Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ortaya karışık klip alemi

Sabahtan beri müzik kanalları arasında zaplıyorum. Sabahtan beri derken de abartmıyorum...

Bir haftaya yakındır veli stepneliğine soyunduğum yeğenim 07.45’te servise binmek için evden çıkarken TV’de müzik kanalı açıktı. Çocuk akşamüstü saatlerinde okuldan döndü ve beni aynen bıraktığı şekilde buldu.

Korkarım büyüyünce bana benzemek istemesinde, benim bu gibi hallerime şahit olmasının büyük oranda payı var. Zannediyor ki büyüyünce bütün gün müzik kanallarının karşısında elinde kumandayla takılmak gibi bir meslek dalı var. Üstelik bu ona, yaşı henüz 11 olduğu için gayet de eğlenceli geliyor. Çocuk çile doldurduğumu nerden bilsin?!

Neyse ya, büyüyünce bir daha konuşuruz... Bazı şeyleri zamana bırakmalı...

Günü gelince, ‘Aaa, ne şanslısın; sen bütün gün müzik klibi mi seyrettin?’ şeklindeki haset içeren sorusunu niçin ‘Evet bebeğim, tam da o yüzden ağlamak istiyorum’ diye yanıtladığımı anlar...

Söylemiştim değil mi? Sabahtan beri müzik kanallarının arasında zaplıyorum.

Sagopa Kajmer’in klibini yakalayabilmek gibi bir arzum vardı, ki geçtiğimiz haftanın belli saatlerini ve bugünün tamamını bu gaye peşinde nafile hacamat etmiş durumdayım. Pes etmiş değilim fakat... Haftaya inşallah...

Onu izleyebilme ümidiyle zaplar dururken şaşırmayacağınız üzre, sürü sepet klibi, bir daha, bir daha, bir daha izledim. Farklı şarkıcıların birbirine benzer şarkılarını, aynı şarkıcının birbirine benzeyen farklı şarkılarını, farklı VJ’lerin benzer geyikleri eşliğinde bir daha, bir daha, bir daha... Tekrar tekrar, tekrar...

Hál böyle olunca, insan mevzua daha sofistike (!) bir bakış açısıyla yaklaşıyor. Gelsin kombinasyonlar, gitsin korelasyonlar...

Yüksek müsaadenizle, bu hafta klip álemi, kuşbakışıyla huzurlarınızda...

BİRİNDE DEKOLTE GANİ GANİ, ÖBÜRÜ YİNE BİKİNİYLE...

Gözümüz aydın, mankenden devşirme şarkıcılar kervanına (!) yeni bir isim ekleniyor. Yeni derken, kendilerinin daha önce Adrenalin isimli grup ‘proce’sinde yer almışlığı, yer almakla birlikte boyunun ölçüsünü almışlığı da bulunuyor.

Evvet, bildiniz; mankenliğe gözyaşlarıyla suladığı bir jübileyle -kendi ifadesiyle ‘kavuğunu Ece Gürsel’e bırakarak’- veda eden ve bundan böyle şansını solo şarkıcılıkta deneyeceğini söyleyen Gizem Özdilli’den bahsediyoruz.

Ebru Destan’ın beş bin adet bile satmamış albümüne yeni bir klip daha çekmiş olmasından (Şarkı: Bir Sağa Bir Sola... Yorum: Ne siz sorun, ne ben söyleyeyim) güç almış olsa gerek...

Var ya, bunlardaki yenilen pehlivan azmi kimi has müzisyenlerde olsa, şimdiye bırakın kulak ve ruh sağlığımızı, memleket kurtulmuştu.

Aman neyse ya... ‘Kendileri bilir, demek ki parasını sokağa atmaya gönüllü yapımcı buldular’ diyor, repertuarının selameti açısından naçizane, küçük bir öneride bulunduktan sonra konudan sessizce uzuyorum:

Bu aralar Hilal Cebeci, dekoltesi gani kıyafetiyle sultan sefaları sürdüğü bir klipte, eskilerin klasiği Azize’yi; Pop Star’la meşhur olmuş Firdevs ise, yine bikinileriyle, Azeri klasiği Sen Gelmez Oldun’u söylüyor.

Her iki eski şarkı da huzura, melodi ve ancak iman gücüyle duyulabilen vokal üzerine döşenmiş cıstak düzenlemeler eşliğinde geliyor.

İşte diyoruz ki Gizem Özdilli de albümüne, yine eski bir klasik olan ‘Gülizar’ı alsın.

