Gündem Haberleri

    Ornella Muti geliyor!

    Kültürazzi
    13.02.2006 - 10:05 | Son Güncelleme:

    Geçen yıl Sophia Loren ile Harvel Keitel'i ağırlayan Uluslararası İstanbul Film Festivali 25'inci yaşında yine ünlüleri konuk edecek. Kültürazzi bu yılın konuklarını açıklıyor: Fransız aktör Alain Delon ile İtalyan yıldız Ornella Muti.

    İstanbul Film Festivali 25. yılında Alain Delon ve Ornella Muti'yi ağırlayacak

    Bu yıl İstanbul Film Festivali'nin 25'nci yılı. İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı hem programıyla, hem de konuklarıyla bu yıla damgasını vuracak bir festival hazırlıklak için kolları çoktan sıvadı.

    Ornella Muti geliyor


    Geçen yıl Sophia Loren ve Harvey Keitel konuk olarak katılmışlardı ya festivale, bu yıl da en az onlar kadar ünlü isimleri getirmek istiyorlarmış.

    Festival ekibinin ilk aklına gelen ve en cok istedikleri isim Alain Delon olmuş. Nihayat ünlü aktörden festivalin kapanış töreni için söz almışlar.

    Alain Delon 13 Nisan'da İstanbul'a gelecek, 14 Nisan Cuma akşamı yapılacak olan 25. Uluslararası İstanbul Film Festivali'nin Kapanış Töreni'ne katılacak ve kendisine Yaşamboyu Başarı ödülü verilecekmiş.

    Peki Festival'in kapanışında Alain Delon var da, açılışına kim gelecekmiş biliyor musunuz?

    İstanbul Film Festivali'nin açılışı çok gösterişli ve kalabalık olur, bu sene de özellikle 25. yıl olduğu için Lütfi Kırdar'da çok renkli bir açılış planlanıyormuş.

    Festival'in açılış konuğu da İtalyan sinemasının en güzel kadın oyuncularından biri olan Ornella Muti olacakmış. Ornella Muti de 31 Mart'ta Lutfi Kırdar'da yapılacak açılışa katılacak ve Emek Sineması'nda gösterilecek olan başrolünü üstlendiği Kırmızı Pazartesi'nin gösteriminden önce seyircilerle birlikte olacakmış.

    Subcomandante Marcos'un kitabının çevirisi kıyamet kopardı

    Yeni bir çeviri tartışması yaşanıyor şu günlerde Subcomandante Marcos ve Paco Ignacio Taibo'nun birlikte yazdıkları Huzursuz Ölüler romanı üzerinden.

    Polisiye yazarı Esmahan Aykol'un, Milliyet Sanat Dergisi'nin Şubat sayısında Agora Kitaplığı'nın polisiye dizisinden çıkan Huzursuz Ölüler için iki sayfalık bir eleştiri-tanıtım yazısı yayınlanıyor. Aykol yazısının sonunda romanın çevirmeni Pınar Savaş'ın çevirisini ve kitabın redaksiyonuna dair eleştirilerini şu şekilde sıralıyor:

    "... Bu kadar hoş ve önemli bir romanın çevirisinde ya da redaksiyonunda daha özenli davranılsaydı keşke. Dördüncü sayfada geçen 'teğmen-albay' gibi (üsteğmen olmalı) tuhaf askeri rütbelerden tutun da Meksika'nın güneydoğusundaki Chiapas'ı güneybatıya yerleştirmeye kadar bir sürü hata var maalesef."

    Bu eleştiriye sert bir yanıt gönderir Pınar Savaş, dergide yayınlanması için. Dergi yöneticileri de bu mektubu Esmahan Aykol'a iletir. Aykol da bunun üzerine örneklerle çeviri hatalarını gösterdiği bir metin kaleme alıp konuyla ilgilenebilecek kişilere gönderdi. Yerim kısa olduğu için burada örneklere yer veremiyorum ama tartışmanın çeviri dünyasına yeni bir haraket getireceği muhakkak. O yüzden bir bölümünü alıyorum:

    "... Çevirmen Savaş, dokuz yıldır Can Yayınları'nda editörlük yaptığını, her türlü kitap eki ve dergide kitap tanıtım yazıları, eleştiriler yazdığını, Marquez'den 'Anlatmak İçin Yaşamak'ı, Eco'dan 'Açık Yapıt'ı, Fuentes'den 'Ines'in Sezgisi'ni vs. vs. Türkçe'ye kazandırdığını söylüyor. Ve mektubunda bana galiz hakaretler savuruyor. Pınar Savaş'ın mektubundan söz konusu bölümlerin bir kısmını aynen alıntılıyorum:

    '... Çeviri bir metnin, arkasındaki emeğe saygı gereği ehil zihinlerce eleştirilmesi gerekir....'
    '... Orijinal dili bilmeden bir kitabın çevirisini eleştirmek gerçekten cahil cesareti gerektirir....'
    '...Kitap tanıtımı ya da daha vahimi kitap eleştirisi adı altında çevirinin ne olduğundan bihaber, orijinal metinle çeviriyi karşılaştırma olanağı olmayan insanların bir metni eleştirmesi okuru yanlış yönlendirmekten başka bir işe yaramaz....'

    '... Esmahan Aykol'un yaptığı gibi kitabın geniş bir özetini vererek boşluk doldurmayı (.......) okura hakaret, yayınevine karşı işlenmiş bir cinayet ve en hafifinden işin kolayına kaçma olarak niteliyorum....'

    '... Bir metin (....) çeviriyi orijinal metinle karşılaştırma yetisinden yoksun kişilerin eline düştü, bu insanların kendilerini öne çıkarma sevdaları uğruna çeviri süreci ve metin bilgisi hakkında hiçbir şey bilmeyen eleştiri oklarına maruz kaldı. (....) Türk okuruna büyük bir ayıptır bu....'

    Pınar Savaş'ın mektubunda 'çeviriyi orijinal metinle karşılaştırma yetisinden yoksun kişi' olmakla itham ediliyorum. Oysa dil bilmek 'yeti' olmadığı gibi, Türkçe'ye yapılmış bir çeviriyi değerlendirmek için de Türkçe bilmek yeterlidir.
    Gene aynı mektupta 'kendini öne çıkarma sevdalısı' olmakla da itham ediliyorum. Bu bana çok yabancı bir üslup, sadece televizyonda şarkıcıların birbirlerine 'meşhur olmak için şunu bunu yapıyor' dediklerini duydum bu güne kadar. Edebiyat camiasında böyle bir üslubun geçer akçe olması ihtimali ise canımı sıkıyor.

    'Huzursuz Ölüler'in Agora Kitaplığı'nca yayımlanan çevirisine lütfen bir göz atın. BU KİTABIN TÜRKÇESİ ANLAŞILMIYOR. Oysa Almanca çeviriyi gayet keyifle okudum. Bu eser sayesinde Türkiye'de edebiyat çevirisinin durumunu tartışma imkanının doğacağını umuyorum. Ayrıca gerek yayıncı gerekse çevirmen, olumsuz iki cümle yazdığım için böyle bir pervasızlıkla bana saldırmaya cesaret edebildiklerine göre burda çeviri sorununu da aşan, mutlaka tartışılması gereken bir garabet olduğuna inanıyorum."

    Teğmen-albay mı, üsteğmen mi, yarbay mı?

    Bu tartışma iyi güzel de aklıma bir şey takıldı. Türkçe'ye "teğmen-albay"
    olarak çevrilen ünvanın aslı ne? Esmahan Aykol bunun "üsteğmen" olduğunu söylüyor. Doğrusu "yarbay" olmasın? Bu da benden...

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı