Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Önyargılar yıkılmalı

    A.A.
    28.01.2006 - 13:03 | Son Güncelleme: 28.01.2006 - 13:03

    Başbakan Erdoğan, milletler arasındaki fiziki duvarların yıkıldığını ancak geçmişin önyargılarından beslenen psikolojik duvarların varlığını koruduğunu söyledi.

    Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü tarafından Conrad Otel'de düzenlenen “Medeniyetler İttifakında Kadının Rolü” konulu uluslararası kongrenin açılışında yaptığı konuşmada, medeniyetler ve kültürler arasındaki diyalog eksikliğinin günümüzün en önemli meseleleri arasında yer aldığını ifade etti.

    Erdoğan, dünya kadınlarının söz konusu eksikliğin giderilmesinde oynayabileceği rolü tanımlayabilecek bu konferansı önemli bir girişim olarak değerlendirdiğini vurguladı.

    Kongrenin düzenlenmesinde öncü rol oynayan Devlet Bakanı Nimet Çubukçu ve emeği geçen herkese teşekkür eden Başbakan Erdoğan, şunları söyledi: “Medeniyetler ittifakında kadının oynayabileceği role değinmeden önce üzerinde hassasiyetle durduğumuz medeniyetler ittifakı girişimine neden ihtiyaç duyulduğundan söz etmek istiyorum. Toplumların ve devletlerin önyargılardan kurtulup kültürel, sosyal, siyasi ve ekonomik alışverişlerde bulunmaları barış ve istikrarın vazgeçilmez unsurudur. Özellikle de yaşadığımız küreselleşme çağında artık milletler arasındaki fiziki duvarlar yıkılmış, setler ortadan kalkmıştır. Dünya artık setler ardında yaşayanların dünyası değildir. Ancak geride hala aşılması gereken, aşmamız gereken bir engel vardır. O da geçmişin önyargılarından beslenen psikolojik duvardır. Dünyada medeniyetler çatışması tezleri zemin bulabiliyorsa işte bundandır. Oysa küreselleşmenin imkanlarından da yararlanarak, bunu bir fırsata dönüştürerek insanlık artık bu psikolojik duvarı da yıkmalı, bu önyargıları geride bırakmalıdır. Küreselleşen dünya, medeniyetler ittifakının konuşulduğu bir dünya olmalıdır.”
      
    'İNSANLIK KÜRESELLEŞMEYE HAZIRLIKSIZ YAKALANMIŞTIR'
      
        Başbakan Erdoğan, günümüzde toplumlar arası mesafe ve sınırların önemini kaybetmekte olduğunu, yerkürenin her köşesinin birbirine yaklaştığını dile getirerek, “Maalesef yine de toplumlar arasında istediğimiz seviyede bir sıcaklık, bir diyalog zemini kurulamamıştır. Dünya soğuk savaş gibi korku ve nefreti besleyen bir dönemden hızla küreselleşmeye geçtiği için toplumlar birbirlerinin hukukunu tam olarak koruyamamaktadır. İnsanlık küreselleşmeye hazırlıksız yakalanmıştır” diye konuştu.

    Erdoğan, toplumların “öteki” olarak gördüklerine yakınlaştıkça birbirlerini anlamak yerine kendi değerlerini zorla kabul ettirmeyi tercih ettiklerine dikkat çekerek, “Daha adil bir dünya için güç ilişkilerinin yerini insani değerlerin alması şarttır” dedi.

    Medeniyetler çatışması tezinin senaristlerinin dünyayı güç ilişkilerinden ibaret gördüğünü ifade eden Erdoğan, insanlığı kültürel ve dini kimlik temelinde sınıflandıran ve medeniyetler arasında çatışmanın kaçınılmaz olduğunu iddia eden bu teorinin yanlış olduğunu kaydetti.

    Erdoğan, diyalog ve uzlaşmaya imkan tanımayan çatışma teorisinin, mücadelenin taraflarından biri üstün gelmedikçe sona ermeyecek bir kıyamet senaryosuna işaret ettiğini, bu senaryoları tümden reddettiklerini söyledi.

    Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Hiçbir sorunu çözmeyen, aksine toplumları birbirine düşman etmek suretiyle küresel ölçekte istikrarsızlığı körükleyen bu tür öngörüleri, senaryoları kabul etmemiz mümkün değildir. Bu tezler insanlığın muhtaç olduğu barış ve adaleti imkansız gören hakkaniyetsiz tezlerdir. İnanıyorum ki, insanlık aklını kullanarak, vicdanına kulak vererek bu felaket senaryolarını bertaraf edecektir. Hiçbir anlayış bizi, insanoğlunun özünde çatışmacı, yıkıcı, kan dökücü, bozguncu olduğu iddiasına inandıramaz. Çünkü biz, insanı 'eşrefi mahlukat' olarak gören bir inanç ve medeniyet perspektifine sahibiz. Gelecek nesillere barış ve istikrar dolu bir dünya bırakma sorumluluğunu yaşayan herkes farklı kültürlere, farklı geleneklere, farklı inançlara sahip toplumlar arasında sağlıklı bir diyalog başlatılması için aktif bir tutum sergilemelidir. “

    'İNSANLIĞIN GELECEĞİ ADALETTE'

    İnsanlığın geleceğinin, adalet zemininde ilerlemeye, devlet ve toplumlar arası ilişkilerin anlayış ve saygı temeline oturtulmasına bağlı olduğunu söyledi. Erdoğan, bunun için farklılıklardan korkmayan, ortak değerlerden güç alan ve işbirliğini öne çıkaran yaklaşımlara ihtiyaç bulunduğunu dile getirerek, Türkiye'nin bu alandaki özel konumu ve sorumluluğunun bilinci içinde elinden gelen çabayı gösterdiğini kaydetti.

    'AB ANCAK TÜRKİYE İLE HIRİSTİYAN KULÜBÜ OLMAKTAN KURTULUR'

    Türkiye'nin AB ile müzakerelere başladığını, şu anda tarama sürecinin gerçekleştirildiğini hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti: “Biz en önemli iddiamızı medeniyetler arası ittifak olarak ortaya koyduk. Aksi takdirde AB'nin bir Hıristiyan kulübü olarak kalacağını iddia ettik. Ne zaman ki Türkiye AB'ye katılırsa o zaman AB bir Hıristiyan kulübü olarak anılmayacak. Tam aksine medeniyetler ittifakının bir adresi olarak anılacak. Türkiye'nin AB üyeliği yönünde kat ettiği mesafe, farklı kültürler arasında ortak evrensel değerler temelinde kurulabilecek bütünleşmenin çarpıcı ve başarılı bir örneğidir.

    Dün ve önceki gün Davos'ta yaptığımız görüşmelerde hep buna vurgu yaptık. Dünya, medeniyetler ittifakına her zamankinden çok daha fazlasıyla muhtaç. Demokratikleşme sürecinin hızla ilerlediği, insan haklarının, hukukun üstünlüğünün hızla geliştiği bir dönemde buna şiddetle ihtiyacımız var. Türkiye olarak, bunun önemli bir aktörü olmanın gayreti içerisindeyiz. Bunu da gerçekleştireceğiz. Başka bir ifadeyle dünyanın medeniyetler ekseninde birbirine karşı kamplara bölünmeye çalışıldığı, terörün giderek daha yıkıcı ve acımasız hale geldiği bu dönemde Türkiye'nin birleştirici kimliği önemli bir değer olarak ortaya çıkmaktadır.”
      
    'HİÇBİR DİN İNSANA ZULMETMEYİ HEDEFLEMEZ'
      
    Başbakan Erdoğan, medeniyetler arası diyalogda Türkiye'nin özel rolü olduğunu, bunu en etkin şekilde hayata geçirmek için gereken bütün gayreti gösterdiklerini vurgulayarak, 11 Eylül saldırılarından sonra 70 ülkeden yaklaşık 1 milyar insanı temsil eden Avrupa Birliği ile İslam Konferansı Örgütü üyelerini ilk kez bir masa etrafında buluşturduklarını hatırlattı.

    Türkiye'nin bugün de BM Genel Sekreteri'nin himayesinde başlatılan medeniyetler ittifakı girişiminin İspanya ile birlikte eşbaşkanlığını yaptığını ifade eden Erdoğan, “Bu girişimlerin ardında yatan temel felsefe, insanlığın kültürel ve dini farklılıklarının onları birarada tutan ortak değerlerle bir bütün içinde ele alınmasına ihtiyaç olduğudur” dedi.

    Toplumlara ışık tutan her kültür ve dinin özünde benzer ideal ve değerlerin olduğunu ifade eden Erdoğan, “Hiçbir din, insana zulmetmeyi hedeflemez. Hiçbir din, insana terörizmin çirkin yüzünü destekleyecek bir yol açmaz. Şimdi yapılması gereken bu müşterek değerleri her zeminde görünür kılmak, yüksek sesle, güçlü biçimde savunmaktır” diye konuştu.

    Erdoğan, evrensel değerlerin, tarih boyunca tüm toplumların katkılarıyla gelişen ortak bir medeniyetin ayrılmaz parçaları olduğunu dile getirerek, insanlığı öz değerlerine döndürecek politikalar geliştirilmesinin dünyanın geleceği için hayati önem taşıdığını bildirdi.

    Medeniyetler ittifakının adalet kavramını bütün dünyada ön plana çıkarmak üzere oluşturulmuş kapsamlı bir girişim olduğunu vurgulan Başbakan Erdoğan şöyle dedi: "Medeniyetler ittifakı, ötekini anlamanın ötekini yargılamaktan daha önemli olduğuna dikkat çeken bir barış projesidir. Medeniyetler ittifakı, kültürel farklılıklar arasındaki fay hatlarını ortadan kaldıran bir insanlık idealidir. Ve en önemlisi bu ittifakın eyleme dönük bir stratejiyi benimsemiş olmasıdır."

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı