Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Otomobil sevdası

Serdar TURGUT

Şunu hemen baştan söyleyeyim.

Araba satın alacak kadar parası olanlar, köprü geçiş ücretini de rahatlıkla ödeyebilirler.

Bu nedenle 500 bin lira katiyen fazla filan değildir.

Aslan sosyal demokratlar köprüde eylem yapacaklarına, gözlerinin önünde duran denizi ulaşımda nasıl kullanacağımız üzerine proje geliştirsinler.

Yolcu taşımasında İstanbul Boğazı neredeyse sıfır düzeyde kullanılıyor.

Bu sadece Türkler'in başarabileceği, başka ülkelerdeki insanların planlayarak bile başaramayacakları bir abukluktur.

Su kullanılsa kimse arabaya, otobüse itibar etmez.

Eskiden, örneğin bir Çengelköy İskelesi'ne 15 dakikada bir şehir hatları vapuru yanaşırdı.

Kimse arabayla bir yere gitmeyi aklına bile getirmezdi.

Nedense bu muhteşem doğal ulaşım yolunu kullanmayı reddettik ve böylece İstanbul da araba mezarlığına dönüştü.

***

Bunun nedenlerini anlayamıyorum.

Acaba ‘‘su’’ kavramı insanlarda korku mu yaratıyor?

Bazı yöre insanının deniz kıyısında yaşamalarına rağmen denizden hoşlanmadıkları bilinmektedir.

Geçenlerde Beylerbeyi'nde bir yalı apartman dairesi gördüm.

En üst katta büyük bir balkon vardı.

Şimdi belki bana katiyen inanmayacaksınız ama, balkon, dairenin önünde uzayıp giden Boğaz tarafına değil CADDE TARAFINA yapılmıştı.

Bunu gören bir insanın, duyduğu acı nedeniyle intihar bile etmeyi düşünmemesi imkânsızdır.

Ön tarafta dünyanın en büyük manzaralarından bir tanesi dururken müteahhitin evin balkonunu cadde tarafına yapabilmesi, gerçekten ama gerçekten mutlak bir trajedidir.

Merak ettim, çevredeki emlakçılardan bir tanesine evin müteahhitinin hangi yöreden olduğunu sordum. Tahminim aynen tuttu.

Geçmişte bir hafta kadar o yöreleri dolaştığımda, insanların denize doğru değil de iç taraflara, caddelere doğru balkon yaptığı şehirlerden geçmiş ve bunun da acıklı olduğunu düşünmüştüm.

***

Ancak bütün İstanbullular'ın denizden hoşlanmaması gibi bir durum tabii ki yok.

Vapur olsa bineceğiz, ama planlı bir şekilde bazı güçler vapurları ortadan kaldırmakta ısrarlılar.

Denizden hoşlanan Türkler ile hoşlanmayan Türkler'in ortak bir özellikleri var.

Denize karşı tavırları ne olursa olsun iki grup da araba tutkunu. Bence Amerikalılar'dan sonra dünyada arabayı seven ikinci millet de Türkler.

Arabalardan o kadar hoşlanıyoruz ki, denize karşı bir kadeh içki içmek yerine arka taraftaki balkonda araba seyrederek mutlu olmayı bile yeğleyebiliyoruz.

Bunun psikolojik nedenlerini bilemiyorum.

Ancak benim aldığım maaşın otuzda biri kadar maaş alan bir insan araba almakta nasıl zorlanmıyor, bunu katiyen anlamam mümkün değil.

Türk işi bir girişimcilik ruhu var araba konusunda.

Ve insanlar ne yapıp edip bunu alıyorlar

***

Herkes ama herkes mutlaka araba satın aldığı için nüfusun en azından yüzde 50'si kağnı kullanmaktan hemen araba kullanmaya geçiş yaptı.

Yollarda durmadan büyük kazalar meydana gelmesi, ortalama bir kazada neredeyse Amerika'nın Körfez Savaşı'ndaki kaybına yakın ölü olabilmesi işte bu nedenledir.

‘‘Deh’’ ve ‘‘çüş’’ demekten direkt olarak direksiyona geçiş yapılması nedeniyle refleksler modern yaşama hemen ayak uyduramamakta ve insan canı elden gitmektedir. Devlet eskiden toplu taşımacılık yaparak bu tür insanların trafiğe çıkmasını engellerdi.

Şimdi yükselen vizyonlar nedeniyle onlar sokakta ve olanlar da oluyor.

***

Ben araba kullanmayı katiyen öğrenmedim.

Beş yıl önce ABD'de Ohio Eyaleti'nin Cleaveland Şehri'ne gitmiştim.

Taksi şoförüne hayatımda hiç araba kullanmadığımı açıkladım. Adam neredeyse tarlada gezinmekte olan ineklerin üzerine çıkıyordu hayretten.

Sonra bu özelliğim bir gün içinde bütün şehre yayıldı. Amerikalı taksi şoförleri dedikoducu olduklarından, şehirde herkes araba kullanmayı bilmeyen bir insanın da hayatta var olabildiğini konuşmaya başladı. Cleaveland, dünyanın en sıkıcı şehirlerinden bir tanesidir.

Hadi Uluengin'den sonra dünyada en fazla çocuk sahibi ikinci kişi olan Cem Ceminay bu şehirde oturmaktan vazgeçtiği yıldan bu yana şehir bir ölüm sessizliğindedir adeta.

Benim şehirde bulunmam, bu zavallılar için iyi bir vakit öldürme konusu olmuştu.

***

Neyse konuyu saptırmayalım.

Türkiye'de bildiğimiz anlamda medeniyetin korunabilmesi için herkesin araba kullanmasının yasaklanması gerekiyor.

İnsanlara ehliyet vermeden önce I.Q ve Emotional I.Q'larını test etmek gerekiyor.

Bu iki testten en azından 120 puan alamayanlara ehliyet verilmesin.

Sonra köprüden geçiş, otobüsler için 50 bin lira, özel arabalar için de en azından beş milyon lira olsun. Aslan sosyal demokratlar, bunun gelir dağılımına uygun bir çözüm olduğunu umarım anlayacak kapasitedelerdir.

Ve son olarak da I.Q'su ve E.Q'su deha düzeyinde olan ama araba kullanmasını bilmeyen ben ve benim gibi az sayıda insanın, bir yerden bir yere gidebilmesi için şehrin belirli yerlerine heliport yapılsın ve emrimize birer helikopter verilsin.

Çünkü yer seyahatlerinde gördüklerimize artık tahammül edemiyoruz. Bilmem anlatabiliyor muyum?













X