"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Osman’ı kurtaran bir şairdi

GEÇEN çarşamba günü Kanal D CEO’su İrfan Şahin’e telefon ettim, şunu sordum: “Osman kurtulacak mı?”

Bana önce beklememi söyledi, ardından daha fazla dayanamayacağımı anlayıp yaşayacağını açıkladı.
Heyecanla seyrettim, Osman’ı sevdiğim bir şair Orhan Alkaya kurtardı.
Sözünü ettiğim Osman’ın Öyle Bir Geçer Zaman ki’de oynayan küçük çocuk olduğunu artık herkes biliyordur. Dizide babasıyla deniz kenarına gittiği sırada, ayağı halata takıldığı için denize düşen dizinin çocuk oyuncusu tüm Türkiye gibi beni de merakta bırakmıştı.
Ben bir dizi seyircisi değilim, tefrika roman okuru da olmadım.
Ama bu dizide çocuk rolündeki Osman beni çok etkiledi, hüzünlü duruşu, bakışı, benim bütün çocuk kahramanları gözümün önünde canlandırdı.
Elbette yetkililerden bilgi aldım, asıl adı Emir Berke Zincidi. Annesi Sevgi Zincidi ev kadını, babası Berkant Zincidi ise tekstilciymiş.
BÂKİ HOCA’YI ANDIM
OSMAN’ın yaşadığını gördükçe, birden belleğime Bâki Hoca’nın (Abdülbâki Gölpınarlı) bize anlattığı bir olay düştü.
Hoca, Türk edebiyatından en çok Orhan Kemal’i severdi, dostlukları da vardı.
Orhan Kemal’in yine bir gazetede tefrika olarak yayınlanan Suçlu romanının çocuk kahramanı Cevdet babası hapse girmesin diye, işlemediği suçu üstlenir. Babasını uyutup parasını çalan üvey ananın suçu sonradan anlaşılır, ama Cevdet bir süre hapiste kalır.
Bâki Hoca, Cevdet’i çok sevmiştir, onun haksız yere hapishaneye girmesine gönlü razı değildir.
Tefrikayı okuduktan sonra, o gece gözüne uyku girmez, sabahın erken saatinde Orhan Kemal’in kapısını çalar.
Orhan Kemal, kapıyı açar, şaşkınlıkla sorar: “Hayrola Hoca!..”
“Kuzum Orhan” der Bâki Hoca, “Cevdet’i hapse sokma...”
Romanda Cevdet hapishaneye düşer ama hemen kurtulur.
Çok severim Hoca’nın bu tavrını. Bir okurun, bir roman kahramanı ile özdeşleşmesi, onu hayatının, düşlerinin içinde yaşatması.
* * *
ÇOCUK bizi daima etkilemiştir, bir zamanlar şehirler arası otobüslerin, uzun yol kamyonlarının arka camına, gözü yaşlı çocuk posteri yapıştırılırdı. Osman bana biraz onu anımsatıyor aslında. Sonra çocuk kahramanların çok bilinenlerini gözümün önünden geçirdim.
Siyah-beyaz televizyonun ilk dönemlerinde de ilgi çeken Alphonse Daudet’nin Jack’ı da çocuktu.
Kitabı da epeyce satılmıştı. Charles Dickens’ın Oliver Twist’ini, Kemalettin Tuğcu’nun çocuk kahramanlarını, Uçurtmayı Vurmasınlar’ın Barış’ını anımsadım.
J. D. Salinger’in Gönül Çelen’inin (Çavdar Tarlası’ndaki Çocuklar) Holden Caulfield’ı da yine benzer hüznü yaşatırlar insana...
* * *
KÜÇÜK yaşta ün ve para kazanmanın çocuk ruhu üzerindeki etkilerini hep düşünürüm.
Osman’ı severek seyrediyorum, onun için bir diziyi bekliyorum ama bir yandan da küçük yaştaki oyuncuların psikolojilerini düşünüyorum.
Çocuk aktörlerin, aktrislerin sonraki psikolojilerini düşünüyorum.
Evde Tek Başına’nın ünlü oyuncusu Macaulay Culkin’in ünden sonraki engebeli yaşamını, sinema meraklıları bilir.
Dizi çekilirken, Osman’ın yanında annesi ya da babası bulunuyormuş, bir pedagog, iki oyuncu koçu da onun yanındaymış, bir de oyun odası varmış.
* * *
OSMAN’ın sevgisiyle dizi seyredeceğim aklıma gelmezdi.
X