"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

Öteki Türkiye'de bir gün

TOPESTO aradı ve ‘‘Usta Kırmızı Kod...’’ dedi. Sabah sabah heyecan yaşamak niyetinde olmadığımdan, ‘‘Ne kırmızısı, ne kodu?..’’ dedim.

‘‘Öteki Türkiye'ye gitmem gerekiyor, destek ünitesi olarak katılır mısın?’’ dedi. ‘‘Serdar Turgut'un kulakları çınlasın; öteki Türkiye'den kasıt nedir, onu alabilir miyim?..’’ dedim.

‘‘Akmerkez'e gitmem icap ediyor, beraber gidelim’’ dedi.

Topesto bir süredir kuzeninde bulunan filmlerini almaya çalışıyor. Kuzen bunun filmleri hacılamış filan değil. Kızın tek suçu, Topesto'nun sipariş ettiği filmleri İngiltere'den buraya getirmiş olmak.

Filmlerin hatırı olmasa kesin satacağım elemanı ama sonra Topesto ‘‘Sen bu filmleri seyretmeyi hak edecek ne yaptın’’ edebiyatına dönebilir.

Filmler de film ama: ‘‘Naughty Cheerleaders’’, ‘‘Emmanuelle in Bangkok’’ ve ‘‘Vampire Hookers.’’ Bu arada Emmanuelle Bangkok'ta filminde Laura Gemser'in başrolde oynadığını da belirtmeden geçemeyeceğim...

‘‘İyi bakalım gidelim o zaman, akşam yemeğini de Papermoon'da yiyelim istersen’’ dedim, ‘‘Höt! Terbiyesizleşme’’ cevabını aldım...

Bin Metro, in Metro; bin taksi, in taksi vardık Akmerkez Tesisleri'ne. Hafta içi olduğundan boştur diye düşünüyoruz. Nerdeeee. İndirim dönemi başlamış. Kredi kartını kapan, limiti yalan etmeden çıkmıyor Akmerkez'den.

* * *

Cep cihazından kuzeni aradı Topesto: ‘‘Neredesin afacan?..’’

Geliyormuş ama ufak bir işi çıkmış. Yahu, bu ‘‘Ufak bir işim çıktı’’ yalanı asırlardır söylenir ve asırlardır inanılır...

Çaresiz beklemeye başladık. En alt kattaki elektronikçilere baktık. Alamayacağımız gün gibi aşikar bir televizyon sorduk, 5 bin dolarmış. Zaten televizyondan çok, kendi içinde bir sinemaydı alet...

Sonra Remzi Kitabevi'ne girdik. çalışanlardan birine ‘‘Çizgi Roman bölümü var mı?’’ diye sordum, varmış.

İngilizce çizgi romanların arasında iki tane Akira cildi buldum. Bende var ama ne kadarmış diye fiyatına baktım: 37 dolar 95 cent!..

Akira'nın cildi Akmerkez'deki Remzi hariç dünyanın her yerinde aynı fiyata satılır: 25 dolar mı ne?... Orijinal kapağında yazan zaten bu fiyat. Ama Remzi, kendisi etiketlemiş ve kafadan 37 dolar 95 cent yapmış. Topesto'ya söyledim bu durumu, ‘‘Ne yapmamızı öneriyorsun, kınayalım mı yani?’’ dedi.

Eh o da haklı. Ama ben kendi adıma kınadım Remzi'yi...

Bir süre daha şuursuzca gezdik. Topesto'nun cep cihazı çaldı nihayet. Kuzen gelmiş ve bizi Home Store'da bekliyormuş.

Ben belki manken de görürüz ümidiyle ‘‘Gidelim’’ diyorum ama Topesto girmem ben oraya diye inat ediyor. Manasız bir inat...

‘‘Yahu n'olacak, bir kahve içeriz, filmleri alıp kalkarız’’ diye ikna ettim.

Kuzen ve kuzenin Lailamatik arkadaşları bir masa yapmış oturuyorlar. Biz bunların gözünde koca adamlarız. Kuzen zeka yaşımızın 11 olduğunu filan söyler ama neredeyse yarı yarıya yaşlarımız.

Uzatmayalım. Oturduk Reinaperver gençlerimizin yanına, kahve söyledik. Bu arada kuzen filmleri verdi. Arkadaşlarından biri‘‘Ağbi onlar ne?’’ diye sordu.

Şimdi çocuk filmleri görse, hakikaten delirmiş olduğumuzu düşünecek. Nasıl anlatacaksın çocuğa bu filmleri niye sevdiğini...

‘‘Yok bir şey güzelim, seni açmaz’’ dedi Topesto. ‘‘Belki açar, ne biliyorsun?’’ dedi ukala dümbeleği.

