabancı adama bakıyormuş;

- Yahu hanım, bunlar da kim?

Kadın;

- Yahu şu büyüğü ilk çocuğun değil mi? Ne çabuk unuttun?

- Ya şu ortanca?

- Ona da sen giderken hamileydim. Sen gittikten sonra doğdu.

- Peki şu yoğurt yiyen ufaklık ne zaman oldu?

- Canım yoğurt yiyeni karıştırma. O oturmuş kendi halinde yoğurdunu yiyor...


Günün sözü

Yitirecek bir şeyi olmayan insandan korkun!..

Geothe
X