Eğitim Haberleri

    ÖSS sürecinde ebeveyn olmak

    Elif KALELİ
    31.07.2007 - 11:26 | Son Güncelleme:

    Eğer ÖSS ile direkt ya da dolaylı bir alakanız varsa artık sizin için de günler daha hızlı geçmeye başladı, değil mi?

    Yılın başında ayları sayarken artık yavaş yavaş günleri saymaya başlıyoruz. Yaklaşık 1,5 milyon genç, istediği üniversitede öğrenim görebilmek için kıyasıya bir mücadele içine girecek. Üstelik ÖSS’yi diğer sınavlardan ayıran çok önemli bir özellik var. Gençlerin çoğu ÖSS ile beraber edinecekleri mesleği ve ilerdeki yaşam koşullarını da belirlediklerinin farkındalar. Yani kendilerini bekleyen geleceği şekillendirebilmek adına hayatlarını ‘ÖSS’den Önce ve Sonra’ olarak adeta ikiye ayırıyorlar.

     

    Üniversiteyi bir yüksek öğretim kurumu olarak değil, ‘olmazsa olmaz’ bir koşul olarak kabul edip, kendilerini ‘tek seçenekliliğe’ hapsediyorlar. İşte bu noktada her öğrencinin az ya da çok yaşadığı ‘sınav kaygısı’ kabusu başlıyor. Mutsuz, geleceğinden endişeli ve karamsar bir gençlik ne yazık ki kendilerini hayata döndürecek desteği pek dillendirmeseler de elbette en yakınlarından bekliyorlar.

     

    “Artık çocuğumu tanıyamıyorum. Hep sinirli hep mutsuz ne yaparsam yapayım yüzü gülmüyor!...” “Her söylediğimi yanlış anlıyor. Kızım kazanmasan da olur canın sağ olsun dediğim zaman bile öfkelenip bağırmaya başlıyor...” “Ben artık ne diyeceğimi şaşırdım. Evde ÖSS’nin lafını bile etmiyorum ama yine mutsuz yine mutsuz. Geçtim üniversiteden ben çocuğumu geri istiyorum!”

     

    İşte tırnak içinde yer alan bu yakınmalar neredeyse çocuğu ÖSS’ye hazırlanan her anne babanın zaman zaman yaşadığı durumlar. Tüm ebeveynlerin ortak sorusu: “Çocuğumla nasıl iletişim kurabilirim?” Aslına bakarsanız bu noktada kilit sözcük; empati.  Gençlerin ergenliği tüm şiddetiyle yaşadığı bu dönemde bir de sınav stresinin devreye girmesi, onların psikolojik gelişimlerini olumsuz yönde etkiliyor. Anne ve babalar sınav öncesinde ve sınav sonrasında öğrencilere psikolojik destek sağlamalı, onların bu sıkıntılı dönemlerinde yanlarında olduklarını hissettirmeli ve olumlu telkinlerde bulunarak çocuklarının başarılarına katkıda bulunmalıdır. Bu katkı sürecinde gençlerle ortak bir dil geliştirebilmenin yolu onları gerçekten anlayabilmekten geçiyor. Empati dediğimiz kilit sözcük de, ‘kendimizi karşımızdakinin yerine koyarak’ davranabilmek anlamına geliyor.

     

    Eğer siz de bir üniversite adayı olsaydınız ve ÖSS’ye sayılı günler kalsaydı neler hissederdiniz? Çocuğunuzu anlayabilmek adına günün sorusu bu olsun ve tüm dürüstlüğünüzle bu soruyu cevaplayın; uzun uzun kafanızda canlandırarak adeta bir ÖSS adayı gibi aynı heyecanı, aynı kaygıyı aynı stresi yaşamaya çalışın.

     

    Gerçekten kendinizi çocuğunuzun yerine koyabildiğiniz noktada göreceksiniz ki, iletişim kurabilmek o kadar da zor değil. Sağlıklı iletişimin bir diğer ana unsuru da elbette çocuğunuza ayırdığınız zamanı ‘kaliteli’ yaşamanızdan geçiyor. Yani gerçekten ona verdiğiniz değeri hissettirecek oranda ilgi ve şefkat göstermeniz, onu dinlemeniz şu süreçte en çok ihtiyaç duyduğu davranışlar...

