Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ordinaryüs Profesöryus Orhan Çöker (Pardon Çeker)

Ne desem, nasıl başlasam, konuya nerden dalıversem bilemedim ama öncelikle şunu söylemek isterim; sizin düşünce yapınıza sahip bir zatla aynı ülkede, hatta aynı dünyada nefes aldığımı düşünmek tüylerimi tiken tiken ediyor.

Hele bunun üzerine sizin eğitimci hatta ve hatta dekan olduğunuz da eklenince işte o zaman durumun vahameti doruğa varıyor. Gerçekten aklınız selim mi çok merak ettim çünkü ne yazık ki bana pek öyle gelmedi.

Sizi Allah’a havale ediyor, kendimce üç beş kelam edip kıymetli sayfamda kapladığınız alandan ötürü üzüntü duyuyor ve huzurlarınızdan çekiliyorum hocam.

Sizin bu söyleminizden sonra Ivanka’yı yanıma alıp hem kendimin hem kızımın gardırobunu alaşağı ettim. Kıyafetleri ciciler ve kakalar olarak ikiye ayırdım.

Mini etekler bööö kaka, göğüs dekolteli bluzlar kaka. Pantolonlarıma bakarken karar vermekte zorlandım; hani bol paçalı olanlar tamam cici de ya dar olanlar? Vücuda yapışıyorlar ya belki çok tahrik edici olabilirler, bilemedim. Onların durumu şu an muallâkta.

Gömlekleri, kazakları, kotları masumanedirler diye şimdilik cici kategorisinde değerlendiriyorum ama sizden “ha olmaz onların da şu tip sakıncaları var” gibi bir açıklama gelirse, o zaman onların da akıbetleri değişecek elbette.

Elbiselerim var bir kaç tane; kiminin eteği kısa üstü kapalı, kiminin üstü açık eteği yere kadar.

Ivanka; “Hadi Anşaaa, elimde kaldılar. Söyle hangi bölüme koyacağız bunları?” deyince bende ışık yandı yine.

“Ivanka senin elinden dikiş geliyordu değil mi?”

“Da...”

“Haha o zaman üstü kapalı elbisenin üstünü kesiyorsun, üstü açık ama eteği uzunun da eteğini; sonra bunları birbirine dikiyorsun ve böylelikle en namuslu kılık ortaya çıkıyor. Kadıncağız konuyu bilmediğinden şaşkın şaşkın baktı ve dayanamadı.

“Anşa sen kafayı mı yemişen, niye tüm dolapları aşağı indirdik?”

“Şundan Ivankacım, çünkü ben tecavüze uğramak istemiyorum.”

“Yine anlamadım, ben bir çay içip geleyim” dedi ve aşağı indi.

Ben de ise dur durak yok hala, cicileri kakaları ayırma telaşına devam. Sıra çekmecelere gelince elim geri geri gide gide, hatta kendimden biraz utana utana bikini-mayo çekmecesini açtım.

Ey Allah’ım bikinileri falan çıkarınca içim bir hoş oldu ama kendimi bir yandan da çok şanslı hissettim; neredeyse 40 senedir bikini giydiğim halde daha hiç tecavüze uğramadım diye.

Midemde bir kramp, içimde bir öğürme hissiyle bikinileri iplerinden tutup direk çöpe attım çünkü bunlar ne cici, ne kakaydılar; bunlar direk adamın içini gıcıklayan, kötü niyetli hayaller kurduran, adeta “Seni bir elime geçirirsem, sen kaşındın kadın, hak ettin” diyen,  namussuz, arsız, fingirdek, üstüne üstlük renkli taşlı pullu… Ay daha fazla yazamayacağım, yine öğürtüm geldi.

Sonra bir hışımla kızımın odasına gidiverdim. Ne salaktım ya, kendi derdime düşmüştüm. Hâlbuki o bir genç kız, kendimden önce onun cici-kakalarını ayıklamam gerekirdi.

Dolabının kapağını açınca zaten tüm kıyafetleri kafama düştü, neyse başladım ayıklamaya, ay bir türlü ayıklayamıyorum hocam ya.

Neye el atsam hepsi kaka. Yine şükür ettim, ne o ne ben bunca yıldır tecavüze uğramadık diye. Sonra da düşündüm acaba suratlarımız çirkin, biraz koca kalçalı, balkon göbekliyiz de ondan mı yırttık diye?

Kızımın dolabında bir başarı sağlamam imkânsız gözükünce, toptan hepsini kaka listesine ekledim ve yarın kızımı alıp yeni bir gardırop hazırlığı için onu alışverişe götürmeye karar verdim.

Odama geri döndüm, kakaları çöp torbasına koyarken suratımda bir gülümseme, yüreğimde de kendimle duyduğum gurur vardı. “Hatanın neresinden dönsen kardır Ayşe” dedim kendi kendime.

Tam işim bitti sanırken dolabın tepesindeki hurç kafama düştü. “Eh işte hak ediyorsun” dedim, “kim bilir içinden ne kaka bir kılık çıkacak şimdi?”

Açtım, baktım, bir de ne göreyim; benim bundan 21 sene evvel en temiz duygularla giydiğim, en mutlu günümden geriye kalan elle tutulur iki şeyden biri; yani gelinliğim, diğeri de zaten kızım.

Ay ben bir duygulan, bir duygulan, zavallıcık sararmış da üstelik. “Ayşe kendine gel ve esas görevine dön” dedim. “Bak bakalım kaka mı cici mi?”

Hocam o da altı kaval üstü şişhane çıktı, açıklamak gerekirse göğüs dekoltesi ellerinizden öper ama Allah için boyu yerleri süpürecek kadar uzun.
Şimdi bunu atmak olmaz ama adını koymak lazım cici mi kaka mı diye.

Düşündüm düşündüm ona cici dedim hocam, nedenini sorarsanız eh o kadar kafayı yemedim; nasıl olsa gelinliğimi giyip sokağa çıkmayacağım. (Ama sözüm olsun bir daha gelinlik giyersem de kocamı en az tahrik edecek olanını seçeceğim, yok koca tahrik olabilir pardon; düğünüme gelecek davetli erkeklerin olarak düzeltiyorum burayı)

Ya hu hocam, sizinle ilgili yazı yazmak pek keyifliymiş, yazdıkça aklıma neler neler geliyor, valla sizden bana bir tipleme ha çıktı ha çıkacak adı da muhtemelen “Namus bekçisi Orhan” olacak.

Neyse baymadan benim bir kaç fikrimle yazıyı neticelendirelim.

Tecavüze meyilli ruh sağlığı yerinde olmayanları “Ama sayın hâkim kadının bacakları, memeleri ortadaydı; dayanamadım” şeklinde neredeyse hak görerek tecavüze yeltendiriyorsunuz.

Kapalı oldukları halde tecavüze uğrayan bir sürü kadının suçu ne o zaman sayın profesör?

Ayrıca her şeyin biraz üstü kapalı olanı daha seksi ve daha ilgi çekici değil midir? Her yeri açık kadındansa, bir kaykıldığında gömleğinin açık tek düğmesinden göğsü gözüken kadın her zaman daha seksidir.

Seks filmlerinden çok erotik filmler iş yapar ve iç gıcıklar.

İnsan dediğin hayal etmeyi, gizli kalmışı sever. Niyet kötü olduktan sonra kara çarşafından sadece gözü görünen kadın bile tahrik edici olabilir.

Her ne kılıkta olursan ol, tecavüz etmeyi kafasına koyan kişi zaten eder. Tahrike gerek yok, çünkü bu hasetlik, sapkınlıktır.

Ayrıca giydiğin hiçbir şey tecavüz denilen rezaleti ve tecavüzcüyü haklı gösteremez. Tecavüz gibi aşağılık bir şeyi herhangi bir nedene dayayarak haklı göstermeye çalışan da en az tecavüzcü kadar ruh hastasıdır.

Falan filan bu devam eder, yazı da nihayetinde biter.

Ama dayanamadım yine soracağım; “Aklınız selim mi?”

Not: Aşağıdaki karikatür benim yeni cici halim, kızımı kandıramadım; sori hocam.

Ordinaryüs Profesöryus Orhan Çöker (Pardon Çeker)

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI