« Hürriyet.com.tr

Orak-çekiçli bayrakların kapitalist dünya markalarıyla gül gibi geçinip gittiği yeni turizm ülkesi

Meğer ne kadar kısıtlıymış Vietnam’la ilgili bildiklerim. New York ve Londra versiyonlarını gördüğüm vasat Miss Saygon müzikali... Hollywood’un kotardığı Apocalypse Now (Kıyamet), Platoon (Müfreze) ve Good Morning (Günaydın) Vietnam gibi birkaç film... Sonuçta akılda tek kalan şey ise savaşla özdeşleştirilmiş bir ülke.

Saffet Emre TONGUÇ
X
Oysa doğal güzellikleri nefes kesen Vietnam, zengin kültürü ve tarihi, geçmişin acısını yüreklerine gömmüş, güler yüzlü insanlarıyla büyüleyici bir ülke.

Vietnam’ın başına gelenler tam bir Türk filmi gibi. Tek fark hikayenin yıllara değil, asırlara yayılması:

Vietnam fakir bir ailenin, bahtsız kızı olarak prehistorik dönemde gelir dünyaya. Önce Çinli komşunun kötü emellerine alet olur; hem de bin yıl boyunca. Ardından, Bizans’ın çocuğu olduğunu iddia eden Fransız adam girer sıraya. Referans iyidir, kız da güvenir ama o aristokrat maskenin ardındaki gerçek çok kısa bir süre sonra ortaya çıkar. Her fırsatta bizim tarihimizi deşen, oysa kendisi, çok yakın bir tarih olan 1954’e kadar Vietnam’ı sömüren Fransa devre dışı kaldığında, ortalık mahallenin iki süper gücüne kalır.

Bir yanda gözü paradan başka hiçbir şey görmeyen fabrikatörün oğlu Amerika, diğer tarafta ise herkese eşit hak ve paylaşım peşinde olduğunu söyleyen devrimcinin oğlu Rusya. Zavallı Vietnam çapraz aşkın, pardon ateşin kurbanı olur bu sefer de. Film bitti zannediyorsanız yanılıyorsunuz. Sıradaki yeni düşman, küreselleşme. Dünyanın nadir sosyalist ülkelerinden biri olan Vietnam’da orak-çekiçli bayraklar, kapitalist dünyaya ait markaların neon ışıklı reklamlarıyla yan yana gül gibi geçinip gitmekte...

İKİ UCUNDA PİRİNÇ SEPETİ ASILI BAMBU KAMIŞI

Çinhindi’nin güneydoğu kısmında adeta bir ‘S’ harfi şeklinde uzanan Vietnam, 330 bin kilometrekarelik bir alanda, 54 farklı etnik gruptan 82 milyon insanın yaşadığı bir ülke. Vietnamlılar ülkelerini iki ucunda birer pirinç sepeti asılı bir bambu kamışına benzetiyorlar. Haksız da sayılmazlar. Sadece 50 kilometrelik genişliğe sahip Orta Vietnam, kamış rolünü üstlenmiş. Kuzeydeki Kızıl Nehir ve güneydeki Mekong deltaları da sepet konumunda.

3450 kilometrelik bir sahile, el değmemiş plajlara, puslu, sık ormanlarla kaplı yüce dağlara ve abajura benzeyen şapkalarıyla pirinç ve kahve tarlalarında arı gibi çalışan kadınlara sahip bu memleket, keşfedilmeyi bekleyen bir hazine gibi.

Türk turizminin duayenlerinden Erdem Akün’ün dediğine göre, ‘Gezginler, Paris, Londra, Roma gibi çok bilinen ve gezilen yerleri artık tükettiler. Vietnam gibi ülkeler ise yeni gözdelerden. Laos ve Kamboçya’yı da kapsayacak bir gezi Vietnam’la birleştirildiğinde ortaya son zamanların en popüler tur programı çıkıyor.’

Ülkenin kırsal kesiminde az bir parayla, keyifli bir seyahat yapmanız, hayatın sillesini gerçekten yemiş insanların tecrübelerini paylaşmanız mümkün. Biz Vietnam’ın kalan kısmının keşfini size bırakıp, en bilinen şehrinde bir yolculuğa çıkalım...

SAYGON YA DA HO CHİ MİNH ŞEHRİ

Eskiden içinden geçen nehirle aynı adı taşıyan Saygon’un adı, daha sonra Fransız işgalini bitiren efsanevi liderin ismiyle değiştirilmiş. Ho Chi Minh, aslında Vietnam Komünist Partisi’nin kurucusu ve 1946’dan öldüğü yıl olan 1969’a kadar Demokratik Vietnam Cumhuriyeti’nin Başkanı olan lidere takılan adlardan sadece biri, kelime anlamı da ‘ışığı getiren.’

Vietnam’ın kalbi, ekonomik ve kültürel başkenti olan bu şehre Fransızlar’ın taktığı isim ise Perle D’Orient, yani Doğu’nun İncisi. Ülkenin bu en büyük şehrinin resmi nüfusu altı, tahmin edileni ise sekiz milyon. Şehir adeta mobiletlerin istilasına uğramış. Arabalar pahalı olduğundan, her üç kişiden birinin mobilet sahibi olduğu Ho Chi Minh şehrinde karşıdan karşıya geçmek yürek işi. Aynı anda yüz binlerce mobiletli sürekli kornalarına bastıkları araçlarıyla, şehrin sokaklarını istila edip, inanılmaz bir hava ve gürültü kirliliği yaratıyorlar.

O mobiletler neye yaramıyor ki. Bazen dört kişilik aile itiş tıkış pazar gezmesine çıkıyor, bazen de bir domuz seyahat ediyor mezbaha öncesinde...

Şehirde görülecekler arasında Fransız yadigarı Notre Dame (Meryem Ana) Katedrali ve hemen yanında da içinde Ho Chi Minh’in kocaman bir resminin olduğu postane binası var. Postanede okuma yazma bilmeyenler için arzuhalciler bulunuyor ve ücreti karşılığında kağıda döküyorlar cümleleri. Opera, Komite Binası, Birlik Sarayı, hediyelik eşyalar bulabileceğiniz Çin Mahallesi, şehrin turistik noktalarından.

Önündeki parkta insanların sabah ruh ve vücut sağlığı için Tai chi sporunu yaptıkları Ben Thanh Pazarı ise geç saatlere kadar açık ve her türlü malın satıldığı bir yer. Ayrıca sokakta yapılan yemeği denemek isteyenler için de ideal bir mekan. Siz gene de makul bir restoran istiyorsanız, nehir manzaralı Caprice’i, Seasons Szechuan’ı ya da Sheraton Oteli’nin en üst katındaki Level 23‘ü deneyin. Fiyatları merak ediyorsanız: Pırasa çorbası altı, biftek 20, somon 16 dolar.

Saygon nehrinde yemekli tekne turları da var. İnsanların ayda ortalama 50 dolar civarında para kazandığı ülkedeki barlarda bira fiyatları beş dolar civarında. Şehrin en iyi kulüpleri Gossip, 119, Apocalypse Now ve Catwalk. Gönlünüzün değil ama gecenin sultanını ücreti karşılığında bulmak istiyorsanız, Hai Ba Trung caddesinde turlayın. Kapılara taşan kadınlar sizi içeri sokmak için tüm cazibelerini kullanacaklar. Otellerin çoğunda casinolar mevcut. Sheraton, Renaissance Riverside, New World, Caravelle ve Legend şehrin iyi otellerinden. Bir dolar şu aralar 15.700 Dong civarında. Metro olmayan şehirde taksiler çok ucuz ama şoförler taksimetre açma konusunda çok isteksizler.

AMERİKALILARIN SIĞMADIĞI CU CHI TÜNELLERİ

Tay Ninh yakınındaki Cu Chi Tünelleri’ni mutlaka görmelisiniz. Ben Duoc’taki bu tünellerin uzunluğu yaklaşık 200 kilometre ve Vietnam savaşı esnasında, gerillalar tarafından Amerikalılar’a karşı kullanılmış. Kapadokya’daki yeraltı şehirlerini hatırlatan tüneller ufak tefek Vietnamlılar’a göre yapılmış, obez Amerikalılar geçememiş. Bir Amerikan tankının da bulunduğu bölgede gerillaların kullandığı inanılmaz bubi tuzaklarını da görüyorsunuz. Eğer meraklıysanız, gerçek silahlarla kurşun başına bir dolar vererek atış da yapabiliyorsunuz! Vietnam savaşı esnasında 3 milyon 140 bin Amerikalı orduda görev almış. Bunların 58 bini hayatını kaybetmiş. Bugün Washington D.C.’de bulunan Vietnam’ın ‘V’si şeklindeki anıt bu savaşta ölenlerin anısına yapılmış. Savaşın ABD’ye maliyeti 165 milyar dolar olmuş ama ekonomiye getirdiği tahmini maliyet bunun en az iki katı. Bu savaşa göre iki misli daha fazla askerin öldüğü Kore Savaşı’nın maliyeti ise daha kısa sürdüğü için 18 milyar dolarda kalmış.

