Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Osmanlı köyü sabah mühürlendi, akşama tekrar açıldı

Tuğrul ŞAVKAY

Aman Allahım bu ne hız!

Ataköy'de Başbakanlık Tanıtma Fonu tarafından kısmen finanse edilen, altyapısının tümü Bakırköy Belediyesi'nce yaptırılmış, giriş ücretleri ve içerideki dükkanların kiraları ise Terminal TV tarafından toplanan Osmanlı Köyü'nde sergilenen kültür katilliğine ve soytarılığa karşı gösterilen kamuoyu tepkisi üzerine adı geçen yer Bakırköy Belediyesi tarafından salı günü sabah saat 10:30'da mühürlenmişti. Böylece bazı girişimcilerin, derenin taşıyla derenin kuşunu vurmaları önlenmiş, bir tarih ve kültür kepazeliğine de son verilmiş idi.

Bu haberi dünkü Hürriyet-İstanbul'un birinci sayfasından verdik. Ayrıca içeride geniş olarak kullandık.

Ancak, tesisin mühürlendiği salı gününün akşamında, mühür yine Bakırköy Belediyesi tarafından söküldü ve tesis tekrar faaliyete geçirildi.

* * *

Salı günü, Hürriyet-İstanbul'da çıkan haberimizle ilgili olarak Osmanlı Devleti'nin kuruluşunun 700. yılı kutlama faaliyetlerinin koordinasyonundan sorumlu Devlet Bakanı sayın Fikret Ünlü'yü aradık. kendisinin görüşlerini sorduk. Bize, 'size Koordinasyon Kurulu' cevap verecek dedi.

Açık söyleyeyim, sayın bakanın üslubu hiç de hoş değildi. Adeta, size haddinizi kurul bildirecek edasında söyledi yukarıdaki sözleri.

* * *

Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı Dr. Füsun Köroğlu'nun adı Osmanlı Köyü ile ilgili haberlerimizde çok geçti.

Kendisini de görüşlerini almak için aradık. Bize, sabah erken saatlerde kurulu toplantıya çağırdığını söyleyerek cevap verdi. Şahsıyla ilgili suçlamaları haksız bulduğunu söyledi. 'Ben, bu kurulun koordinasyonunu üstlenmiş olan sekreterim' dedi. Sonra kuruldaki yüksek rütbeli askeri erkanı, üst düzey bürokratları, Tarih Kurumu temsilcisini, İlber Ortaylı gibi ünlü bazı bilimadamlarının adını saydı. Söylemek istediği, 'bu işi ben tek başıma yapmadım' idi. Son sözü ise, 'kurul şu anda toplantıda, size bir cevap yollayacağız' oldu.

* * *

Ben Dr. Füsun Köroğlu'nun adını bu işten önce bilmez idim. Dolayısıyla, kendisine iddia ettiği gibi bir kinim veya garazim olamaz.

Ama bu haber Hürriyet-İstanbul'da yayınlandığından bu yana sayın müsteşar yardımcısının adını Osmanlı Köyü projesi dışında da duyar oldum. Hem de yine aynı girişimci Terminal TV ile bağlantılı olarak. Mesela geçen yıl Ankara'da 29 Ekim törenleri ile ilgili Hipodrom'daki geçit töreni kendisine bir şeyler hatırlatıyor mu, bilemem.

Şimdi gelelim sadede.

Sayın Müsteşar Yardımcısı:

Biz burada otağın orijinal olup olmadığını tartışmıyoruz. Otağ orijinal olabilir. Bizim tartıştığımız, uygulamasını görüp görmediğinizi hala öğrenemediğimiz bu köydeki faaliyetin geneli.

1. Osmanlı uygarlığı bir köylü uygarlığı mıdır ki, parlak fikir olarak bir Osmanlı Köyü yapımı düşünülmüştür?

2. Osmanlı Köyü'nü siz veya herhangi bir kurul üyesi açılışından sonra ziyaret ettiniz mi?

Ettiniz ise bu yapılanlardan sizlerin de benim gibi yüzünüz kızardı mı?

3. Otağı hümayunun içinde kadının işi ne?

İşi yoksa o mankenin manası ne?

4. Otağı hümayunun içindeki pirinç karyola da ne demek oluyor. Otağı hümayun zifaf odası olur mu?

5. Padişahın üzerindeki güpür dantel firması reklamı nasıl bir kepazelik?

6. Osmanlı Köyü'nde kokoreççinin, burgercinin işi ne?

7. Meddah ve benzeri isimler altında sergilenen düzeysizlik sizce de utanç verici değil mi?

8. Bilumum şarkıcıların sahneye çıktığı 3-4 bin kişilik bir konser alanının Osmanlı Köyü içindeki yeri ve alamı ne?

* * *

Ayrıca bana dün telefonda kurulu topladığınızı söylemiştiniz. Sayın Fikret Ünlü de aynı şeyi söyledi. Bize kurul olarak cevap verecektiniz. Ancak gönderdiğiniz yazıda kuruldaki zevatın adı sayılmış ama yazının altında yine yalnız sizin imzanız var.

Bu soru da kurul üyelerine. Siz, hepsi çok saygın isimler taşıyan sayın kurum üyeleri, sizler bu rezilliği onaylıyor musunuz? Dr. Füsun Köroğlu'nu bu girişimde destekliyor musunuz?

Çünkü, Köroğlu'nun imzasını taşıyan açıklamada aynen şöyle deniliyor: ‘‘Söz konusu proje ile (...) arazide padişah otaklarından esinlenerek ihtiyaçlara göre düzenlenen bir çadır kurulmuş ve Osmanlı'daki günlük yaşam sergilenmeye başlanmıştır.’’

Sayın kurul üyeleri Osmanlı'nın günlük yaşamı yukarıda madde madde anlattığımız rezillikleri kapsıyor mu? Ya da ne ölçüde doğru olarak yansıtıyor?

* * *

Sorular daha uzar ama ben asıl şu soruya ayrıca cevap vermenizi istiyorum.

Bakırköy Belediyesi inisiyatif kullanarak bu kültür kepazeliğine 'dur' deyince, iğne batmış gibi Bakırköy Belediyesi'nin işlemini geriye çevirmek üzere İstanbul Valiliği'ne acilen bir yazı gönderme ve burayı acilen açtırma gereğini niye duydunuz? Devlette işler böyle hep ışık hızında mı gerçekleşiyor dersiniz!

Devlet Bakanı Fikret Ünlü’ye bir soru

Sayın Bakan, elime Ataköy'deki Osmanlı Köyü'nün açılış davetiyesi geçti. En üstte sayın Cumhurbaşkanı'nın adı var. Bu onur, böyle bir rezil proje uygulamasına nasıl verildi çok merak ediyorum doğrusu? Tabii bu sorunun muhatabı, bunu sayın Cumhurbaşkanı'na bizzat iletmediyseniz, siz değilsiniz.

Merak ettiğim bir başka husus da sayın Cumhurbaşkanının o gün o saatte buraya çok yakın bir noktada olmasına rağmen, niçin açılışa gelmediği.

Ben sayın Cumhurbaşkanı'nın böyle davranmasını saygı ile anıyorum.

Ama bu davetiyenin altında sizin imzanızın bulunmasını derin bir teessür ve teessüfle karşılıyorum.

siz bu projenin uygulamasını açılışa gelip gördünüz mü?

Bunu gördüğünüz ve sonra basındaki tepkileri okuduğunuzda ne gibi bir girişimde bulundunuz?xxx

Yoksa bu harika(!) projeyi çok mu beğendiniz sayın Bakan?

