GeriSeyahat Onlarınki gurur bizimki utanç
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    5
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Onlarınki gurur bizimki utanç

Onlarınki gurur bizimki utanç

Pisa Kulesi’ni her yıl yüz binlerce turist ziyaret ediyor, Galata’ya yılda 60 bin ancak çıkıyor. Bizimki özel işletmeciye kıyak, turistin biletini bile onlar kesiyor, onlarınki parlamentonun yetkilendirdiği uzman profesörler kuruluyla yönetiliyor. Pisa’da 24 saat kameralı özel koruma var, Galata kapkaç, taciz ve gasp vakalarıyla İstanbul’un en fazla suç işlenen bölgesi. Onlarınki pırıl pırıl, bizimki çöpten geçilmiyor.

Pisa çevresinde bisikletle dolaşmak bile yasak, bizimkinin dibi otopark. Pisa’da izinsiz kuş uçmaz, Galata’da tabelayı çak, dibinde LPG tüpü sat. Onların meydan çevresi sanat galerileri, müze dolu, bizimki resmi geneleve komşu. Onların internet sitesi 6 bin 400 fotoğraflı dev bir galeri, bizimkinin sitesinde dansöz fotoğrafları...

Utanç meydanı ve terk edilmiş bir tarih

Evet, utanç meydanı. Sadece utanç meydanı değil bir utanç semti de... Yandaki sokaktan meydana doğru kıvrılıyorum, iki adım atıyorum. Ayağımın dibine bir metreye yakın koca bir sığır kemiği yuvarlanıyor. Ayağımla itelerken etrafımı 7-8 köpek çevreliyor.

Üç adım sonra patlamış çöp poşetinden saçılmış yemek artıklarıyla kırık bira şişelerinin üzerinden zıplamak zorunda kalıyorum.

Parke taşların arası izmarit dolu. Sol tarafımda kerli ferli bir adam beton dubaları zincirlerinden ayırmış, arabasına park alanı açmak için tıslayarak kenarlara yuvarlıyor. Park edişini dehşetle izliyorum.

Bir saate kalmadan o küçücük meydanı okul servisleri dolduruyor. Servis şoförleri kapı gibi izin kağıtlarını sokuyor burnuma.

Banklarda oturanlar yiyip, içip, çöplerini ya yere ya çiçeklerin dibine atıyorlar.

Kule merdivenine yaslanmış iki maganda önlerinden geçen liseli kızların kalın siyah çoraplı bacaklarına yiyecek gibi bakıyorlar. Kendimi tutmasam...

Öğle paydosunda bu tarihi meydanı ablukaya alan atölyeler boşalıp, buralarda pinekleyen işsiz güçsüzlere karışınca, meydan bırakın tarihi turistik olmayı tam bir başıbozuklar cumhuriyetine dönüyor.

Hele bir de gece saatleri:Her nedense şehrin göbeğinde tıkır tıkır çalışmaya devam eden İstanbul’un tek resmi genelevi, tarihi kuleye yürüyerek üç dakika mesafede.

Maganda terörüne genelev müşterilerinin tacizi de ekleniyor. Artık semtte yaşayanlar, gelip gidenler özellikle de kadınlar için hayat bir cehennem...

Banka ilişiyorum. Gördüklerimi not almak üzere. Yerde, Bereketzade Çeşmesi’nin önünde yerde bir evsiz yatıyor. Gazete kağıtlarının üzerinde. Gözünü aralıyor, eliyle bana bir şey anlatmaya çalışırken, üç turist fotoğrafımızı çekiyor. Kendimi çaresiz hissediyorum.

Meydandan aşağıya, semtin en düzgün yerlerinden biri olan muhtarlık binalarının oraya inip, işletmecisinin gayretiyle parıldayan o kahvede bir çay içip kendime geleceğim.

Hevesim kursağımda kalıyor. Oraya inen merdivenler bir açık hava tuvaleti. Kesif çiş kokusu...

Midem bulanıyor...

Canım sıkılıyor...

Bu semtin canı yanıyor...

Bu semtin kemikleri sızlıyor...

İstanbul’un yüzkarası...