Ölen ya da yaralanan toplam Vietnamlı sayısını merak ediyorsanız, tam dört milyon kişi. Bu işten en kárlı Rusya ve Çin çıkmış. Savaşta Amerikalılara karşı Kuzey Vietnam’ı destekleyen bu ülkeler sadece silah yardımı yaptıkları için insan kayıpları sıfır. Bütün bunların sonunda ne mi oldu? Savaşta 3689 uçak, 4857 helikopter, 15 milyon ton cephane vb.’ni heba eden Amerika Vietnam’dan çıkınca, Kuzey Vietnamlılar Nisan 1975’te Vietnam’ı tamamen ele geçirdiler.

İnsanların ait olduklarını hissettikleri dinin ibadet mekanında dini vecibelerini yerine getirmenin şart olduğuna inanmayanlardanım. Tanrı hissettiğiniz yerdedir felsefesinden yola çıkarak yaklaşık 600 bin kadar Çin kökenlinin yaşadığı China Town’daki (Çin Mahallesi) bir tapınakta tütsü yakıyorum. Barışın egemen olduğu bir dünyayla ilgili dileğim, duaların ve dumanların arasından gökyüzüne ulaşıyor. Fransız döneminden kalma bir kafede, bir fincan lezzetli Vietnam kahvesinin tadını çıkarırken fonda Fransız besteci Delibes’in Lakme operasının Flower’s Duet (Çiçeğin Düeti) isimli en ünlü aryası çalıyor. Etraf Çin yılbaşısı dolayısıyla çiçek bahçesine dönmüş durumda. Renklere dalıp gitmişken düşünüyorum: Aslında Vietnam değişik kültürlerden taşıdığı izlerle sürprizleri çok bir ülke ve tüm güzelliklerini dış dünyaya açma çabası içerisinde. Horoz yılında olmasa bile en kısa zamanda ziyaret edin.


TÜM DİNLER AYNI TAPINAKTA

Saygon’un yakınında, www.saigontourist.net sitesinden de bilgi alabileceğiniz, ziyaret edilmesi gereken ilginç yerler var. Bunlardan biri 100 kilometre uzakta bulunan Tay Ninh’deki Caodaist Tapınak. Dünyada eşi benzeri bulunmayan bu dinin özelliği, tüm dinleri karıştırıp yeni bir dinin yaratılmış olması. Tapınağın girişindeki kuleler Hıristiyan katedraline, ortasındaki yapı cami kubbesine, en arkadaki kule de Budist Pagoda’sına benziyor. Her gün saat 12’de ilginç bir ayinleri var. Tapınaktaki en dikkat çeken şeylerden biri de Victor Hugo’nun resmi. Ne alaka demeyin, Fransızlar ibadetlerine karışmasınlar diye, bir Fransız büyüğünü onore etmişler! Vietnam’daki en yaygın din ise Çin etkisinden dolayı Budizm. Müslümanlar gibi ay takvimini kullanan Çinliler bu sene ‘Yeni Yılı’ 9 Şubat itibarıyla kutlamaya başladılar. Ejderha, yılan, maymun gibi hayvanlardan oluşan Çin astrolojisine göre de horoz yılına girildi.

Kaynak: Saffet Emre TONGUÇ

Tarihi Kalıntılar Arasında "Yükseklerde" Yürüyoruz
Mersin Doğu Akdeniz'in Yıldızı Olabilir
Marka Kent Mersin Yolunda
Mersin Cennetten Bir Köşe
Ulusal Anlamda Turizm Bilinci Oluşuyor
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Dünyanın en havalı 10 mahallesi