« Hürriyet.com.tr

Ortaçağ atmosferini yaşamak isterseniz bu pazar Siena’da olun

Kendini amatör gezgin olarak tanımlayan Sinan Doğan’ın (26) keşif merakı ailesiyle çıktığı yolculuklarla başladı, zaman içinde gelişerek sürdü. Bilkent Üniversitesi Endüstri Mühendisliği’nden mezun olduktan sonra yat tasarımı üzerine yüksek lisans yapmak için gittiği İtalya’da, Venedik’e yerleşti. Üniversite yıllarından bu yana 11 ülkede 35 şehir gezdi. Seyahat süresini mümkün olduğunca uzun tutuyor, rotasını yola çıkmadan çiziyor. Onun için seyahat farklı tatları deneme, renkleri gözlemleme fırsatı, hayatı tanıma ve sıradanlığını aşma yöntemi. En büyük hayali, tasarladığı bir tekneyle dünyayı dolaşmak.

Mesude ERŞAN
X

Palio Festivali, yılda iki kez, 2 Temmuz ve 16 Ağustos’ta yapılıyor. Siena, ortaçağda şehir savunmasını güçlendirmek amacıyla 17 bölgeye (contrade) ayrılmış. Her birinin temsilcileri 12’inci yüzyıldan beri aralarında farklı yarışmalar düzenliyor. Festival sadece bir gün sürse de kutlamalar, eğlenceler, hazırlıklar haftalarca devam ediyor. Şehir bayraklarla süsleniyor. Yarıştan bir gün önce her bölgede onlarca metre uzunluğunda sofralar kuruluyor, şarkılar söyleniyor. Yarış öncesinde 6 kez deneme koşusu düzenleniyor. Ve bu festivali izlemek için her yıl binlerce turist Siena’ya geliyor.
RAKİBE KIRBAÇ SERBEST
Palio di Siena aslında 17’nci yüzyıla kadar tüm bölgelerde koşulurmuş. Bu dönemden itibaren şehrin en büyük meydanı Piazza del Campo’ya alınmış. Her sene yarışa 17 bölgeden 10’u katılabiliyor. Çünkü meydanda sadece 10 at yan yana koşabiliyor. Diğerleri bir sonraki yılın yarışına katılıyor. Üç bölge ise bir önceki sene yarışan 10 bölge arasından kurayla belirleniyor. Biniciler eğersiz çıkıyor yarışa. Kurutulup uzatılmış boğa penisinden kırbaçlarıyla diğer atlara, yarışmacılara vurmakta serbestler. Bu nedenle çocuk ve kadın biniciler yarışa pek rağbet etmiyor. Yarış öncesindeki, yaklaşık iki saat süren kortej geçişi (corteo storico) büyülü bir ortaçağ atmosferi yaratıyor. Atlar, meydanda üç tur dönüyor. Yaklaşık 90 saniyede yarış bitiyor. Şampiyon jokey ve flaması (palio) büyük bir tezahürat ve şarkılar eşliğinde önce kiliseye, oradan kazanan bölgenin müzesine  götürülüyor. Şampiyonun kervanı mahallesine varınca coşku artıyor. Genç, yaşlı, kadın, erkek tüm mahalle flamalar ve davullarla sokaklara dökülüyor. Eğlence sabahın ilk ışıklarına kadar sürüyor. Hatta zafer kutlaması, haftalarca düzenlenen yemekler, şarap ikramlarıyla sürüyor.
PALIO İÇİN YAŞIYORLAR
İtalyanlar tipik Akdeniz insanı. Her daim sıcakkanlı, heyecanlı, tutkulu ve coşkulu. Geleneklerini ve kültürlerini çok iyi korumuşlar. Sienalıların genci-yaşlısı, kadını erkeği tüm şehir sanki Palio için yaşıyor. Yarış sonunda kazanan mahalleye gittiğimde herkes ağlıyor, sevinç şarkıları söylüyor ve dua ediyordu. 12’nci  yüzyıldan beri devam eden bir geleneğin aynı coşkuyla ve heyecanla devam ettirilmesi beni çok etkiledi.
Yemeye içmeye meraklıysanız burada hayal kırıklığı yaşamazsınız. Toscana bölgesi, mutfağı ve şaraplarıyla İtalya’nın en çok bilinen ve en zengin mutfaklarından. İtalya’nın en güzel kırmızı şarapları bu bölgede yetişen üzümlerden elde ediliyor. Siena ise özellikle hamur işleri ve tatlılarıyla meşhur. En çok bilinenleriyse panforte ve cantucci.
REZERVASYONSUZ GİTMEYİN
Siena’ya, Floransa’dan hatta Roma’dan trenle geçmek çok kolay. Büyük şehirlerden karayoluyla ulaşılabilir. Festival günü, otellerde rezarvasyonsuz yer bulmak mümkün değil. Fiyatlar iki katına çıkıyor. Restoranlarda 10 ila 50 Euro’ya yemek yiyebilirsiniz. Trenle bir saat mesafedeki Floransa, konaklama için bir alternatif. Bu arada hatırlatmamda yarar var. Siena, Toskana bölgesinin Floransa’dan sonra ikinci en büyük şehri. Birçok İtalyan kasabası gibi tepe üzerine kurulmuş ve yüzyıllardır çok iyi korunarak günümüze kadar hiç bozulmadan yaşamayı başarmış. Tarihi kent merkezi, UNESCO Dünya Mirası kapsamında korumaya alınmış. İtalya’da 13 şehir gezdim. Her biri kendi kültürel zenginliği, tarihi, doğası ve sosyal yaşantısıyla bende büyük bir hayranlık uyandırdı. Siena bu şehirler içinde ortaçağ atmosferini en iyi yansıtan ve ara sokaklarında kaybolması, Venedik’ten sonra en keyifli İtalyan şehri. Duomo İtalya’nın en önemli Gotik mimari eserlerinden biri. Palazzo Pubblico, Via di Città, Palazzo delle Papesse diğer görülmesi gereken yerler.
Duomo di Siena Piazzo del Campo’daki günümüzde müze olarak kullanılan Palazzo Pubblico (hükümet sarayı) ve Torre del Mangia, dünyanın en eski bankalarından biri olan Monte dei Paschi di Siena’nın ortaçağda kullanılan merkezi Palazzo Salimbeni ve San Domenico kilisesi görülmesi gereken yerler arasında. Ayrıca Siena yakınlarındaki Montalcino kasabasına gidip, İtalya’nın dünyaca ünlü Brunello saraplarını tadabilir, dar sokaklarında ve kafelerinde gerçek İtalya’yı bulabilirsiniz.

Kaynak: Mesude ERŞAN