"Taha Akyol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Taha Akyol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Taha Akyol

Örgüt ne demek?

ÖRGÜT kavramının muğlak olması ölçüsüz suçlama ve tutuklama işlemlerine yol açıyor. Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ bile “terör örgütü yöneticisi” diye tutuklanmadı mı?!

Gençlik gösterilerinde de ‘örgüt’ kavramı aşırı geniş yorumlanarak tutuklama hatta mahkûmiyet kararları veriliyor. Yargı hayatımızdaki diğer sorunlu bir konu, “darbeye teşebbüs” diye özetlenebilecek suçların muğlaklığı ve bunun yol açtığı ölçüsüz tutuklamalardır.

Hukukun örgüt tanımı

Prof. İzzet Özgenç, ceza hukukuna ilişkin bütün yasama çalışmalarında uzman olarak ve kanun metinlerinin yazımında redaktör olarak görev almış değerli bir hukukçudur. Suç örgütleri adlı akademik kitabının 4. baskısı yeni yayınlandı.

Prof. Özgenç, bir amaç uğruna belli sayıda insanların birlikte çalışmasının ceza hukukunda “örgüt” sayılamayacağını anlatıyor. Örgüt sayılması için “bünyesinde hiyerarşik bir yapının, ast-üst ilişkisinin, emir-komuta zincirinin hâkim olduğu bir yapılanma” olması lazımdır. (s. 15) Böyle bir şey yoksa, topluca yapılan eylemler, mesela öğrenci gösterileri başka suçları oluşturabilir ama “örgüt” suçu sayılamaz.

Genelkurmay ‘örgüt’ mü?

Prof. Özgenç resmi ve askeri kurumlardaki ast-üst ilişkisinin “örgüt” sayılamayacağını özellikle vurguluyor. Çünkü bu hiyerarşi “yasal”dır...

Peki, bu hiyerarşi suç işlemek için kullanılmışsa?.. O zaman bile buna “suç örgütü” denilemez, “nüfuzu kötüye kullanarak işlenen suç” denilebilir.

Prof. İzzet Özgenç aynen şunları yazıyor:

Türkiye’de genelkurmay başkanlığı görevini yapmış ve bu görevden yaş haddinden emekli olarak ayrılan bir kişinin, görevi başında iken terör örgütünün yöneticisi olarak faaliyet gösterdiğini iddia etmek bir akıl tutulmasının yansımasıdır!..”

Prof. Özgenç bu yöndeki iddianameyi ve “bu iddianameyi kabul eden hâkimlerin kararını” da eleştiriyor...

Nerede eleştiriyor? Hukuk fakültelerinde ders kitabı olan akademik eserinde!

Boru ve kâğıt parçası

Peki, İlker Başbuğ lav silahlarına “boru”, irtica ile eylem planına “kâğıt parçası” dememiş miydi? Evet demişti ama bunun hukuktaki karşılığı nedir? Prof. Özgenç’in kitabında bunun cevabı var:

“Bundan dolayı, âdil yargılamayı etkilemeye teşebbüsten suçlayabilir veya yargılayabilirsiniz... ‘Kâğıt parçası’na benzetmekle, âdil yargılamayı etkilemeye
teşebbüsten dolayı suçlayabilir ve yargılayabilirsiniz. Ama terör örgütünün yöneticisi olmaktan dolayı asla!” (s. 17)

Özgenç, iddianamede Başbuğ’un “suç tarihi”nin resmi görev dönemi olarak gösterilmesini ve “kaçabilir” gerekçesiyle tutuklu bulundurulmasını da eleştiriyor.

‘Darbeye teşebbüs’

Anayasa’ya, Meclis’e, hükümete karşı her fiil “darbeye teşebbüs” sayılır mı? Hayır!.. Eskiden darbe amaçlı “hazırlık çalışmaları” darbeye teşebbüs sayılıyordu. Prof. Özgenç bunu eleştiriyor. Darbe hazırlıkları değil, darbe yönünde “icra hareketleri” darbeye teşebbüs suçunu oluşturur! (Bkz. s. 198 vd.)

Elbette askerlerin siyasi tavır alması, siyasi bildiri yayınlaması suçtur! Bu fiiller Askeri Ceza Kanunu ve Türk Ceza Kanunu’na göre çeşitli suçların kapsamına girer. Fakat “darbeye teşebbüs” sayılması için hem “cebir ve şiddet” unsurunun bulunması şarttır, hem “icra hareketleri”ne geçilmiş olması lazımdır.

Adaletin yolu?

Mesele kişilerle ve taraflarla ilgili değildir. Tamamen adalet meselesidir. Adalete güvenin sarsılmasının toplumda nasıl vahim gerilimler yarattığını tarihimizdeki acı tecrübelerle öğrenmiş olmamız gerekmiyor mu?!

Hukuk bilgisinden ve dikkatinden yoksun “taraftar” kalabalıkların duygularıyla, davalar hakkında lehte ya da aleyhte genelleme yapılamaz. Adalet’in tek yolu vardır: Hukukun bu incelikleri!

Onun için binlerce cilt hukuk kitapları, içtihatlar, hukuk fakülteleri mevcuttur. Adalet ve hukuk her siyasi fikirden üstün tutulmalıdır; tabii başta savcı ve hâkimler tarafından.

 

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI