"Ayşe Baykal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Baykal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Baykal

Öteleştirilen çocuk

Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Ahmet Hakan'ın CNN Türk'teki Tarafsız Bölge programına konuk olmuştu.

Selahattin Bey ve ailesi, Selahattin Beyin vekilliğinin ilk yıllarında Ankara’da yaşamışlar. İki yılın sonunda Diyarbakır’a dönmeye karar vermişler. Sayın Demirtaş, Diyarbakır’a dönüş kararı almalarında etkili olan birkaç olay anlatmıştı o programda.

Milletvekili seçildikten sonra ailesiyle birlikte Ankara’ya taşınıyorlar. Apartmanın kapıcısı ve diğer aileler çocuklarının Selahattin Beyin çocukları ile oynamasını yasaklıyorlar.

Yine bir gün Selahattin Bey anaokulunda eğitim gören kızını almak için okula gidiyor. Tam okul çıkışına denk geliyor. Öğretmenler kapıda çocukların ayakkabısını giydirirken, Selahattin Beyin kızı, bir kenarda kendi ayakkabılarını giyiyor. Selahattin Bey kızına “ayakkabını her zaman sen mi giyiyorsun” diye soruyor. Kızı da “evet” diyor.

Bu ve benzer olaylar artınca da, ailesinin daha huzurlu olacağını düşünerek Diyarbakır’a dönmeye karar veriyorlar.

Selahattin Beyin çocuğu ile kendi çocuklarının oynamasına izin vermeyen ebeveynlerin a da diğer çocukların ayakkabılarını giydirirken Selahattin Beyin çocuğunun ayakkabısını giydirmeyen öğretmenlerin hangi görüşe mensup olduklarını bilmiyoruz. Tek bildiğimiz, küçük bir çocuğun, Kürt bir siyasetçinin çocuğu diye ötelendiği.

Endişelenmemiz gereken ailelerin yaşam tarzına göre çocuğunu yetiştirmesi değildir. Benimsediği yaşam tarzı dışındaki hayatları yok saymasıdır. Bir çocuk, öncelikle “insan olma” bilinciyle yetiştirilmiyorsa, o çocuğun başı örtülü olsa ne olur? Olmasa ne olur?

Ortaöğrenimde başörtüsü serbestîsini destekleyen her birey Ak Parti’li değildir. Dolayısıyla karara destek verenleri “İktidar yanlısı” ya da bilinen tabiriyle “yandaş” olarak yaftalamak ve tüm olumsuzluklardan sorumlu tutmak son derece haksız ve insafsızca olur.

Evet, doğru, parti camiası olarak, iktidarın aldığı kararları sorgulamayı, kutsal değerlere ihanet etmiş gibi görenlerimiz var.

Her camianın/mahallenin radikal davranış ve söylemini benimsemişlerimiz var. Ve bu tutum içerisinde olanlar en çok kendi davalarına zarar verdiklerinin farkında bile değiller.

Eğer, ortaöğrenimdeki başörtüsü kararını CHP almış olsaydı, belki de ben dahil birçoğumuz bu kararın altında “altında bir bit yeniği” arayacaktık.

Ülke olarak ne çekiyorsak başörtüsünden değil ötekileştirmelerden çekiyoruz. Birbirimizi olduğumuz gibi kabullenmeyi öğrenemedik bir türlü.

Güçlü olan diğerine “beğenmiyorsan git” demekle sorunun çözüleceğini sanıyor.

Laik olanı Paris’e , dindar olanı Arabistan’a, Kürt olanı Kürdistan’a gönderiyoruz hemen. Yani sen yeter ki birilerine göre öteki olmaya gör.

Size bir şey söyleyeyim mi? Gün gelecek o bir yerlere gönderdiklerimizin, göndermediklerimizden çok daha sorumluluk sahibi, çok daha vicdanlı ve çok daha insan olduğunu anlayacağız.

Kendi adıma söyleyecek olursam, bir zamanlar yapılan yoğun tavsiyeler üzerine (!) “acaba Arabistan’da yaşayabilir miyim” diye düşünmedim değil. Umreye gidişlerimde alıcı-kalıcı gözle baktığım da olmuştur.

Yapamadım! Yaşadığım her zorluğa rağmen ülkemi hiçbir ülkeye değişemedim. Sizler de değişmezsiniz biliyorum.

Tüm farklılıklarıyla bu ülke bizim ve başka Türkiye yok.

X