Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Ortadoğu'da savaş ihtimali

    BBC
    06.05.2010 - 16:28 | Son Güncelleme: 06.05.2010 - 16:28

    İsraillilerle Filistinliler arasındaki görüşmeleri yeniden başlatmaya çalışan ABD’li diplomatlar bile çok ilerleyebileceklerini düşünmüyor. Ben, görüşmeler başlasa bile bir sonuç şansı olduğunu düşünen bir İsrailliye ya da Filistinliye rastlamadım.

    Hiç kimseyi böyle düşündüğü için suçlayamazsınız. O günlerden bu yana çok zaman geçti ancak İsrailliler ve Filistinliler 1990’lı yılların başında ilk kez müzakerelere başladığında hala bir umut ve beklenti vardı. Önemli bir şey oluyor gibi görünüyordu. Yüzyılın en çözülmez sorunu aşılmış gibi görünüyordu.

     

    Ama bu durum gerçekleşmedi. O zamanlar 16 yaşında olan ve görüşmelerin başlamasıyla heyecana boğulan bir Filistinli ya da İsrailli bugün 30’larının ortalarında. Bu kişilerin büyümesi için geçen zamanda çok kan döküldü ve umutlar neredeyse tükendi.

     

    Bu sefer, tabii eğer görüşmeler başlarsa, taraflar aynı masada oturmayacak ve muhtemelen aynı binada bile bulunmayacak. 1990’lı yılların en kötü günlerinde bile en azından birbirlerinin gözlerinin içine bakıyorlardı.

     

    Şu an eldeki plan, ABD'nin Ortadoğu Özel Temsilcisi George Mitchell’ın İsraillilerle Filistinliler arasında mekik diplomasisi uygulaması. Yakınlaşma görüşmeleri, sadece, İsrail uluslararası hukuku ihlal ederek Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te yerleşim inşaatlarını sürdürdüğü için görüşmelere başlamayı reddeden Filistinlileri ikna etmek için bir yol bulunursa gerçekleşecek.

     

    OSLO'NUN SORUNU NEYDİ

    Geçtiğimiz günlerde İsrail’den üst düzey bir diplomat, 1990’lardaki Oslo sürecinin en temel kusurunun, İsrail’in işgal altındaki topraklardaki yerleşim ağlarını genişletmesine izin vermesi olduğunu söyledi. Filistinliler bu durumun devam etmesini istemiyor. ABD Başkanı Barack Obama da aynı fikirde.

     

    Ancak Obama geçen yıl İsrail’den sadece belli noktalardaki yerleşimlerin inşaatının sınırlanması sözünü koparabildi. Ancak bu bölgelere Doğu Kudüs dahil değildi. Bu açmaz da ABD-İsrail ilişkilerinde halen sürmekte olan bir krize neden oldu.

     

    İki ülkenin başkentlerinden geçtiğimiz haftalarda gelen haberler ABD’nin Filistinlileri masaya yeniden oturtmak için bazı garantiler verdiği yönündeydi. Buna göre Başbakan Benjamin Netanyahu, işgal altındaki Doğu Kudüs’te bir el çabukluğu yapmaya çalışıyor. Kamuoyunun önünde İsrail’in Kudüs’ü başkenti olarak gördüğünü ve nerede isterse inşaat yapabileceğini söyleyecek. Ancak perde arkasında bu mesajı en kısa sürede Filistinlilere iletecek olan Amerikalılara inşaatın durdurulacağını söyleyecek.

     

    Kudüs’ün İsrailli belediye başkanı Nir Barkat bu durumu çoktan reddeti. Bu da oyunun bir parçası mı yoksa Yahudi yerleşimlerini Doğu Kudüs’ün Filistinlilerin yaşadığı bölümlerine yayan bu adamın sözlerini olduğu gibi almalı mıyız?

     

    HAMAS-EL FETİH SORUNU

    Bir an yakınlaşma görüşmelerini başlatmak için bir yol bulduklarını düşünelim. Filistinliler Arap Birliği’nin diplomatik kalkanına ihtiyaç duyacak; istediğini alması ise belli bir zaman aralığında ve belli koşullarda gerçekleşecek. Çok zor ama bu diplomatik mucize gerçekleşse bile Filistinlilerin Hamas ve El Fetih arasındaki bölünme sürerken kendi paylarına düşeni nasıl yapacakları belli değil.

     

    Havada bu kadar olumsuzluk varken neden görüşmelere başlamayı düşünüyorlar ki? ABD’li diplomatlar iki taradın da barış sürecini daha doğduğu anda öldürmek istediğine inanmıyor. Özel konuşmalarda zorluklar hakkında gayet açıklar ama alternatifin şiddet olaylarına yol açabilecek bir iktidar boşluğu olmasından endişe ediyorlar.

     

    Bazı realistler görüşmeler başarısız olursa ne olacağını bile değerlendiriyor. ABD’liler kendi barış planlarını mı ortaya koyacak? BM Güvenlik Konseyi’nde Filistinlilerin istediğini almasını sağlayacak bir oylama yapılmasına izin verecekler mi?

     

    EN KÖTÜ SENARYO

    En az bunlar kadar olası bir üçüncü senaryo var: Savaş çıkacak. Son aylarda İsrail ve Lübnan hatta Suriye arasında yeni bir savaş başlayacağı yönündeki söylentiler özellikle Hizbullah’a Scud füzesi aktarımlarının ardından iyice arttı. Suriye ve Hizbullah İran’ın müttefikleri olduğu için bununla bağlantılı olarak İran’ın nükleer programıyla ilgili kriz de büyüyor.

     

    Ortadoğu’ya bu aralar bir gezi yaparsanız güneşin parladığını, sokakların günlük hayatın koşturmasıyla dopdolu olduğunu görürsünüz. Ama insanlarla konuşmaya başladığınızda, geleceğin o kadar da parlak olmadığını göreceksiniz.

     

    *Analizin yazarı Jeremy Bowen BBC'nin Ortadoğu editörüdür.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı