Gündem Haberleri

    Ortadoğulu bir Türkiye görmek istemiyorum

    Gülden AYDIN gaydin@hurriyet.com.tr
    29.09.2013 - 01:42 | Son Güncelleme:

    Metroda kızlarla erkeklerin el ele tutuşmasının ardından yapılan anonsu, vapurda oturma şekline karışılmasını doğru bulmuyor. “Ahlakın polisi devlet erki değil” diyor. Lakabı ‘Atom Karınca’... Londra Üniversitesi King’s College’da doktora yaptı. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Ali Köse’ye göre, İslam dünyasının tamamında bir kadın problemi var: “Eşimi ve iki kızımı Roma’ya bir haftalığına tatile gönderdiğimde aklıma cinsel saldırıya uğrayacakları gelmiyor. Çünkü orada öyle bir problem olmadığını biliyorum. Ama fakültemdeki kız öğrenciler, umreye giderken Mekke’deki otelin Kâbe’ye yakın olmasında ısrar ettiler. Otelden gittikleri bizim Harem dediğimiz, her türlü kötülük yapmanın haram olduğu bir mahalde cinsel açıdan kendilerini güvende hissetmiyorlar. Meğer çocuklar başka şeylerden korkuyormuş. Orada kaçırma, tecavüz olayları var.”

    Din sosyoloğu Ali Köse’ye göre, Türkiye bir Afganistan, Pakistan olmadıysa bunu imam hatiplerin ve ilahiyat fakültelerinin müfredat bütünlüğüne borçlu: “İmam hatip ve ilahiyat fakülteleri, Türkiye’de radikal uçlara kayan kitlelerin oluşmasını engelliyor. Tevhidi Tedrisat, belki çok katı uygulandı ama din eğitiminde birliktelik sağladı. Pakistan’da bir tane İslam yok, onlarca, yüzlerce yorumu olduğu için kendi aralarında çatışma oranı çok yüksek. Bizim kendi kendimize adam olma ihtimalimiz yok. İyi ki Batı tecrübesi var. Olmasaydı Afganistan, Pakistan’daki gibi birbirimize silah çeker, kabile devleti olurduk. İslam ülkeleri Batı’dan 300 yıl geride. Çünkü Batı devletleri 300 yıldır halklarına silah doğrultmuyor.”
    Ali Köse, sosyolojik olarak bakıyor ve modernleşme sürecini sağlıklı bir şekilde adım adım yaşadığımızı söylüyor. “Türkiye’nin modernleştiğini, laikleştiğini kabul etmeliyiz” diyor: “Mental yapımız laik. Avrupa bunu savaşlı, biz savaşsız yaşadık. Herhangi bir İslam ülkesinde dini alan, siyaseti ve toplumsal yaşamı etkileyen bir otorite. Ama Türkiye’de dini otorite makamı yargı makamı değil. Sadece dinin nasıl yaşanması, inançların seçiminin ne olması gerektiğine dair insanlara yol gösterir. Kabul ve reddedenler olur ve her türlü eleştiriye açıktır. Din adamlarının siyasetten uzak durmaları, siyasi bölünmelere neden olan konularda açıklamalar yapmaması gerektiği kanaatindeyim.” Prof.Köse, Türkiye’de din otoritesinin topluma şekil veren, kalıp veren bir otorite olmadığını ama İslam dünyasının bu anlamda laikleşmediğinin altını çiziyor: “Erdoğan, Mısır’a gittiğinde laikliğin nimetlerinden bahsetti ama o dakikadan itibaren İslami hareketi kızdırdı.”

    UMREDE TECAVÜZ KORKUSU


    Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı’na göre, İslam dünyasının tamamında bir kadın problemi var: “Eşimi ve iki kızımı Roma’ya bir haftalığına tatile gönderdiğimde aklıma cinsel saldırıya uğrayacakları gelmiyor. Çünkü orada öyle bir problem olmadığını biliyorum. Ama fakültemdeki kız öğrenciler, umreye giderken Mekke’deki otelin Kâbe’ye yakın olmasında ısrar ettiler. Otelden gittikleri bizim Harem dediğimiz, her türlü kötülük yapmanın haram olduğu bir mahalde cinsel açıdan kendilerini güvende hissetmiyorlar. Meğer çocuklar başka şeylerden korkuyormuş. Orada kaçırma, tecavüz olayları var.”


