Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Önce tutarlı olalım...

Oktay EKŞİ

Geçen gün Ankara'dayız. Dört gazeteci ile bir bürokrat-eğitimcinin yer aldığı panelde, ‘‘Polis-Medya İlişkileri’’ni tartışıyoruz.

Gazetecilerden üçü ‘‘gazetecilerin görev yapmaları sırasında polisin yer yer saldırgan müdahalelerde bulunduğundan’’ yakındılar. Bir meslektaşımız, farklı düşünüyormuş:

Basından kaynaklanan şikâyetleri haklı bulmadığını söyledi. Tüm melesenin basının özgürlüğü sınırsız sanmasından kaynaklandığını vurguladı. Sonra da herkesi mevcut yasalara uymaya davet etti.

Keşke o noktada kalsaydı.

Hızını alamadı... Kendi sözleriyle tutarlılık içinde kalması gerektiğini unuttu: Polisin insanları pataklayabileceğini belirttikten sonra, geleceğin polis amirlerine dönerek:

‘‘Siz de pataklarken biraz dikkat edin arkadaşlar! Herkesin gözü önünde milletvekili de pataklanmaz ki!’’ dedi.

Yani ‘‘hukuka saygıyı’’ herkesten bekliyor. Ama işine gelince ‘‘kılıfına uydurursan pekala çiğneyebilirsin’’ diyor.

Bir süredir dolaşan haberler, aynı zihniyetin şimdi ‘‘kılıfına uydurursan demokratik rejimi haklayabilirsin’’ dediğini ortaya koyuyor.

Kâğıt üstünde yazılı olana göre, demokrasiye de, hukuka da herkes bağlı. Ama bulanık suda balık avlamaya kalkanlara sorarsanız demokrasi, ‘‘onların istediklerinin, onların istediği tarihte ve onların istediği gibi yapılması şartıyla’’ iyidir.

Aksi halde?

Aksi halde pekala kestirme seçenekler üzerinde de durulabilir...

Son olarak ‘‘irtica’’ yine gündeme geldi:

İddiaya göre bugünkü hükümet, irticaya karşı yeterince etkili bir mücadele içinde değil. O nedenle çeşitli çevrelerde -özellikle Silahlı Kuvvetler içinde- huzursuzluk varmış.

Tabii söz buraya kadar gelince hemen ardından ‘‘darbe’’ iddiaları sökün eder.

Oysa bunca deneyimden ve Türk toplumunun ulaştığı bu aşamadan sonra Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bir ‘‘darbe’’ yapmaya kalkışacağına biz hiç mi hiç inanmıyoruz. O nedenle ‘‘darbe’’ yapmaya kalkanın kendisini kapkara bir boşlukta bulacağını düşünüyoruz.

Kaldı ki, ‘‘mevcut hükümetin geride kalan sekiz ayı aşkın süre içinde bir çok meseleyi daha dinamik bir tavırla ele almış olması gerekirdi’’ diye düşünmemize ve sık sık bu düşünceyi ifade etmemize rağmen, kendi misyonundan sapmadığı sürece bu hükümetin yaşamasının ve rejimin her türlü dış müdahaleden uzak tutulmasının doğru olacağını savunuyoruz.

Hem doğru konuşalım: Demokrasiye ve hukuka bağlı isek ve kendimizle tutarlı kalacaksak, başka bir seçenek söz konusu olabilir mi?













X

YAZARIN DİĞER YAZILARI