Kendilerinin hazin aşk hayatını yıllardır magazin programlarında izler dururuz malûm.

‘Kıskanmakta haksız mıyım Gülizar? / Bu sevdada bahtsız mıyım Gülizar?’ sözleri, cıstak model, Gizem Hanım’a yakışır mı yakışır...

TOPUKLUYLA YÜRÜYEMİYORLAR YA, PEK SEVİNDİM

Power TV’de Hepsi grubunun Her Şeye Rağmen şarkısına çekilen klibin kamera arkası görüntüleri yayınlanıyor.

Bir süredir, -yeğenim ve arkadaşları sağ olsun!- 10 küsur yaşlarındaki kızların Hepsi için nasıl saçını başını yolduğunu müşahede etme şansına (!) sahibim. Hepsinin anket defterlerinde, en sevilen şarkıcı ve grup hanesinde: Hepsi... Kızların hepsi, Hepsi olma sevdasında... Onların dans figürlerini birebir attırmacasına...

Klip, bildiğiniz üzre, bir nev’i Ayşegül serisi. Grubun elemanlarını farklı faaliyetlerde izliyoruz.

Nasıl ki Ayşegül Küçük Anne, Ayşegül Tatilde, Ayşegül Okulda filan vardı. Burada da bölüm bölüm aynı hikáye: Hepsi Tatilde, Hepsi Çölde Dans Ediyor, Hepsi podyumda...

Hepsi üyelerinin, mankenleri canlandırdıkları podyum sahnesinde, topuklu ayakkabı üzerinde yürümekte zorlandıklarını görüyoruz. (Bunu kendi ağızlarıyla da söylüyorlar.) Niyeyse, sevinir gibi oluyoruz.

Klibin yönetmeni Süleyman Yüksel, çekim sırasında poz veren kızlara; ‘Şımarıklığı abartmayalım!’ diye komut veriyor.

Şımarıklığın abartılmaması gerektiğini düşünen bir yönetmen var diye sevinçten coşma kıvamına geliyoruz. (Amirlerime özel not: Bu klip yazıları zaten olmayan ruh sağlığımla oynuyor!)

SUŞİ SEVER STARLARIMIZ

Yarın uyandığımda bir mucize gerçekleşmiş olsa: Bir anda müzik piyasasında starlığa göz dikmiş billur sesli bir hanımefendi sanatçı olarak uyansam...

Yine de: Hiç şansım olmaz. Zira -biliyorum çok utanç verici bir durum (!)- denizden babam çıksa yerim ama maalesef suşi sevmiyorum.

Ne aláka mı?..

Efen’im yine Power TV’de starlarımızın bir günlerini anlatan bir program var. İşte orda Sertab Erener’in bir gününü izliyoruz; öğle yemeğinde sofraya ilahi bir lezzet olarak suşi geliyor. Bengü’yü izliyoruz; haydaaa, öğle yemeğinde yine huşu içinde suşi götürülüyor.

Bu da bizi, Korhan’ın Yaz Beni isimli şarkısına, yine Süleyman Yüksel yönetiminde çekilmiş, niyeyse pek geyşalı ve japone temalı (!) klibe getiriyor. Programda popçular, dinleyicilerin sorduğu sorulara yanıt veriyorlar. Bir dinleyici, klipte neden geyşa kullanıldığını sormuş. Korhan, bu fikrin yönetmen Süleyman Yüksel’e ait olduğunu, plajda bikinili kızların kullanıldığı bir klip çekmektense böyle değişik bir şey yapmayı daha akla yakın bulduklarını anlatıyor.

Öyle yani, klasiklerden gideceksek plaj ve bikini, orijinalsek, geyşa ve kimono...

Oysa yok öyle bir şey. Hiç olur mu yahu? Suşi, pop aleminin olmazsa olmazı bi’ kerem...

Peee, Süleyman Bey, gerilerden nal, pardon Japon işi topluyor.

TARKAN’A LAF ETMEYELİM

Şimdilerde bir ‘Tarkan bitti... Yok bitmedi, konser verdiği her şehri salladı... Yok, şişmanladı, efemine oldu, valla bitti... Yok, bitmedi, ölüsü bile topunu gömer...’ muhabbeti pek popüler ya...

Bütün bu kakofoni içinde Kuzu Kuzu’nun akustik versiyonuna çekilmiş olan klibe bakıyorum da... O klip var ya o klip...

O Tarkan var ya o Tarkan...
X