Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ötekini dinledin mi?

TEPELERDE günlerdir Kürt meselesi konuşuluyor. Muhataplardan muhatap beğenmek için tartışmalar sürerken hayatın muhataplarının, yani yıllardır bu meselesinin içinde kavrulan insanların sesini taşımak istiyorum size.

İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın Mahmur Kampı’nın kapatılacağı açıklamasından önce ve sonra yazdığım yazılarla ilgili okuyucularımdan mesajlar aldım.

Hepsini yayınlamam mümkün değil ama ikisini bu sütunda baş başa bırakmak istiyorum.

Birbirlerini anlayabilmeleri, aynı olayın herkeste farklı gerçeklikler yarattığını, ne kadar farklı izler bıraktığını görmeleri için.

Önce kendisini “Mahmur’lu Mülteci” olarak tanıtan okurumun mesajı.

“Mahmurlu bir mülteci olarak, mülteciliğimize neden olan, bire bir bizlere dayatılan devlet politikalarının nasıl geliştiğini, nasıl ötekileştirildiğimizi, nasıl yargısız infazlara maruz kaldığımızı, nasıl köylerin devlet güvenlik güçleri tarafından basıldığını, yakıldığını, insanlarımızın katledildiğini, göçertildiğimizi bir biz yaşadık ve bir biz biliriz. Yani, hiçbirimizin başkaca bir seçim hakkı olmadı. Genel anlamda PKK da böyle doğdu. Yani Kürt insanının başkaca bir yol seçme hakkı yoktu. Bu, çok sistemli dayatıldı. Rasyonel olarak düşünürsek, şayet geçmişte Kürt varlığı, Kürt kimliği tanınsa idi PKK diye bir oluşumdan söz edilebilir miydi? Elbette hayır. Öyle osaydı bile ölü doğum olacaktı.

15 yıllık kamp yaşantımızda defalarca onurumuz elimizden alınmaya çalışıldı, yaşam hakkımıza kast edildi. Her birimiz anılarımızı, yaşadıklarımızı dillendirsek, sanırım insanım diyen herkes bunu insanlık ayıbı olarak görecek. Bir de bizi dinlesinler.

Şimdi binbir çaba ve emekle kurulan onurlu bir yaşama karşı onurlu bir dönüş için varız diyorum.”

* * *    

EVET herkes yaşadıklarını anlatsa, ötekini dinlese, yaşanan acının da, felaketlerin de aynı olduğunu fark edecek büyük bir şaşkınlıkla.

Mahmurlu Mülteci okuyucum onurlu bir geri dönüşün güvencesini istemekte ne kadar haklıysa, şimdi mesajını okuyacağınız okurumun da aradığı güvenceler o kadar haklı.

“Yazınızda kamplarda yaşayanların gönüllü olarak dönmeleri gereğinden bahsetmişsiniz. Bu kamplardaki insanlar ülkeye geri alındıklarında toplanıp iç savaşı birden bire çıkarmayacakları konusunda garantiyi bu ülkeye kim sağlayacak? Siz bence yazınızda öncelikle ağalık düzeninin yıkılması gerektiğini yazın. Zaten sonra kamplar kendiliğinden boşalır. Televizyon kanallarından ağa düğünlerini izliyoruz. Diğer bölgelerde takılan takılar, ağa düğünlerindekinin yüzde biridir. Onlar önce ağababalarını yensinler. Rahmetli Ecevit’in toprak reformuyla verdiği toprakları bile ellerinden alan ağaları yensinler sonra kamptakiler geri çağrılsın.”

Kürt sorununun çözümünde yıllardır şiddet ve terörün yol açtığı karşılıklı güvensizlik ortamını ortadan kaldırmaya yönelik açılımlar, iyi niyetli cesur adımlar insanların kafalarındaki soruları da yanıtlamak zorunda.

Kürt kökenli yurttaşlar kadar Türkiye’de şiddet ve terörden çeken herkesin itirazları ve kaygıları var.

Ötekine kulak kabartmak yeter. Önemli olan, yenişme dönemini kapatma kararının en sade ve net biçimde duyulması.

* * *

AĞALIK meselesine gelince, bu konuyu son zamanlarda birçok kişiden duydum. Ağalık meselesi,sadece Kürt kökenli vatandaşların çabalarıyla ortadan kalkacak bir şey değil. Ağalık, Osmanlı’dan beri devletin yönetim tercihi. Türkiye’nin her yerinde temizlenen feodal düzen kırıntılarının Güneydoğu’da devam etmesi bir devlet politikası.

Namus cinayetlerinden, kan davalarına kadar çağdışı geleneklerle beslenen bu düzenin değiştirilmesi de Kürt açılımının bir parçası olmalı.

Tabii ki, bu mesele Kürt kökenli vatandaşların tek başlarına çözebileceği bir mesele değil ama Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki bölge milletvekillerinin, özellikle de arkalarındaki aşiretlerin gücü ile siyaset yapanların atabilecekleri adımlar hiç mi yok?

Var tabii ki. Ve bu ülkenin birçok vatandaşı için bu adımların büyük anlamı var.   

* * *     

KİMİ “Siz sadece Kürt direnişini kırmak istiyorsunuz” diyor mesajların kimi “insanlara insanca yaşam hakkı vermeyen bir devlet örgütünden hepimiz çekiyoruz. Yine de hiç birimiz topluca düşmanla işbirliği yapmıyoruz” diyor, Mahmur Kampı’ndaki 11 bin Türk vatandaşı sayılamayacağını düşünüyor. Geri dönüşe karşı çıkıyor.

Çatışma ve şiddet döneminin gerçekten kapatılabilmesi için birbirimizi dinlemek, kaygıları paylaşmak. Hikayelerimizi dinlemek, birbirimizi mutlaka muhatap almak gerekiyor.

X