    DEVLET ERKİ AHLAK POLİSİ OLMAMALI

    Ortadoğulu bir Türkiye görmek istemiyorum

    Peki nasıl bir Türkiye hayal ediyor? Bir kere net: Ortadoğulu bir Türkiye istemiyor. Ali Köse, “Türkiye çağdaşlıkla muhafazakârlığı, modernlikle dindarlığı birleştirebilen bir ülke. Bu dört kavram Türkiye için çok önemli. Bu ölçüyü tutturan başka İslam ülkesi yok. Hayat tarzına müdahale gibi sosyolojik bir problem yok. Dini belli dozda uygulamayı seviyoruz. Bağnaz toplum olmadık. Metrodaki kızlarla erkeklerin el ele tutuşmaması anonsunu, vapurda oturuş şekli gibi şeyleri doğru bulmuyorum. Bunlar yönetimin şekillendireceği şeyler değil. Bir faydası olacağına inanmıyor, tasvip etmiyorum. Ahlakın sahibi toplumdur, normları toplum belirler, toplum yargılar. İnsanları eğitebilirsiniz, kitap yazabilir, TV’de ilahiyatçı olarak söyleyebilirim. Ama insanlara ‘Şöyle oturun, böyle kalkın’ itici gelir. Ahlakın polisi devlet erki değil, toplum olmalı.”

    BİZDE ALKOL PROBLEMİ YOK

    Alkol yasağı için ne düşünüyor? “Alkolün çok tüketildiği, aşırı derecede problem ortaya çıkan ülkeler için düşünülen tedbirler, bizde problem oldu” görüşünde Ali Köse: “Çatışmaya, çekişmeye neden olacak şekilde değil de daha yumuşak anlatılabilirdi. Ama alkol tüketiminin miktarı bizde problem haline gelmedi. Durduk yere gündem oluşturmadan ortaya böyle bir kural çıkınca yanlış anlaşıldı. Bunu hükümetin yanlış bir icraatı olarak görmüyorum fakat zamanlaması belki sürtüşmelerin, tartışmaların olduğu bir zamana denk geldi. Daha iyi anlatılabilirdi. İletişim stratejisinde hata yapılmış olabileceğini düşünüyorum.”
    YÖK, Ali Köse’nin de aralarında yer aldığı 19 ilahiyat dekanından oluşan bir Çalışma Grubu kurdu. Yeni müfredatla ilgili bir taslak hazırladılar. Ali Köse, YÖK’ün kabul etmediğini ve bu taslağa müdahale ettiğini söylüyor: “Tartışma konusu olan, 15 Ağustos’ta YÖK Genel Kurulu’nun kabul ettiği Felsefe Tarihi’nin kaldırması, Musiki ile İslam sanatları ve Türk İslam Edebiyatı ile Osmanlıcanın bir ders haline getirilmesi, Kelam ile Mezhepler Tarihi’nin birleştirilmesi, ilahiyat fakültesi isminin değiştirilip İslami İlimler Fakültesi’ne dönüştürülmesi bu çalışma grubunun hiç konuşmadığı, gündeme getirmediği bir konuydu. İlahiyat fakültesi ismi, mutlak şekilde korunmalı. İslami İlimler Fakültesi diye ayrıca fakülteler olabilir.”

    NASIL GERİ ADIM ATILDI?