Oysa tam ortasında yükselen kule, dünyanın turistini çeken Pisa’dan 22 yıl daha yaşlı, temelleri 1476 yıl önce atılmış. Kulenin etrafındaki binaların, sokakların her biri başlı başına bir tarih...

19. yüzyılın ortalarından itibaren Galata bankerlerinin, yabancı gezginlerin, sanatçıların, saygın tüccarların, diplomatların ve entellektüellerin gözdesi olmuş.

Kara günler 1942’de kapısını çalmış. Varlık Vergisi Yasası ile çok sayıda gayrimüslim elinde avucunda ne varsa kaybetmiş, binalarını yok pahasına satmak zorunda kalmış.

İkinci büyük darbeyi 6-7 Eylül 1955’te yemiş. Selanik’te Atatürk’ün doğduğu eve atılan bomba ile İstanbul’da dehşetli bir provokasyon ortamı yaratılınca çoğu Rumlara ait dükkan ve mağaza yağmalanmış. Sıkıyönetim ilan edilince Beyoğlu ile Galata da karanlığa gömülmüş.

Bölge, ışıksız sokaklar, yakılmış, yerle bir edilmiş evler, talan edilmiş dükkanlarla tam bir savaş sonrası kent görünümüne bürünmüş. Burada yaşayan aileler evlerini, dükkanlarını, satmaya bile fırsat bulamadan terk edip gitmişler.

Binalar işgalcilerin eline geçmiş, bir bölümü ise vakıflara ya da Hazine’ye kalmış.

Son on yıldır falan İstanbul’un kıymetini bilen, şehrin kalbinde yaşayacağım diyen gözü kara bazı İstanbullular tek tek gelip yerleşmeye başlamışlar Galata’ya. Bir de yabancılar. Metruk, dökük, işgal edilmiş binaları adam etmeyi, semti ele geçiren zihniyetle boğuşmayı göze alarak.

Ama bu tek tük çabalar bu kadar ağır bir tarihi yeniden ayağa kaldırmaya yetmez. Bu tarih, bu kule, bu meydan dünyaya karşı gururumuz olabilecekken utancımız olmaya devam eder.

Kımıldamayan yetkililer, böyle bir tarihe sahip çıkmayan sorumlular, kültür adamları, politikacılar, turizmciler, emniyetçiler, belediyeciler, iş adamları gidip bu semtte bir dolaşsınlar.

Benim gibi mideleri bulansın...

O kesif koku genizlerinde kalsın...

Belki o zaman harekete geçerler...

İKİ KULE İKİ MEYDAN İKİ ZİHNİYET

Tarihi

Galata-
İlk olarak 528’de Doğu Roma İmparatoru Justinianus döneminde gözetleme amaçlı bir burç şeklinde yapıldı. Cenevizler bölgeye hakim olduktan sonra 1348’de burcu yıktırarak bugünkü Galata Kulesi’ni inşa etti. 15. yüzyılda tersane deposu, 16. yüzyılda zindan, 18. yüzyılda yangın gözetleme kulesi olarak kullanıldı. 1794 ve 1831 yıllarında tümüyle yandı. 1875 fırtınasında ve 1894 depreminde zarar gördü, 1960’lı yıllarda tepeden tırnağa onarıldı. Son restorasyonu 1999’da gerçekleşti. Kulenin alt kısımları düşük basınçlı su ile, üst kısımlar ise kimyasal malzeme ile temizlendi. Sıva raspaları, derz açma, çürütme, sondaj çalışmaları yapıldı. Tepesindeki 505 m2’lik külah orijinaline uygun olarak kurşun kaplama yapıldı ve 17 m2’lik alem altın varak kaplandı.

Pisa- İtalya’nın kuzeyindeki Pisa şehrinin Katedral Meydanı’nda yer alan ve 1063-1090 yıllarında yapılan Duomo Katedrali’nin çan kulesi olarak yapıldı. 1173’te başlayan inşaat ancak 1370’te tamamlanabildi. Gecikmenin nedeni kentin Floransa ile iki yüz yıl boyunca süren savaşlarıydı.

Önemi

G-
Tarih boyunca birçok farklı milletin hakimiyetine sahne olmuş ve her gelenin kendinden bir şey kattığı bir yapı. 1632’de Hezarfen Ahmed Çelebi kuş kanatlarına benzer bir araç ile kulenin tepesinden kendini boşluğa bırakıp uçarak Üsküdar’a inmişti.