Osmanlı Köyü'ne tepkiler

Ataköy'deki Osmanlı Köyü ile ilgili yayınımızın hemen ardından gazeteye sayısız okuyucu telefonu geldi. Hemen tümü, söylediklerimizi teyit eden, girişimimizi destekleyen, haber için teşekkür eden sözlerle duygularını dile getirdiler. Bu kadar yoğun bir okuyucu desteği elbette hepimizi çok mutlu etti.

* * *

Bu arada faksların da ardı arkası kesilmedi.

Hepsini burada yayınlamak elbette mümkün değil. Ancak içlerinden birini, örnek olması dolayısıyla bu sütunlara aktarmak istedim.

* * *

Ali Kundakçı adlı okurumuz aynen şöyle yazmış:

'Sayın Şavkay,

Gazetenizin bugünkü sayısındaki yazınızda Osmanlı Köyü ile ilgili yazınızı okudum.

Samimiyetle söylüyorum, duygularımıza tercüman oldunuz.

Geçen hafta içinde orayı ailece ziyaret etmiştik. Aman Alahım, ne rezalet! Bu mu Osmanlı? Böyle bir şey olamaz.

Köyde Osmanlıdan çok bol bol kokoreçci, bol bol köfteci, sahnede düzeysiz espriler yapan ortaoyunuyla falan ilgisiz kişiler vardı.

Bu organizasyonu Terminal TV değil de Büyükşehir veya Bakırköy Belediyesi Osmanlının şanına yakışır bir biçimde yapamazlar mıydı?

Birilerinin kesesi dolacak diye o araziyi ve bu organizasyonu peşkeş çekenlere yazıklar olsun diyorum.

Saygılarımla,

Ali Kundakçı.'

* * *

Okuyucumuzdan gelen örnek faks böyle.

Peki bunlara Sayın Devlet Bakanı sayın Fikret Ünlü, Başbakanlık Tanıtma Fonu Müsteşar Yardımcısı sayın Dr. Füsun Köroğlu, Füsün Hanım'ın suça ortak olduklarını söylediği ilgili kurul üyeleri ne cevap verecek, çok merak ediyorum doğrusu.

Güzellik dağıtıyor

Florya Asfaltı'nda iki yıldır faaliyet gösteren Sebo Güzellik Merkezi, daha geniş bir mekana ihtiyaç duyduğundan yer değiştirdi. Güzellik Enstitüsü'nün özelliği, beş ayrı ünitede hizmet vermesi, farklı alternatifleri sunması ve 650 metrekarelik bir alan işgal etmesi.

Bu dev güzellik merkezinde yrı ayrı salonlar halinde erkek kuaförü, kadın kuaförü, çocuk kuaförü, güzellik bölümü ve özel tesettürlü bayan kuaförü hizmet veriyor.

Salon sahiplerinden Ayten Opçin şöyle diyor: ‘‘Ayrı ayrı kurulan bu salonlarda bir ailenin hep birlikte rahatlıkla gelip kişisel bakımlarını uygulamalarını amaçladık. Örneğin 10 yaşından küçük çocuklar için düzenlediğimiz salon tamamen özel tasarlanmış oyun alanları içeriyor. Küçük bir çocuğa yetişkinmiş gibi davranamayız. Onlar çok çobuk sıkıldıkları için onları oyalayıcı ve eylendirici bir ortam hazırlamalıydık’’ dedi.

Ayten Opçin, tesettürlü kadınlara da hizmet verdiklerini belirtiyor: ‘‘Bu bölgede türbanlı kesimin de çok yoğun olduğunu gördük. Onlar erkek kuaförlerden rahatsız oluyorlar. Sırf bu yüzden onlara hizmet verecek daha vasat salonları tercih ediyorlardı. Bu yüzden onlara özel bir salon ayırmayı uygun gördük.’’

Bu özel salonda onlar da cilt bakımı, epilasyon, masaj ve lazerli saç bakım tedavisi gibi çeşitli hizmetlerden aynı fiyatla yararlanıyor.

X