    Dekana göre, bizim ilahiyat eğitimi, temel İslam ilimleri ve cami hizmetleri anlamında biraz kötüleşmiş: “10 yıl önce mezun olan ilahiyat fakültesi öğrencisi, Kur’an-ı Kerim, mevlit okuma, vaaz etme gibi cami hizmetlerinde daha iyi yetişiyordu. Şimdi bu hizmetlerde Diyanet sıkıntı çekiyor, bizim de eksikliğimiz var. Bunun düzeltilmesi yönünde YÖK bir adım atmak istedi. Bunu yapmak için kredilerle oynarken bazı yanlışlıklar oldu. Bunun kasıtlı olduğunu sanmıyorum. Daha fazla istişare yapılmadan aceleye getirilmiş bir teşebbüstü. İlahiyat camiasının kabul etmesi iki nedenden dolayı mümkün değildi: Oturmuş bir yapı var. Camianın görüşü alınmalıydı. Bu tepkiler, olumlu ve sağlıklı. İlahiyat camiasının modern bilimlerle ya da estetik bilimlerle temel İslam bilimlerini birleştirmede ne kadar mesafe alındığını gösterdi. YÖK de “Aldığım kararın doğru olmadığını algıladım, bu kararı iptal ediyorum ve bundan sonra derslerin nasıl olacağı, müfredatın nasıl şekillendiri-leceği fakülte kurumların ve üniversite senatolarının görevi olacak” dedi. Çıkan sonuç memnuniyet verici ama kendi içimizde tartışmalıydık. Konu kamuoyuna bu kadar mal edilmemeliydi. Yine de sağlıklı bir şey. Toplum, müdahale etme yetkisini demokratikleşme açısından önemli adımlar attığımızı gösterdi. 10–15 yıl önce YÖK bir şey yapsaydı, öğretim üyeleri ‘istemezük’ diye başkaldırsalardı soruşturmalar açılır, süründürürlerdi.”

    BENDEN SONRA KADIN DEKAN OLSUN

    İlahiyat Fakültesinin mevcudu 3 bin. Kız öğrencilerin erkeklere oranı yüzde 70. Ali Köse, çok dinamik olduklarını söylüyor: “Hukuk, Psikoloji, Edebiyat, Eczacılık, Mekatronik, İletişim gibi on farklı fakültede ana dal, yan ana dal aldılar. İki diploma alacaklar. İlahiyat mezunu kadınlar artınca ‘İmam olabilir mi’ tartışmaları başladı. Kadınlar müftü olabilir ama imam olamazlar. Müftü yardımcısı olabiliyorlarsa müftü de olabilirler. İslami kurallar kadının müftü olmasını engellemiyor. Fetvaya kadınlar erkeklerden daha çok ihtiyaç duyuyor. Bu nedenle kadınların müftü olmasını isterim. Bu fakültenin dekanının benden sonrakinin kadın olmasını tercih ederim. Kadın hocalarımızın sayısı çok fazla. Öğrencilerimizin çoğunluğu da kız. Neden dekanı kadın olmasın?”

    İslam üniversitesi mi olacak?

    Marmara İlahiyat Fakültesi’nin İslam Üniversitesi olacağı yönündeki dedikoduları Ali Köse de duymuş. Kendini fakültenin mazisini korumakla yükümlü hissediyor: “İslam Üniversitesi olacaksa başka yerde olsun. Bu kampüsün mazisi var. 1959’dan bu yana binlerce mezun verdi. Marmara İlahiyat bir markadır ve böyle kalmalıdır. Maltepe’deki Kenan Evren Kışlası’nı Marmara Üniversitesi aldı. İlahiyat’ın oraya taşınmasını istemiyorum. Toplumdan izole kampüs fikrine sıcak bakmıyorum.”

    İmam mı ithal edeceğiz?

    Erkek öğrencinin üniversiteye gitmesine imam hatipteki katsayı problemi engel oluyordu. Bu nedenle imam hatiplerde kız öğrenciler çoğunlukta. Toplum, “kız öğrenciler okumasa da olur” gözüyle bakıyor. Bu yüzden erkek çocuklarını başka okullara, kızlarını imam hatiplere gönderdiler. Bu nedenle birkaç yıl içinde Diyanet’te eleman sıkıntısı başlayacak. Bana kalsa fakültemde “Kız öğrenci oranı yüzde 51’i geçemez” kotası koyarım. Erkekler buradan yetişmezse imam mı ithal edeceğiz? İmam hatiplerde katsayı problemi bitti. Erkek öğrenciler gelecek ama mezuniyetlerle birlikte sekiz yıldan önce eleman sıkıntısı giderilemez.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı