"Cengiz Semercioğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cengiz Semercioğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cengiz Semercioğlu

Oscar’a gidecek film Kelebeğin Rüyası mı?

Farkında mısınız Türkiye’de her ödül töreni, her birincilik tartışılıyor da Oscar’a gidecek filmler konusunda hiçbir tartışma yaşanmıyor...

Bu yıl Kelebeğin Rüyası aday adayı filmimiz, kimseden hiçbir itiraz yükselmiyor...
Benim başlığa çıkardığım soruyu soran bir Allah’ın kulu çıkmadı daha...
Geçen sene Ateşin Düştüğü Yer seçildiğinde de çıkmamıştı...
2011: Bir Zamanlar Anadolu’da...
2010: Bal...
2009: Güneşi Gördüm...
2008: Üç Maymun...
2007: Takva...
2006: Dondurmam Gaymak...
Hiçbirinde kıyametin koptuğunu hatırlamıyorum.
Neden o film değil de şu gitmiyor tartışmaları hiç yaşanmadı.
Nasıl olsa aday adaylıktan öteye geçemeyeceğimiz, hiçbir zaman Oscar’ın gerçek adayı olamayacağımız için demeyin...
Aday adayı olmak bile çok önemli...
Söyleyeyim neden tartışma yaşanmadığını;
Çünkü Kültür Bakanlığı sektörün gerçek dinamiklerine danışıyor bu konuyu.
“Ben yaptım oldu” demiyor...
SİNEBİR, SETEM, SENARİSTBİR, BSB, BİROY, SESAM, SEYAP, FİYAB, TESİYAP, SİYAD, FİLMYÖN, SİNESEN’den oluşan Sanatsal Etkinlikler Komisyonu’na soruyor.
Merak eden açılımlarına baksın yukarıda kısaltmalarını yazdığım yapımcılar, yönetmenler, senaristler, eleştirmenler ve oyunculardan oluşan dernek ve sendika temsilcileri de oturup Oscar’a aday adayı olacak filmi belirliyor.
Sonuç: Kamuoyunda hiçbir tartışma yaşanmıyor.
Tam tersi olsa, Kültür Bakanlığı kendi belirlese tartışma bitmezdi...
“Ben en iyisini bilirim”, “Ben yaptım oldu” demek yerine işi uzmanlarına soran bu anlayışın devletin her kademesine hakim olması dileğiyle Kelebeğin Rüyası’na bol şans diliyorum...
Bence de gitmesi gereken film oydu...

Tombişin Hikayesi

Belgeselin tanımı da TDK’da değişti mi?
Başbakan’ın konuk olduğu Usta’nın Hikayesi günlerdir belgesel belgesel diye tanıtıldı...
Yasemin’in Penceresi’nden hallice bir program izledik ya da İşte Hayatınız’dan...
Belgesel falan değil bildiğimiz sohbet programıydı bu. Programın sunucularından Ferda Yıldırım kötüydü, Ertem Şener çok kötü...
Soru sorma şekillerini falan geçtim, diken üstünde oturan halleriyle kafadan kaybettiler zaten.
Ünlülere gelince...
Doğrusunu söylemek gerekirse Orhan Gencebay dışında kimsenin ortak bir anısı yokmuş zaten. Başbakan’ın sanat dünyasına ciddi ciddi çok uzak olduğu ortaya çıktı. Kimi Yunanlı taksiciyle macerasını anlattı, kimi hayranlığını...
Ama benim aklımda koca programdan geriye bir tek Tombişim kaldı...
Gül gül öldük vallahi!
İlahi Şahan! Allah da seni güldürsün...
Not: Oysa ben Başbakan Erdoğan’ın özel hayatını anlatmasını sevdim, keşke böyle ağdalı bir program yerine daha doğru bir kanalda, daha doğru sunucularla spontane bir şekilde gerçekleşseydi bu sohbet...

Kapalıçarşı’yı Bond da kurtaramadı...

Eee dostlar, James Bond’u Kapalıçarşı’nın çatısına çıkardık da ne oldu?
Turist sayısında patlama mı yaşadık?
İstanbul’un çok büyük tanıtımı mı oldu?
Adamlar tarihi bir mekanı tepe tepe kullandıklarıyla kaldılar. Tartıştık tartıştık sonra yine unuttuk Kapalıçarşı’yı...
Dün gazetelerde vardı, içerideki esnaf taşıyıcı kolonlara zarar vermeye devam ediyormuş. Kapalıçarşı yıkıldı yıkılacak deniyordu. Anlayacağınız Kapalıçarşı’yı Bond da kurtaramadı.

Basit olmak...

Microsoft’un Nokia’yı 7.2 milyar dolara satın alması son günlerin en önemli ekonomi haberiydi.Dün gazeteler şu başlıklarla verdi haberi:
Nokia cebini Microsoft’a açtı...
Bill Gates Nokia’yı cebine attı...
Microsoft, Nokia’nın cebini aldı...
Nokia cebini Microsoft’a sattı...
Bütün ekonomi servisleri ceple ilgili nasıl daha ilginç olabiliriz diye yarışmış.
Başlıkta cep metaforu yapmayan iki gazete gördüm: Biri Habertürk; “Mantık evliliği” demiş...
Diğeri Radikal; “Nokia artık Microsoft” başlığını atmış.
Bazen basit olmak en güzeli oluyor.

X