Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ortalama yargılama süresi 1 yıl olacakmış... İnanalım mı?

GELİN bugün biraz rakam konuşalım.

Adalet Bakanlığı’nın Adli Sicil Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre, sadece özel yetkili savcılıklarda 2010 yılında dosyalar ortalama 648 günde tamamlanmış.
Neredeyse iki yıl sürmüş soruşturma evresi ve sonunda iddianame yazılıp mahkemeye verilmiş.
Bu rakam 2002’nin 905 ve 2006’nın 946 gününe göre bir ilerleme belki ama takdir edersiniz ki süre çok uzun.
Özel yetkili mahkemelerimizin iş yükü de bir hayli fazla. Bu mahkemelerde 2010 yılında toplam 86 bin 800 kişi hakkında nihai karar verilmiş. Bunların sadece 33 bin 405 kişi hakkında olanı mahkumiyet kararı. Bu mahkumiyetlere 1750 kişi için verilen ‘hükmün açıklanmasını ileriye bırakma’ kararını eklesek bile çok düşük bir mahkumiyet yüzdesinden söz ediyoruz demektir. Bu mahkemelerde yargılanan 10 kişiden 4’ü mahkum olmuş 2010’da. Geri kalan 6 kişi için türlü çeşitli sebeplerle mahkumiyet çıkmamış.
Yani şöyle düşünün: Savcılar, ortalama 648 gün soruşturmuşlar ama ortalama yüzde 38 mahkumiyet elde edebilmişler.
Aynı mahkemelerden 2010’da çıkan mahkumiyet kararlarının Yargıtay’da nasıl sonuçlandığını ise ileride öğreneceğiz. Ama mahkumiyet oranı daha da düşecektir, emin olabilirsiniz.
Peki özel yetkili mahkemelerimiz 2010’da toplam kaç davaya bakmışlar? 15 bin 4 dava görülmüş, bunlardan 8 bin 711’i sonuçlanmış, 6 bin 293 dava ise 2011’e sarkmış. Yani eldeki açık dosyaların yüzde 58’i kapatılmış.
Peki ortalama kaç gün sürmüş yargılama? 285 gün. Dile kolay, 285 gün. Tabii bu özel yetkili mahkemeler ortalaması. En uzun yargılamayı İstanbul’daki mahkemeler yapmış, ortalama 449 gün sürmüş bir davanın başlayıp bitmesi. En kısayı ise Van yapmış, 179 günde bitirmiş işi.
Özet yapalım: Suçlanan 10 birey var. Bu 10 kişi için savcılar 648 gün soruşturma yapmışlar, dava açmışlar. Bu davalar 285 gün sürmüş. Ve toplamda 933 günü adli süreç içinde geçen o 10 bireyden sadece 4’ü hakkında mahkumiyet kararı elde edebilmiş savcılar.
Tabii maalesef şunu bilmiyoruz: O 10 birey soruşturma ve kovuşturma evresi olan 933 günün ortalama kaç gününü tutuklu olarak hapiste geçirdi acaba?
Bu bana göre dehşet verici bir istatistik. Bugün adalet ve yargı alanında yaşadığımız sorunlar, demokrasimizin, rejimimizin demokratik niteliğinin sorgulanmasına yol açan sorunlara dönüşmüş durumdaysa, bu istatistikleri çok dikkatli okumakta ve hep gündemde tutmakta fayda var.

Savcıların soruşturma kalitesi yükselmeden yargı hızlanmaz!

MADEM istatistiklere gömüldük, devam edelim.
Özel yetkili savcılıkların soruşturduğu insan sayısında 2007’den sonra müthiş bir patlama olmuş.
O yıla kadar soruşturulan insan sayısı hiç 10 bini bulmazken birden bire 2008’de 12 bin 464, ertesi yıl 2009’da 69 bin 295 ve 2010’da 68 bin 108 kişi hakkında soruşturma açmış savcılar.
Acaba ne olmuş da bu savcılarımız ansızın atağa kalkmış?
Neyse, bu sorunun cevabını hükümet biliyor. Biz 2010 yılı rakamlarına biraz yakından bakalım.
Özel yetkili savcılıklarımız 2010 yılında toplam 68 bin 108 kişiyi soruşturmuş. Az önce yazdım, ortalama soruşturma süresi 648 gün.
Peki bu 68 bin 108 kişiye ne olmuş? Bunlardan 36 bin 364’ü, yani yüzde 53’ü hakkında kamu davası açılmış.
Sistemi görüyor musunuz? En üstten sisteme yaklaşık 70 bin bireyi sokuyorsunuz, polisler geliyor, savcılar geliyor, adliyeler, ifadeler, parmak izleri, aramalar vs.
Sonra bu 70 bin kişinin yarıya yakını (yüzde 47) hakkında dava bile açılmıyor. Ama kalan yüzde 53 mahkemeye düşüyor.
Bu arada tutuklananlar da oluyor mutlaka, onlar kaderlerini hapishanede bekliyor. Ama her şart altında soruşturma zaten 648 gün sürüyor, neredeyse iki yıl.
Sonra bu yüzde 53’lük kitle, ortalama 285 gün yargılanıyor ve onların da yüzde 40’ı mahkum oluyor, geri kalanı serbest kalıyor.
Ardından işin bir de Yargıtay aşaması var, orada mahkumiyeti bozulanlarla birlikte o orijinal 70 bin kişi azaldıkça azalıyor.
Bu sistemde büyük bir sorun var, buna hiç kuşku yok. Ve sorunun adını da açık açık koymak lazım: Özel yetkili savcılıklarımızın yürüttüğü soruşturmaların kalitesi hiç de ‘özel’ değil.
Kabaca davaların yarısının mahkumiyet olmayan bir sonuçla bitiyor olması, o insanların ya gereksiz yere suçlandığını ya da suçlarının savcılarca kanıtlanamadığını gösteriyor.
Her durumda, çok sayıda insan hakkında gereksiz yere dava açılıyor, kurunun yanında yaşın da yanması bizim adalet sistemimizin kendisi olmuş.

Keşke sorun sadece özel yetkili mahkemelerle sınırlı olsa...

BUGÜN bu yazıda özel yetkili savcılıklar ve mahkemelerle ilgili rakamları yayınladım ama bu savcılıklar ve mahkemeler aslında Türk yargısının tamamı demek değil. Bir de normal ağır ceza ve asliye ceza mahkemeleri var, savcılar var.
Özel yetkililerdeki istatistikler üç aşağı beş yukarı yargının geri kalanı için de geçerli. Son dönemde özel yetkili mahkemeler çok gündemde, o yüzden oradaki rakamları kullandım, yoksa resmin tamamı çok daha moral bozucu.
Hele bir de işin Yargıtay boyutu var ki, onu konuşmaya başlarsak bitiremeyebiliriz bile.
Türkiye’de siyasi partilerin kendilerine isim seçerken ‘adalet’ kelimesini kullanması boşuna değil. Mesele, o ‘adalet’in gerçekten herkes için ve eşitlikçi biçimde tesis edilmesinde.
Türkiye’de yargı alanı çok ve büyük reformlar bekliyor. Bu reformların bazıları da radikal olmak zorunda.
Gelin yarın da devam edelim adaleti konuşmaya...

X