Önemli olan sermaye hareketleri

Hürriyet Haber
15.11.2001 - 00:00 | Son Güncelleme:

2001 yılında Türkiye ekonomisini reel olarak çökerten neden, sürekli devalüasyonla yaratılan belirsizlik ortamında yurtdışından borçlanabilme olanaklarının tıkanmasıydı. Döviz kurlarının tahmin edilebilir olmaktan çıkması ve ekonomideki diğer riskler yabancı yatırımcıları da, yerli yatırımcıları da Türkiye ekonomisinden soğuttu.Yeni dış borç bulmak bir yana, 2001 yılında Türkiye eskiden aldığı dış borçların bir kısmını geri ödemek durumunda kaldı. Ödemeler dengesi verilerine göre, yılın ilk sekiz ayında, Türkiye ekonomisi, sermaye hareketleri kapsamında aldığı borçlardan 11.4 milyar dolar daha fazlasını geri ödedi. Yaklaşık 2 milyar dolar da hangi kalemden çıktığı belli olmayan (net hata ve noksan) para var. Yani, 2001 yılının ilk sekiz ayında sermaye hareketleri yoluyla net olarak Türkiye'den toplam 13.3 milyar dolar çıktı.BORÇLANABİLMEKBu boyuttaki para çıkışını, ihracatı ya da diğer döviz gelirlerini artırarak toparlamak mümkün değildir. Dolayısıyla, ekonomi politikalarında göz önüne alınması gereken önemli alanlardan biri, sermaye hareketlerinde sert dönüşleri önlemektir. Normal şartlarda, sermaye çıkışları ekonomik durgunluk, sermaye girişleri ise enflasyon yaratır. Bizde ikisi de oldu.Sermaye hareketlerinden para çıkışının önemli bir kaynağı portföy yatırımlarıdır. Yılın ilk sekiz ayında, portföy yatırımlarından net çıkış 4.3 milyar dolardır. Uzun vadeli borçlanmalar kaleminde de, yeni borçlanmamızdan 700 milyon dolar daha fazla geri ödeme yapmışız. Kısa vadeli sermaye hareketlerinden net çıkışın boyutu ise 8.2 milyar dolar olmuş.Sermaye hareketlerindeki çıkışların 8.3 milyar doları IMF'den gelen kredilerden, 3.1 milyar doları Merkez Bankası rezervlerinden ve 1.8 milyar doları da cari işlemler fazlası yoluyla finanse edilmiş.Gelecek yıl IMF'den ek destek istiyoruz. Çünkü, 2002 yılında da Türkiye'nin borçlanabilme olanaklarının göreli olarak kısıtlı olacağını düşünüyoruz. Sermaye hareketlerindeki çıkışın bir bölümünü IMF'den gelecek ek destekle karşılamayı planlamaktayız. Bir başka deyişle, dış borçlarımızın giderek daha büyük bölümü özel kreditörlerden değil, resmi kaynaklardan sağlanmaktadır.Türkiye bu eğilimi değiştirmek zorundadır. En kısa zamanda, Türkiye yeniden yurtdışı piyasalardan borçlanabilir duruma gelmelidir. Aksi takdirde, beklenen ekonomik büyümeyi sağlayabilmek mümkün olamayacaktır.DEVAM ETMEZÖnceleri doğal olarak kısa vadeli borçlanma yapabilecek duruma geleceğiz. Türkiye ekonomisine güven arttıkça, yurtdışı borçlanmalarımızı göreli olarak daha uzun vadeye kaydırabileceğiz. Yurtdışından sabit sermaye yatırımlarını çekerek büyümeyi sağlamak ise ulaşılabilecek en son noktadır. Aceleci olup zaman kaybetmeyelim. Türkiye, tarihinde hiç o noktaya gelemedi. Kısa bir sürede de gelebilmesi mümkün görünmüyor.IMF ya da diğer resmi kuruluşlar her yıl Türkiye'ye 10 milyar doların üzerinde ek kaynak sağlayarak ekonomimizi ayakta tutmaya yardım etmezler. Borçlanma çeşidinin adına ne derseniz deyin, ben sıcak para diyorum, Türkiye kendi imkánları ile borçlanabilecek makro ekonomik ortamı sağlamak durumundadır. Borçlanma önce kısa vadeli olacaktır.Ama, her şeyden önce döviz kurlarında inandırıcı bir istikrarı tesis etmemiz gerekiyor. Yarın devam edeceğim.
Etiketler:

EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı