"Vahap Munyar" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Vahap Munyar" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Vahap Munyar

Ortasından fay hattı geçen fabrikam yıkıldı, Bolu’dan çıkıp Beylikdüzü’ne taşındım

Özyaşar Tel ve Galvaniz A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Çokyaşar, geçen hafta içinde aradı:

- Malatya’ya yeni atanan valimiz Vasip Şahin’le bir arkadaşımızın teknesinde buluşacağız. Sizi de bekliyoruz.

Geçen perşembe akşam saatlerinde Four Seasons Bosphours Otel’e yanaşan tekneye bindiğimizde sahibinin İnanlar Holding Yömetim Kurulu Başkanı Serdar İnan olduğunu öğrendik.

Malatya’daki görevine 31 Ağustos’ta başlayan Vali Vasip Şahin onuruna düzenlenen buluşmaya katılan 12-13 kişilik grupta Serdar İnan ve Ömer Çokyaşar’ın yanısıra Özyaşar Tel ve Galvaniz Yönetim Kurulu Üyesi Derviş Ali Çokyaşar, Beysan oturma gruplarını üreten Oğuzbey A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Oğuz, Malatyalı İşadamları Derneği (MİAD) Başkanı Yunus Akdaş, TOKİ İstanbul Emlak Daire Başkanı Ali Seydi Karaoğlu, 360 Bosphours’un Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Aktürk ile Genel Müdürü Abdulkerim Çay vardı.

Vasip Şahin, önceki görev yerinin Düzce olduğunu belirtince Erdal Oğuz’un 12 Kasım 1999’daki deprem anısı canlandı:

- Sayın Valim, ben Beysan oturma gruplarını üretiyorum. Fabrikamı 1998’de Bolu’da organize sanayide kurmuştum. Depremde fabrikam yıkılmıştı.

Araya girdim:

- Tamamen mi yıkıldı?

- Deprem olunca ortasından fay hattının geçtiğini gördük. Üretim yapamaz hale geldik.

Vasip Şahin de o günleri anımsadı:

- Ben de o dönemde vali yardımcısıydım. 12 Kasım 1999 Düzce depremini orada yaşadım.

Erdal Oğuz’a deprem sonrasını sordum:

- Sonra ne yaptınız? Fabrikayı başka yere mi taşıdınız?

- Bolu’daki yerimiz kiralıktı. Hemen oradan ayrılıp, 2000 yılı aralık ayında İstanbul Beylikdüzü’nde bulunan şimdiki 10 bin metrekarelik yerimize taşındık.

- Beylikdüzü’ndeki yer mülkünüz mü?

- Evet, onun için fabrikayı şimdiki yerine taşımış olduk.

Sonra söz Vali Şahin’in Malatya’ya atanmasına geldi:

- Malatya’ya yabancı sayılmam, 20 yıl önce 1990-1992 döneminde Pütürge ilçesinde kaymakamlık yapmıştım.

17 Ağustos 1999 Gölcük ile 12 Kasım 1999 Düzce depremi, ortasından fay hattı geçen fabrika ve konutları gözler önüne serdi, Türkiye deprem gerçeğini o günlerde daha iyi anladı...

O günlerde yaşanan büyük acılar sonrasında Erdal Oğuz gibi fabrikasını, evini başka yerlere taşıyanlar da oldu, herşeyini kaybedenler de...

Lale’yi çok üzdüğüm için özür diliyorum

SEVGİLİ Yurtsan Atakan’ın vefat haberinin şokuyla zihnimde canlanan hastalık sürecinin ilk dönemlerinde tanık olduğum bazı şeyleri arkadaşlar arasında konuşurcasına yazıya döktüm, toprağa verildiği gün yayınladım.

/images/100/0x0/55eaea29f018fbb8f89eccfcYurtsan’ın o günlerde yemek borusu kanserini atlatabilmek için ABD’de operasyon geçirmesi gerektiğini, dönemin Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök’e durumu yansıtmamla Hürriyet’in de masraflara katkıda bulunduğunu belirttim.

Sözünü ettiğim “katkı”, masrafların tamamı şeklinde algılanmış. Oysa özellikle Yurtsan’ın başına gelen yemek borusu kanseri, hem zor, hem de oldukça masraflı bir operasyonu gerektirmişti.

Sevgili Yurtsan, o günlerde daha 6 aylık evli olduğu eşi Lale’nin de büyük desteğiyle önce Türkiye’deki uzmanların kapısını çalmış, bu alanda önde gelen isimlerden, “ABD’de ameliyat olsan daha iyi. Biz bu operasyonu yapmak istemeyiz” tavsiyesini almıştı.

Nitekim Yurtsan, eşi Lale’yle birlikte Türkiye’nin önde gelen uzmanlarını tavsiyelerine uydu, ABD’ye gidip ameliyat oldu. Hürriyet’in o günlerde kendisine verdiği katkı, masrafların yanında elbette küçük kaldı.

Ben bu durumu, küçük de olsa bir dayanışma örneği gibi düşünüp yazdım. Bir meslektaşım bu durumu, “Hayrı başa kakmak ve kendime kahramanlık hikayesi çıkarmak” şeklinde değerlendirmiş, yadırgadığını belirtmiş.

Doğrudur, bizim kültürümüzde büyük de olsa, küçük de olsa yapılan yardımın mahrem kalması esastır ve makbuldür. Yurtsan’ı toprağa vermişken, bunun üzerinden “kahramanlık” yapmaya kalkmak, ne bana, ne de başkasına yakışır.

Böyle bir algı yarattıysam özür diliyorum... En çok da sevgili Lale’yi üzdüğüme yanıyorum...

Nur içinde yat Yurtsan...

X