Dünya Haberleri

    One Minut’un sonucu

    Ünsal Turan/Kopenhag
    31.05.2010 - 15:09 | Son Güncelleme:

    Gazetem bana biraz geç geliyor. İsrail askerlerinin Türk yardım gemisine yaptığı saldırıda 16 kişinin öldüğü, İskenderun’da Deniz Komutanlığı’na yapılan saldırıda 6 askerin şehit olduğu haberini Danimarka basınından öğrendim. Aklıma ilk gelen şey Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Davos’taki “One Minut” sözleri oldu. Yardım gemisine yapılan saldırı da bu sözlerin bir sonucudur.

    Demokrasi’nin beşiği olarak bilinen Danimarka’da yaşayan bir Türk olarak, 36 yıldır bu ülkede gördüğüm başbakanları gözümün önüne getirirken, bir de bizim Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı, Kemal Kılıçtaroğlu’nun deyimi ile Recep beyi  gözümün önüne getiriyorum.

    Danimarka’ya geldiğim 1974 yılında, ilk haftada tanıştığım, ilk Danimarkalı, zamanın Sosyal Demokrat Başbakanı Anker Jörgensen olmuştu. Jörgensen’in tavsiyesi ve zamanın Adalet Bakanı K.B Andersen’i görevlendirmesi üzerine bu ülkede özel oturma ve çalışma iznine sahip oldum.  Onunla tanıştığım gece Ömer Alpar adındaki arkadaşım beni Sosyal Demokratların gecesine götürmüştü.  Davetliler balkona koştular, alkışlarla “Anker, Anker” tezahüratlarında bulundular. Ben de balkona koştum. „Başbakan ne zaman geliyor?“ diye sordum. „işte geliyor“ dediler. Ben polis kortejinde bir başbakan beklerken bir de baktım, küçük bir adam, koluna eşini takmış kaldırımda yürüyerek binaya geliyor. „O mu başbakan?“ diye sordum. „Evet“ dediler.

    Başbakan’a bir misafiri (ben) olduğunu söylemişler. Salona girer girmez doğru bizim masamıza geldi ve bana „hoşgeldiniz“ dedi ve yanıma oturdu. Onunla bir süre sohbet ettik. Yazımı uzatmamak için hepsini yazmıyorum. Sonra yerine gitti. Bir süre sonra müzik çalındı ve eşi yanıma gelip beni dansa kaldırdı. Bu davranışlar bana bir başbakanın ve eşinin halk tarafından neden sevildiğini ve neden korumasız gezebildiğini öğreten en güzel davranışlardı. Yani Sosyal Demokrasinin, halk insanı olmanın, nezaketin, medeniyetin bir göstergesiydi.

    Bir gazeteci olarak bu ülkede kaldım ve daha sonra çok sayıda başbakan ile çalıştım. Malesef, bizim şu andaki başbakanımız Erdoğan’ın kabalığı, kabadayı vari davranışları, diplomasi dışı tavırları kadar tavrı olanı hiç görmedim.

    Başbakan Erdoğan, namıdeğer Kasımpaşalı Recep Tayyip Erdoğan, Davos’da Şimon Perez’e karşı  çok kaba bir tavır sergiledi. Ona ve yandaşlarına göre çok iyi yaptı. Milli kahramanımız oldu. Daha sonraki zaman içersinde de taraftarlarından aldığı rüzgarla klas bir futbolcu havasında  İsrail’e sözde daha çok goller attı.

    Ama şimdi bunun neticesini görüyoruz. Hem de ülkemizin onuru, şerefi açısından çok acı bir biçimde. İsrail yardım gemimize saldırmakla Başbakan Erdoğan’a „sen misin o bize kafa tutan. Sıkıysa şimdi de tut görelim“dedi.

    Yazık, çok yazık Dünyanın en güçlü ordularından birine sahip Türkiye bu duruma düşmemeliydi. Madem kahramanlık yapacaktın şimdi de yap bakalım görelim. Sokak kavgası gibi siyaset yapacağına, ülkene, halkına sahip çık. Bir başka ülkenin başbakanı olsaydı ülkesinin yaşadığı bu durum karşısında gezisini yarım kesip çoktan ülkesine dönmüştü bile. Şu anda, saat Türkiye’de 11.30 oldu halen daha bir devlet yöneticisinin çıkıp açıklama yaptığını görmedim. Yazıkkk

    İsrail, bir vatandaşının kılına zarar gelse anında cevabını veriyor. Türkiye ne yapıyor? Her gün şehitler veriyoruz. Avrupa ve Dünya ülkelerinin şamar oğlanı olduk.
     
    Türk televizyon kanallarından birinde bir uzmanın, yardım gemisine yapılan saldırı ile İskenderun’da Deniz Komutanlığı’na  yapılan saldırı arasında bağlantı konusunda endişelerini dinledim. O uzmana tamamen katılıyorum. Bir süre önce eşime „Başbakan Erdoğan’ın İsrail’e yönelik bu çıkışları, ülkemizin başını derde sokacak ve belki de PKK saldırısı sandığımız bazı saldırıları İsrailli ajanlar yapacak“ demiştim. Şimdi İskenderun’da 6 askerimizin hayatını yitirdiği saldırıda da aynı şüpheleri taşıyorum.

    Burada yazılacak çok şey var. Ama satırlar yetmez, yetse de bundan ders alan iktidar mensubu olmaz. Atatürk gibi bir şahsın yeniden doğması mümkün değil ama en azından Allah bize rahmetli Bülent Ecevit gibi, nazik, siyaseti bilen, kararlı ve kahraman bir başbakan nasip etsin diyorum. Başka ne diyebilirim ki?

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı