Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Onu politikaya sokanlarla peşinden koşanlar düşünsün

Tufan TÜRENÇ

Refahyol hükümetinin tükendiği günlerdi. Sinirler yay gibi gerilmişti.

Ülke hızla rejim bunalımına doğru sürükleniyordu.

Refah Partisi cumhuriyetin temel niteliklerini değiştirme provalarını sıklaştırmıştı.

Çiller ise başbakanlık sırasının kendisine geleceği günlerin özlemiyle ne laik demokratik cumhuriyeti, ne de toplumun sahip olduğu değerlerin yozlaştırılmasını umursuyordu.

DYP lideri, milyonlarca insanı endişelendiren olumsuzlukları kendi başbakanlığı için fırsat olarak görüyor ve bunu kullanmaya çalışıyordu.

İşte o günlerde ortağı Erbakan'a giderek kafasındaki öneriyi yaptı: ‘‘Sayın Erbakan ülkede tansiyon çok yüksek. Bunu normale indirmemiz gerekir. Aksi takdirde hükümete devam edemeyiz. Başbakanlık değişimini bir yıl erkene alalım.’’

Bu sözlerden sonra RP liderine uzun uzun kendi başbakanlığının gerginliği ortadan kaldıracağını, ordu ile sivil toplum örgütlerindeki rahatsızlığın sona ereceğini anlattı.

Çaresizlik içinde olan Erbakan, Çiller'in ustaca süslediği bu masallara inandı.

Oysa Çiller'e duyulan güven Erbakan'dan hiç de fazla değildi.

Sonunda RP lideri istifa etti ama Çiller başbakan olamadı.

Böylece ülke 54'üncü hükümet kâbusundan kurtuldu, yerine 55'inci

hükümet kuruldu.

* * *

Yeniden başbakan olamayan Çiller bunu bir türlü hazmedemedi ve koltuğun zorla altından alındığını iddia etti.

Oysa hesabı, başbakan olup RP'nin de desteğiyle hakkındaki tüm yolsuzluk iddialarını örtbas etmek, böylece yargılanma tehlikesinden tamamen kurtulmaktı.

Planları tutmayınca ve onu yargının karşısına çıkaracak soruşturma süreci yeniden başlatılınca Çiller panikledi.

Artık tek kurtuluş umudu seçimdi.

Onun için her türlü silahı kullanmaya karar verdi.

Parti dışından bulduğu danışmanları onu Fazilet Partisi'nin Refah Partisi'nin oylarını toplayamayacağına inandırdı.

Ona, Refah Partisi'ne oy veren ılımlı dindar seçmene yönelmesini önerdiler.

Danışmanları Refah'ın vaatlerinin hiçbirini tutamadığını, bu yüzden hayal kırıklığı yarattığını, ayrıca iktidarda uğradığı değişimle tabanından koptuğunu söylediler.

Onlara göre, dindar kesimlere sempatik gelecek söylemler kendisine büyük oranda oy kazandırabilirdi.

* * *

Buna aklı yatan Çiller, türbanlı posterlerini miting alanlarına astırıp din, iman nutukları atmaya, halkın inançlarını sömürmeye başladı.

Basındaki şakşakçıları ise bu pespaye politikayı demokrasinin gereği olarak sundular.

Bir zamanların Türkiye'yi 21'inci yüzyıla taşıyacak çağdaş, vizyon sahibi, Atatürkçü tek lideri olarak tanıtılan Çiller, bugün boğazına k dar oportünizm batağına saplanmış olarak karşımıza çıktı.

DYP lideri bu seçim kampanyasında belli ki yalan söyleme hüneri ile drama yeteneğini sonuna kadar kullanacak.

Kendisini kurtaracak oyu alabilmek için siyasi ahlak ve ilkelerin tümünü çiğneyecek.

Seçim kampanyası ilerledikce hiç kuşkusuz çok garip davranışlar içinde olan bir Çiller izleyeceğiz.

Zaman zaman kızacağız, zaman zaman da utanacağız.

Ama merak ediyorum, acaba onu politikaya sokanlar, hele hâlâ peşinden koşanlar ne yapacak?













X