Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ot cimrisiyim

Yaz ayları ‘rehavet’ ayları! <br><br>İnsanın canı ‘mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklıklarını’ da bahane gösterip, hiçbir şey yapmak istemiyor! İnsan kolaya çabuk alışırmış ya! Tembelliğe de çabucak alışıveriyor işte!

Yaz mevsiminin insana ‘tembellik’ getiren özelliğinin yanında, diğer bir özelliği de ‘gündem cimrisi’ olması!

Meclis tatile girip, siyaset de ‘geçici bir süre için servis dışı’ oluverince, siyasetin medyatik yüzleri de bir bir ‘yaz uykusuna’ yatıveriyorlar!

‘Popüler kültürün vazgeçemediğimiz simaları’ da teker teker yazlık mekanlara atıverince kendilerini, birkaç mayolu, selülitli, aşklı, meşkli ‘kıytırık’ olaydan başka, öyle aman da aman bir şey olmuyor şu yaz aylarında!

Yaz ayları ‘cimri’ davranıyor ‘gündem’ konusunda!

Hayatta beni en çok eğlendiren ve ilgimi diri tutan kişiler, herhangi bir şeyin ‘cimrisi’ olanlardır! Herkesin olduğu gibi benim de ‘yakın çevreme’ dair çok komik, çok görkemli cimrilik hikayelerim var tabii ki!

En çok ‘varyemezleri’ severim mesela! Onların hikayeleri her zaman çok ilgimi çeker ve güldürür beni! Ben çok eğlenceli bulurum cimrileri! Para harcamamak için kendi kendilerine buldukları ‘gerekçeler’ ne kadar eğlendirir insanı! Ya da bir yerde gereğinden fazla para harcadıklarını düşündükleri zaman yüzlerindeki ‘gergin ama gergin görünmemeye çalışan ifade’ eşsizdir! Hele topluca bir yere gidildiğinde ‘hesap zamanını’ kollamalarına bayılırım!

Geçenlerde fark ettim ki ben de çok ama çok cimriyim!

Ama benim cimriliğim ‘para’ konusunda değil! Ben de bir konuda çok ‘eli sıkıyım’ hatta pintiyim!

‘Otlar’! Yani ‘mancar’, yani dağdan bayırdan toplanan ve evde yemeği yapılan rezene, kuzukulağı, radika, ebegümeci, kuzu kulağı sapı, karalahana ve her türlü yenebilen otun cimrisiyim!

Paramı herkesle paylaşabilirim ama ‘otlarımı’ asla!

Evde ‘mancar’ yemeği olduğunda hiç kimse eve yemeğe gelsin istemem. Eğer kazara biri yemeğe gelmişse, içimden ‘Allah’ım inşallah sebze ve ot yemeği çok sevmiyordur, bir tabak yer, gerisi de bana kalır’ diye dua ederim!

Ya da ‘ot yemeği’ sevmediklerini bildiğim halde, bazı arkadaşlarımı ot yemekleri varken yemeğe davet ederim ki, hem yemeğe davet etmiş olayım, hem de ot yemeklerimi benden başka kimse yememiş olsun diye!

Her cimri gibi ben de ‘komik’ ve ‘çekilmezim’!

Bu ‘ot cimriliği’ konusunda ne kadar ‘komik’ ve ‘çekilmez’ olduğumu geçen akşam Buzada’daki Doğa Balık’ta, muhteşem İstanbul manzarasına karşı çok lezzetli yapılmış çeşit çeşit ‘otlarımı’ yerken bir kez daha fark ettim!

Beraber yemeğe gittiğim arkadaşlarım masaya gelen otları beğenmeyip yemesinler de, hepsini ben yiyeyim diye gözlerinin içine baktım!

Ama hayatta her zaman insanın her istediği olmuyor tabii!

Onlar benden daha ’otçu’ çıktı!

Ben de cimrilik yapıp, komik duruma düştüğümle kaldım!
X