     

                 Çoğu ebeveyn çocuğunun başarısını aynı zamanda kendi başarısı olarak görmek gibi bir hataya düşer. Kendi yaşamlarında çeşitli nedenlerle gerçekleştiremedikleri ideallerini çocuklarından gerçekleştirmesini ister ve bu konuda beklenti içine girer. Ebeveynler de tıpkı gençler gibi sınav yaklaştıkça strese girer ve bu süreci çocuğuyla beraber yaşar. Ancak anne babalar kendi beklentilerini çocuğuna yansıttığı noktada, öğrencinin sınav kaygısı artar ve psikolojik sıkıntılar yaşamaya başlar. Zira yüksek beklenti her zaman kaygıyı arttırır.

    “Acaba çocuğum sınavı kazanacak mı?”, “Kazanamazsa bütün emeklerimiz boşa gider…” gibi çeşitli düşüncelerin etkisinde kalan ebeveynler farkında olmadan çocuklarının sınav başarısını olumsuz etkileyecek davranışlarda bulunurlar. Çocuğunun yeterince ders çalışmadığını düşünen bazı ebeveynler onu azarlar ve öğrenciye çeşitli cezalar verirler. Anne-baba aslında bu davranışlarıyla çocuğunu ders çalışmaya veya başarılı olmaya yönlendirdiğini sanır. Farkında olmadan genci olumsuz yönde etkiler. Sınav yaklaştıkça stresi artan genç, bir de anne babanın öfkeli davranışları karşısında daha çok umutsuzluğa kapılır. Bu yüzden genç, ebeveynlerin çeşitli uyarılarına aldırış etmemeye, bazen de uyarıların tam tersine davranışlarda bulunmaya başlar. Gencin ebeveynlerine karşı davranışları sınav stresi nedeniyle çoğu zaman agresiftir. Dolayısıyla anne-babalar çocuklarına karşı daha hoşgörülü olmalılar.

     

                 Şunu unutmayın ki, öğrencinin ÖSS’de başarılı olması sadece kendisine bağlı değildir. Bu başarıda anne ve babanın tutumu çok büyük rol oynar. Bu nedenle ebeveynler sınav yaklaştıkça çocuğuna karşı daha ilgili olmalı ve onlara sevgiyle yaklaşmalıdır.

     

                 Bizim ülkemizde ÖSS’ye giren 1,5 milyon adaydan, yaklaşık olarak sadece %10’u üniversiteli olabiliyor. Siz böyle bir sınava girseydiniz ve kaybeden %90’ın içinde olma kaygısı taşısaydınız acaba nasıl bir ergenlik geçirirdiniz? Türkiye’de üniversiteli olmak her yıl daha da zorlaşıyor. Bu istatistiğin gençler üzerinde oluşturduğu psikolojik baskı ister istemez onlarda çeşitli davranış bozukluklarına yol açıyor. Bu nedenle öğrencinin beklenmedik davranışlarda bulunmasını normal karşılamak gerekir. Gencin moralini bozan, kaygılanmasına yol açan, motivasyonunu düşüren ve genci öfkelendiren anne-baba davranışları öğrencinin ÖSS’de başarısız olmasına yol açabilir.

     

                Başarısızlık ve yetersizlik duygusu ergenlik döneminde bir genç için sanıldığından daha ciddi bir özgüven bunalımı yaşatabilir. Dolayısıyla ebeveynler ÖSS sürecinde sonucu ne olursa olsun mutlaka çocuklarının yanında olduklarını onlara hissettirmeliler. Çocuğunuza karşı beslediğiniz sevginin sınav başarısıyla ilgili olmadığını, başarısız da olsa sevginizin devam edeceğini söz ve davranışlarınızla ona hissettirmelisin. Konu sınavdan açıldığında onu rahatlatıcı ve neşeli konuşmalar yaparak, sınav kaygısını aşmasına yardımcı olabilirsiniz. Empati, iletişim ve karşılıklı anlayış bu süreci atlatmanızda size destek olacak anahtar kavramlardır.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı