Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ortaköy çağrısı

<B>ORTAKÖY </B>Camii’nin iki mimarı <B>Garabet</B> ve <B>Nigoğus Balyan</B> efendilerdir.<br><br><B>‘Millet-i sıdıka’</B> mensubu bu cennetmekán ustalarımız Ermeni aidiyet taşırlar.

Zaten, önceki günkü kameraların kadrajına girmiyordu ama malûm, Müslüman ibadethanenin hemen yanıbaşında da Rum kilisesi ve Musevi sinagogu bulunur.

Dolayısıyla, Bush’un tüm dünya medyasında çıkan ve geri planında Osmanlı baroğu kubbeyle, Avrupa- Asya köprüsünü yansıtan fotoğrafı evrensellik arzediyor.

Övünelim ki övünelim ve de Cengiz Çandar’ın deyimiyle, ‘İmparatorluk mesajları’nın bir İmparatorluk başkentinden, yani bizim ‘Payitaht’ımızdan; bizim ‘Dersaadet’imizden; bizim ‘Konstanniye’mizden verilmiş olduğunun altını çizelim.

Zaten, ABD Başkanı’nın ‘Ortaköy Çağrı’sı başka nereden yapılabilirdi ki?

* * *

HİÇBİR yerden, çünkü Hint Cava’sından Okyanus Marakeş’ine ve Tatar İdil ovasından Habeşi çöl vahasına uzanın, İslam alemi içinde böyle bir mıntıka yoktur!

Kabul, Kudüs, Kahire, Gırnata da sayılabilir ama, dini harmanlama yetmez.

Bunları ‘emperyal’ bir şehir peyzajına yerleştirmiş olmak da yetmez.

Aynı zamanda, ‘cihanşumul’ bir devlet kurmuş ve sürdürmüş olmak gerekir!

Tabii buna bir de, yukarıdaki İslam aleminin kollektif hafızasında hala tüm kutsi yerleşikliğini koruyan ‘hilafet merkezi’ statüsünü ekleyin.

O halde, kendi kamuoyuna yönelik hesaplar bir yana, George W. Bush esas olarak Müslüman dünyaya hitap eden ve ‘medeniyetler çatışması’na karşı çıkan ‘mesajı’nı Ortaköy manzarası önünde vermeyecekti de, başka nerede verecekti ki?

* * *

DALDAN dala atlıyorum, bizim de benimsediğimiz ve modern Fransızcadan diğer pekçok dile geçmiş olan ‘laiklik’ (laicite) kelimesi İngilizcede yoktur.

Anglo-Sakson ülkelerde bunun karşılığına ‘sekülarizm’ (secularism) denir.

Yerim yok, dolayısıyla burada Fransız devrimin aksine İngiltere’de gerçekleşen Cromwell’ci evrime; Anglikan Klisesi’nin sonraki bölünmüşlüğüne; Yeni Dünya’ya göç eden ilk kolonilerin bu bölünmüşlüğün uzantıları olmasına girmeyeceğim.

Ama şu kesin, Amerikan ‘sekülarizm’i ‘laiklik’ kavramından hayli farklıdır.

Okyanus ötesindeki ‘lá-dini’lik, Voltaire’in henüz mevcut olmayan tanımı kullanmadan teorize ettiği ve ‘dünyevi prens’in ‘ilahi din’e müdahalesini meşru kıldığı ‘laiklik’e oranla daha ‘şahsi’, daha ‘esnek’ ve daha ‘pragmatik’tir.

Belki bunun kökenini, aslında çok mutaassıp ve fanatik o ilk kolonilerin anavatan İngiltere’deyken inanç tarzlarını yaşayamamış olmalarında; dolayısıyla da, yeni sahada ‘serbesiyetçi’ bir devlet-din ilişkisi benimsemelerinde aramak gerekir.

Fakat, sebep ne olursa olsun sonuç değişmediğinden, şunu söylemek gerekir:

Amerikan ‘sekülarizm’i, tabii ki Müslümanlar da dahil, ‘öteki’nin imanına saygı duymanın ötesinde genel olarak ‘d-i-n’i; yani bütün dinleri kollar.

* * *

BU açıdan irdelendiğinde de, hazreti günahım kadar sevmesem dahi, bizzat kendisi ‘İncilci’ tarikata mensup ‘W’ rumuzlu George Bush’un önceki gün İslam alemine yaptığı ‘Ortaköy Çağrısı’nda samimi olduğundan hiç kuşku duymuyorum.

Doğru, ABD lideri bizim İmparatorluk başkentimizden kendi ‘İmparatorluk mesajı’nı iletti ama unutmayalım ki, tarihin tüm imparatorlukları hoşgörüyü de aşıp, ancak ‘çok dinliliği’ özümsedikleri oranda ‘evrensel’ kimlik kazanabilmişlerdir.

Zaten, Bush’un fotoğrafı arkasındaki ‘cihanşumul’ şehir peyzajına tekrar bakın, Hristiyan Balyan ustalarımızın gönyesinden çıkmış Müslüman camii pırıldıyor.
X