Topesto ‘‘Bak sen ağbi sözü dinle; açmaz diyorsam açmaz’’ dedi.

Kuzen, arkadaşını haşladığı için Topesto'yu şuurunu tamamen kaybedene kadar aşağıladı filan falan...

Ben bu arada kuşaklararası çatışmadan sıkılmışım etrafı kesiyorum meşhur biri var mı diye.

Sadece iki tane meşhur insan gördüm. Biri Arto, diğeri de Emrah'tı. Şansa bakar mısınız?..


Roberto Baggio'ya hürmet


ŞU futbolsuz günlerde, futbol hastalarına küçük bir güzellik yapayım. İnternet bağlantısı olan bir bilgisayar buluyorsunuz. İnternet ortamına yatay geçiş yapıyorsunuz.

Kutucuğa 'www.robertobaggio.com' yazıyorsunuz. Oradan ‘‘games’’ yani oyunlar bölümüne giriyorsunuz ve sol ayakla kaleciyi çeşitli mesafelerden avlamaya çalıştığınız süper bir frikik oyunu buluyorsunuz.

Gazetede çalışırken dellendiğim vakit direkt bu oyuna giriyorum ve hırsımı kaleciden çıkarıyorum. Bu arada penaltılarda ne kadar kazma olduğumda anlaşıldı. 6 kere penaltı kazandım, sadece birini gol yapabildim...

Bir frikik oyunu daha var aslında. O da güzel... Onu da 'www.mousebreaker.co.uk' adresinde oynayabilirsiniz. Topun dibine falsolu vurun ama abanmayın, çok güzel goller atıyorsunuz ve harbi harbi havaya giriyorsunuz...


Courtney Love yani Aşk Böceği!


SEINFELD'in bitmiş olmasına üzülüyorum. CNBC-E'nin bugün kanallar arasında ayrı bir yeri var ise bunu büyük ölçüde Seinfeld'e borçluydu. Bir de South Park'a, bir de Buffy'ye, bir de yayınladığı bazı filmlere, bir de Just Shoot Me'ye...

Liste uzayıp gidebilir böyle. Hatalarıyla da seviyoruz bu kanalı. Geçenlerde ‘‘Mad About You’’da Courtney Love'ı kullanarak bir espri yapılıyordu. Helen Abla, böyle uçmuş kadın tribi yapmaya kalkıyor, kocası da ‘‘Ne öyle Courtney Love ayağı yapıyorsun’’ gibilerden bir şey söylüyor.

Courtney Love'ı bilirsiniz. Nirvana'nın solisti Kurt Cobain'in eşi, Hole'un solisti, aynı zamanda -bana göre- iyi bir oyuncu.

İşte bu Courtney Love'ın ismini -dikkatinizi çekerim özel isimden bahsediyoruz burada- ‘‘Aşk Böceği’’ mi ne, öyle bir şekilde çevirdiler mesela.

Aynı bölümde bir-iki vahim hata daha vardı ama bu hakikaten uzun süre unutulmayacak güzellikte bir çeviri hatasıydı.

Uyarayım dedim. Ailecek beğenerek izliyoruz ama hatayı da söylemek lazım, değil mi?.. Çok sık olmaya başladı.

Tam bu mevzuyu kapatıp başka bir alana deplase olmaya niyetlenmişken Sanlı Ergin geldi, ‘‘Yazı nerede?’’ diye.

Ben de durumu kurtarmak için, ‘‘Ehem, biliyor musun geçen gün CNBC-E'de böyle böyle oldu...’’ diye konuyu anlattım.

O da ‘‘Asıl Alice'de ne yaptılar biliyor musun?’’ dedi.

‘‘Bilmiyorum. Dicitürk'e kızgınlığım geçmiş değil, kullanmıyorum’’ dedim.

Anlattı. Çin yemeklerinde kullanılan Wok diye bir hadise var. İşte bu Wok'a ‘‘Yarı küresel tencere’’ demişler Alice'de... Aslında şimdi düşündüm de çok da kötü değil...

Ama bir de şöyle bir cümle duymuş ki Sanlı; o çok güzel: ‘‘Ağrı Dağı eteklerinden toplanan Ararat Kekiği...’’ Bunu beğendim işte!..

Bir de konuyla çok alakalı değil ama bir arkadaşım Karaoğlan dizisinde şöyle bir şeye rastlamış. Karaoğlan zor bir durumda aynen şu cümleyi kurmuş: ‘‘Bu olay beni aşar...’’ Af buyurun, Karaoğlan bu... İyi ki sonra da eklememişler: ‘‘Deeeermişim!..’’
X