P- Pisa’nın gücünün ve zenginliğinin bir sembolü olarak Cenova ve Venedik’e rakip olarak yapıldı. Eğri oluşuyla ünlü. Tabanı ve tavanı arasında 4,4 metrelik bir eğim olan bu çan kulesi killi ve kumlu bir zemine inşa edildiğinden bu eğimi kazandı. Her yıl da milimetrenin onda yedisi kadar (100 yılda 7 cm) eğilmeye devam ediyor. İtalyan fizikçi Galileo da düşen cisimlerle ilgili meşhur deneylerini 1589’da bu kulede yapmıştı.

Özellikleri

G-
Kule bodrumundan aleminin tepe noktasına kadar toplam 77.25 metre. 12 katlı. Ağırlığı yaklaşık 10 bin ton.

P- Üst üste bindirilmiş yuvarlak 6 sütun dizisinden meydana gelen 8 katlı bir kule. Uzunluğu 54, çapı 15.5 metre. 294 basamaklı bir merdivenle çıkılıyor. En üstteki çanların bulunduğu 8. kat silindir biçiminde. Mucizeler Meydanı’nda (Campo dei Miracoli) bulunan kule, üç binadan oluşan bir kompleksin parçası. Bir vaftizhane, bir kilise ve bir çan kulesi. Bu üçü birlikte Pisa Katedrali’ni oluşturuyor.

İsmi

G-
Gala, Rumca süt demek. Bir rivayete göre Galata’nın adı semtteki süthanelere gönderme yaparak türetilmiş. Başka bir görüşe göre ise İtalyanca ‘denize inen yol’ anlamına gelen ‘galata’ kelimesi düşünülerek bu ad konulmuş.

P- Adını, MÖ 300 yıllarında küçük bir kasaba olarak kurulan Pisa’dan alıyor.

Lokasyonu

G-
Yüzyıllar boyunca Osmanlı İmparatorluğu’na başkentlik yapan İstanbul’da, eskiden daha çok levantenlerin yaşadığı ve yine uzun yıllar Osmanlı’nın yönetildiği Topkapı Sarayı’nın bulunduğu Tarihi Yarımada’yı cepheden gören Haliç sırtlarında yer alıyor.

P- 12. yüzyılda büyük bir Akdeniz devleti olan, tarihin her döneminde ticaretteki güçleriyle anılan Pisalıların kentinde yer alıyor. Pisa, Floransa’ya 1 saat mesafede 120 bin nüfuslu bir şehir.


Statüsü

G-
Kulenin mülkiyeti İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait. Tam 35 yıldır da Kardeşler Ailesi’nin işletmesinde. Normal bir dükkan gibi belediyeye kira ödüyorlar. Şu anda Büyükşehir Belediyesi kuleden 8 milyar 400 milyon lira aylık kira alıyor. Belediye, 1996’dan bu yana kiracıları çıkarmak için defalarca girişimde bulundu, kulenin bir müzeye dönüştürüleceğini ilan etti. Ancak bu isteği Kültür Bakanlığı kabul etmedi. Daha sonraki Türk kahvesi ve kütüphane projesini de Anıtlar Kurulu onaylamadı. Binanın içinde bir onarım yapılmasına müsaade etmeyen bu kararlar yüzünden, tahliye davaları da mahkemelerden geri döndü. İşletmeci Kardeşler Ailesi kulenin onarım ve bakımına hiçbir şekilde karışmıyor. Büyükşehir Belediyesi, 1999’da, o zamanın parasıyla 240 milyar lira tutan restorasyon masrafını da kendi karşılamıştı.

P- Kule, meydanla birlikte İtalyan Parlamentosu tarafından kanunla yetkilendirilen bir komite tarafından yönetiliyor. Mülkiyeti devlete ait. Her türlü karar alma yetkisi, 11 kişilik bu komiteye ait. Komite üyeleri ise yine parlamento tarafından yetkin tarih, inşaat, sanat tarihi profesörleri arasından seçiliyor. Ziyaretlerden elde edilen gelir, restorasyon ve diğer harcamalar için kullanılıyor.

Ziyaret koşulları

G-
Kuleye çıkmak için yerli turistler 3, yabancılar ise 7 milyon lira vermek zorunda. Bilet ücretleri kuleyi işleten şirket tarafından belirleniyor ve gelir tamamen işletmecinin kasasına gidiyor. Kuleye yılda ortalama 60-70 bin ziyaretçi geldiği oluyor. Bu yıl sayının 100 bine çıkması bekleniyor. Şirket yöneticisi, bilet fiyatlarını belirlerken İstanbul’daki müze giriş ücretlerini baz aldıklarını söylüyor. Ama, şirketin belediyeyle yaptığı kira sözleşmesine göre hiç kimse giriş ücretine itiraz edemiyor. Fotoğraf makinelerinden ve kameralardan para alınma uygulaması iki yıl önce kaldırıldı. Profesyonel kameralardan ise bir saatliğine 100 Euro artı KDV alınıyor.

P- Gece 24.00 ile sabah 07.00 arası meydan bölgesine giriş yasak. Diğer saatlerde meydana giriş serbest ama kuleye çıkmak için 5 Euro vermek gerekiyor.

Tarihi doku

G-
Roma, Ceneviz-Venedik, Osmanlı dönemlerinden kalma sayısız tarihi yapının bulunduğu bu bölgenin belli başlı eserleri şunlar: Podesto yani Ceneviz Sarayı Arap Camii (Eski San Domenico Kilisesi) Neve Şalom Sinagogu Kamondo Hanı Doğan Apartmanı Galata Mevlevihanesi Galata Bedesteni St. Benoit Lisesi ve Kilisesi Bereketzade Çeşmesi İtalyan Sinagogu St. Pierre Kilisesi Norstern Sigorta binası Kemankeş Mustafa Paşa Camii ve Çeşmesi Kılıç Ali Paşa Camii Ayios Nikolas Kilisesi Teotokos Kavatyani Kilisesi Union Hanı İngiliz Hastanesi Müeyyedzade Mescidi Aşkenaz Sinagogu Karantina İdaresi Yeraltı Camii Surp Krikor Lusavoriç Kilisesi Karaköy Palas Osmanlı Bankası binası İoannis Prodromos Kilisesi St. George Hastanesi Kırım Kilisesi Tütün Rejisi Frej Apartmanı Surp Hisus Pırgıç Kilisesi

P- Meydan, kule, katedral (İl Duomo) ve vaftizhane (Battistero)’nin olduğu geniş bir alanda. Etrafı surlarla çevrili.

Çevre düzenlemesi

G-
Kule meydanının ortasındaki yolu, iki yandan beton babalar ayırıyor. Birbirine zincirle sabitlenmiş babalar isteyen herkes tarafından yerinden kaldırılıyor, araç park etmek gibi özel amaçlar için yer açılıyor. Kuleden çevreye bakan turistler, metruk binalar, ardiyeye çevrilmiş mezbelelik çatılar, naylonlanmış camlar, boyasız- sıvasız binalar, izinsiz asılmış tabelalar ile karşı karşıya. Kuleden kuzey istikametine bakıldığında, Yüksekkaldırım Caddesi ile Şahkapısı ve Fırçcı Sokakları arasında kalan yeni bir yapı dikkat çekiyor. Bugün bir marketin bulunduğu 586 metrekare taban alana kurulu bina, istimlak parası ödenmediği için 1973’te sahipleri tarafından mahkeme kazanılarak, 1976’da inşa edilmiş. Kadir Topbaş Büyükşehir Belediye Başkanı olduktan üç ay sonra bu yapının istimlakı için yeniden harekete geçti. Büyükşehir Belediyesi Emlak İstimlak Daire yetkilileri, dosyayı Anıtlar Kurulu’na gönderdiklerini, Kurul’dan onay aldıktan sonra yıkım çalışmaları için harekete geçeceklerini söylüyor. İstimlak sonrası burası Galata’ya eski günlerinde olduğu gibi yeşil alan olarak kazandırılacak.

P- Meydandaki tarihi yapılar arasında geniş bir yeşil alan var. Meydanın içindeki yolun uzunluğu dikine 300 metre.

Güvenlik

G-
Meydanda ne tek bir turizm polisi ne de bir enformasyon ofisi var. Turistler kapkaça uğruyor ve hırsızlar, ara sokaklarda, karanlık pasajlarda kayboluyor. Emniyet kayıtlarına göre Galata ve civarında, 2004’ün başından bu yana toplam 85 gasp ve kapkaç olayı meydana gelmiş. Yüksekkaldırım Caddesi ile Zürafa Sokak girişi, Galipdede Caddesi ve Bankalar Caddesi en çok suç işlenen noktalar. Özellikle Karaköy Genelevi’nin Galata’ya açılan bölgesinde gasp, yankesicilik ve kapkaççılık yoğun. Polis, genelevin bulunduğu alanın Galata’dan koparılması ya da Karaköy Genelevi’nin başka bir yere taşınmasının bölgedeki suçları azaltacağına inanıyor. Küçük Hendek Caddesi’nde gece park etmiş otomobillerin camını düzenli olarak kıran bir çete de mevcut. Meydanda zaman zaman geceleyen evsizlere rastlanıyor. Meydanı kontrol altında tutan tek bir kamera yok.

P- 24 saat devriye gezen güvenlik birimleri var. Gün boyunca yeşillik üzerine yatan turistleri kibarca ikaz etmeden, kapkaç ve hırsızlığa kadar asayişi sağlıyorlar. Meydana açılan tüm sokaklarda da kameralar var.

Çevre temizliği

G-
Belediyenin normal çöp toplama programı dışında özel bir temizlik yok. Bazı esnaf kapısının önünü temizliyor bazısı dükkanından çıkan çöpü kapıya yığıyor. Köpeklerin, kedilerin eşelediği çöpler sabah saatlerinde ortalığa yayılıyor.

P- Sürekli çalışan temizlik ekipleri bulunuyor. Yeşil alan pırıl pırıl.

Semtin durumu

G-
Binaların çoğu harap bir halde depo ve atölye olarak kullanılıyorlar. Binaların hemen hepsinin alt katları dükkan. Esnaf, malını istediği gibi kapısının önüne yığıyor, trafiği engelliyor. Deterjan bidonları, plastik kovalar, kargo şirketi kolileri, meydanın sabit görüntüsü. Kule girişine iki metre mesafede bir LPG dükkanı ve kapıya yığılı tüpler. Sık sık meydanı işgal eden dizi, reklam, film çekimi ekiplerinin dev kamyonları da cabası... Bakımsız telefon kulübeleri... Aydınlatma sistemleri satan dükkanlar ve elektrik malzemeleri üreten atölyeler... Bu arada meydan ve çevresinde, nefes alınabilecek mekanlar az da olsa var: Gündoğdu, Yeliz, Sufle, Enginar, Kaptan Ahap gibi cafeler, Nardis gibi dünya guidelarına girmiş bir caz kulübü, Mavi&Beyaz Ege Rum Meyhanesi, Güney, Galata Evi, Venta Del Toro gibi restoranlar, börekçi, köfteci dükkanları, birkaç büfe ve Galata Fotoğrafhanesi, Studio Tripudio, Schneidertempel Sanat Galerisi, Galeri X, Galeri Dürer gibi sanat galerileri, Anemon Oteli bunlardan bazıları.

P- Kuzey kapısından başlayarak yol boyunca sur altında birbirine bitişik seyyar turistik eşya satan kulübeler var. Seyyar satış kulübelerinin arasında ünlü ressam ve heykeltıraşların eserlerinin bulunduğu Sinopie Müzesi yer alıyor. Bunun dışında yeni açılmış bir dondurmacı, turistik eşya da satan bir kitapevi ayrıca üç adet özel döviz bürosu var. Meydana giriş kapısının tam karşısındaki güneydoğu köşesinde de ikinci bir müze olan ‘Duomo Opera’ müzesi bulunuyor. Burada da yine Pisalı sanatçılar Pisano ve Camaino’nun eserleri var. Müzenin karşısındaki Via Santa Maria Sokağı’nda bölgenin en ünlü restoranı L’Europeo bulunuyor. Bu restoran hep açık ve günün her saatinde yemek bulunuyor.

Trafik ve otopark

G-
Kuleyi çevreleyen meydan hastaneler (Avusturya ve Göz hastaneleri) dolayısıyla trafiğe açık. Galata Kulesi’ni Şişhane’ye bağlayan ana arter Büyük Hendek Caddesi tek yönlü olduğu halde çift yönlü kullanılıp trafiği düğümlüyor. Şimdiye kadar ceza kesen tek polise rastlanmadı. Taksilerin kule ve civarında turlaması ve gelişigüzel noktalarda bekleme yapması ve meydanın kargo şirketine ait kamyonların giriş çıkışları da ilave bir sıkışıklığa yol açıyor. Avusturya Lisesi’nin servis minibüsleri, meydanı otopark olarak kullanıyorlar. Kule ve civardaki restoran ve kulüplere gelenlerin araçları da buraya park ediliyor. Şahsa ait bir arsa sadece gündüzleri açık otopark olarak çalışıyor. Çıkış kapısı Şişhane’ye açılan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait, Edip Kösem tarafından işletilen kat ortoparkı ise 24 saat açık.

P- Meydan trafiğe kapalı. Kendi özel araçlarıyla gelenler, meydanın kuzey kapısındaki paralı otoparka araçlarını bırakabiliyorlar. İçeriye bisikletinizle girebiliyorsunuz ancak kule çevresinde bisiklet kullanmanız da yasak.

Ulaşım/ taksi

G-
Şişhane metro istasyonu açıldığında ulaşım kolaylaşacak. Şişhane ve Karaköy otobüs duraklarından yürüyerek 5, Taksim Meydanı’ndan 25 dakika. Semtte resmi ve telefonlu bir taksi durağı yok.

P- Kentte havalimanı olması ve sadece 5 kilometre mesafede bulunması dışında demiryolları ağının zenginliği, otoyolların genişliği nedeniyle Pisa Kulesi’ni ziyaret etmek çok kolay. Genelde havalimanından ve tren istasyonundan kalkan belediye otobüsleri meydanın kuzey kapısına kadar gidiyor. Bunun dışında yine havalimanı ve tren istasyonundan dolmuşlar kalkıyor. 80 santimlik bir otobüs biletine karşın 2.50 Euro’luk dolmuşlar çok rahat. Zaman zaman dolmasını beklemeden bile hareket ediyorlar. Zaten şehir merkezi olan istasyondan meydan yürüyerek 5 dakika bile sürmüyor.

Işıklandırma

G-
Kule, restorandaki program bitinceye kadar projektörlerle aydınlatılıyor. Meydanda normal şehir aydınlatması mevcut. Civar sokakların bazıları adam kesilse kimsenin haberi olmacak kadar zifiri karanlık. Kulenin dış cephe aydınlatma sistemini İstanbul Büyükşehir Belediyesi kurmuş ve elektrik giderlerini de onlar üstlenmiş.

P- Kulenin çevresi ve tüm meydan, bütün bir yıl boyunca geceleri projektörlerle aydınlatılıyor. Pisa kasabasının daracık, eski, küçük sokakları bile gece ışıl ışıl aydınlatılıyor. İtalyanlar, sokak lambalarını en önemli kent mobilyası olarak görüyor. Bu yüzden Pisa ve tüm İtalyan kentlerinde sokak lambaları 150 yıl önceki havagazı lambalarının aynısı.

Web sitesi

G-
Kulede restoran işleten şirket tarafından hazırlanmış http://www.galatatower.net adresli bir internet sitesi var. Siteye girdiğinizde bir Galata Kulesi fotoğrafının ardından, kısaca tarihini özetleyen kısmın dışında restoran mönüsü, eğlence programı ve rezervasyon bölümlerini görüyorsunuz. Her girdiğiniz bölümde de karşınıza bol bol dansöz fotoğrafları çıkıyor. Bunun dışında Galata ile ilgili resmi bir site yok.

P- Resmi sitesi http://torre.duomo.pisa.it/. Sitede kule ve meydanın tarihi, yapımı ile ilgili görsel olarak da desteklenen, inşaatında kullanılan taş türlerine kadar her türlü detay bilgi ve 6400 karelik dev bir fotoğraf arşivi var.
False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle