"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Orantısız övgüyü hak eden mekan

Hiç huyum değil, ama şu an bir mekanı gayet orantısız öveceğim.

Evet, bildiniz Elmadağ’daki Divan Oteli’ni!
Takip etmişsinizdir, cumartesi gecesi Gezi Parkı müdahalesinden kaçanların çoğu buraya sığındı.
Zaten parkın içine sıkılan yoğun gazdan telef olmuşlardı.
Yani otelin için girdiklerinde nefes almakta güçlük çekiyorlardı.
Ama ne oldu? Polis, aynı zamanda revir olarak kullanılan, içeride doktorların da olduğu otelin önüne gaz atmayı ve tazyikli su fışkırtmayı sürdürdü.
O sırada otelin içinde, eksi ikinci katta olan radyo programcısı Ayşe Acar sosyal medyadan olup biteni haber veriyordu: İçeridekilerin hepsi yaralıydı ve çocuklar da vardı.
Evet çocuklar! Anne babalarıyla parkı gezmeye gelmişlerdi.
Hani belki çocuklar olunca gazı fütursuzca atma olayında frene basılır dedik, ama yok değişen bir şey olmadı!
Ekran başında (+1 kanalı) izlerken bizim de nefesimiz kesildi içerdekilerle birlikte.
Çünkü aşağıdaki katlara kadar gazın dolduğunu, bizzat içerdekilerin cep telefonlarıyla çektiği görüntülerden öğrendik.
Hani kanıt isteniyor ya, o bakımdan söylüyorum!

BİRAZ EMPATİ

Divan Oteli istese kapılarını sıkı sıkı kapatır, kimseyi içeri almayabilirdi.
Ama ilk günden beri yanı başında gerçekleşen bu olaylar karşısında hep vicdanlı davrandı.
Dikkat vicdan diyorum, o taraf ya da bu taraf değil!
Böyle düşünenler de var ya.
“Örgüt bunlar, komplo bunlar canım” filan diye.
Deli saçması.
Onlara şöyle düşünmelerini öneriyorum:
Öksürmekten nefes alamayan, gözü yanmaktan yaşarmış, berbat halde olan insanlar evinizin kapısına kadar geliyor. Ve siz onları içeri almıyorsunuz!
Bu yüzden Divan Oteli sonuna kadar orantısız övgüyü hak ediyor.
Eğer bu gaz duman günler dinerse, bir gün Divan Pub’a gidin. Dönerleri şahanedir, mutlaka tadın!
Ayrıca tüm Divan personeli sadece böyle kara gecelerde değil, her daim güler yüzlü ve içtendir. Değerini bilin.


Cumartesi TOMA’sından geriye kalan

TOMA SUYU  KİMYASAL MI

Gün gelip de tüm sohbetlere bu kadar çok kimyasalın sızacağı nereden bilinebilirdi ki?
Cumartesi gecesinden sonra en çok TOMA’lardan sıkılan suyun kimyasal olup olmadığı mevzusu konuşuldu.
Bu suya maruz kaldıktan sonra vücudun yanık gibi tahriş olduğu ve Zeki Demirkubuz’un da bizzat tanık olduğu üzere üzerine su gelen kuşların patır patır yere düştüğü sohbetlerin dehşet verici başlıkları arasındaydı.

TOMA ALTINA YATMAK

Sıraselviler’de ve Ankara’da TOMA önüne yatanlar vardı.
Hele Sıraselviler’de TOMA altına yatan vatandaş neredeyse eziliyordu! Videosu dehşet içinde izlendi.

JANDARMA TOMASI

Polis TOMA’sından sonra jandarmanınki girdi devreye.
Eski bir refleksle “Yaşasın asker!” denilse de, çok geçmeden jandarma TOMA’sı da suyu bastı!

Annemle babamın aşk yaşadığı eski Gezi

Şimdi söz okurda. Eski Gezi günlerini anlatan bir okurda. Biraz içimiz açılsın diye...
“Merhaba! Normalde hep ileriye bakmaktan yanayım.
Ama geçenlerde Gezi’nin eskiden nasıl olduğunu merak edip anneme sordum.
Annem babamla aynı işyerinde tanışmış ve flört etmişler.
Mesai çıkışı Gezi’de gezerlermiş. Babam ilk kez anneme orada duygularını açmış.
Oraya aslında Taksim Bahçesi derlermiş. 
Çok güzel ağaçlar varmış, mis gibi toprak kokarmış.
Şık giyimli hanımlar ve beyler (valla bu annemin deyimi) banklarda oturur ya da gezermiş.
Hatta Taksim Gazinosu diye bir yer varmış, çok popülermiş.
Bu bilgilerin ışığında benim önerilerim:
1. Gezi parkı annemin  anlattığı gibi yemyeşil, mis kokulu, çiçekli böcekli bir park olsun! Annemle babamın aşkının geçtiği günlerdeki gibi...
2. Eğer bir yapı kondurulacaksa bir yerine, ben Taksim Gazinosu olsun yeniden diyor ve ısrar ediyorum! Kışla çoook geçmişte kaldı, ama Taksim Gazinosu  değil...”
(Deniz)

X