"Güzin Abla" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Güzin Abla" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Güzin Abla

Önce insan olmayı öğrenin

Dünyanın en büyük haksızlığı değil mi bu? Tecavüze uğrayan kadın, toplum tarafından dışlanır.

Hemen şöyle bir düşünce oluşur zihinlerde: ‘Kimbilir ne yapmış da, adamı tahrik etmiştir.’ Çünkü hep ağızlarda şu sözcük dolaşır: ‘Dişi kedi kuyruk sallamazsa...’ İşte bu yüzden, kadın tecavüze uğradığında sessiz kalmayı tercih eder. O müthiş utancı ve acıyı içinde boğar. Kimselere söz etmez yaşadıklarından. Mahkemeye bile çıksa, çok iyi bilir ki, herkes ona kuşkuyla bakacaktır. İşte bir genç okurum, isyan etmiş bir hemcinsinin yaşadıklarına. Tecavüze uğrayan bir genç kadının toplum tarafından nasıl haksızca itilip, kakıldığını görünce dayanamamış. Bu güzel yazıyı kaleme alıp, göndermiş bana. Ne kadar doğru; ne kadar güzel düşünmüş.

Yakın geçmişte medyaya intikal eden bir olaya hep birlikte şahit olduk; İzmir’de tecavüze uğrayan genç bir kadın ailesi ve nişanlısı tarafından terk edilmiş; patronu tarafından da işten çıkarılmıştı.

Akif’in ‘Nerde bir mazlum boynunu bükse, bize yaşamak haram olur’ dediği gibi, vicdan sahibi insanlar olarak yüreğimiz sızladı. Haksızlığa, adaletsizliğe ve zulme tepkisiz kalan sessiz şeytanlardan olmak istemedik. Elimizden geldiğince, dilimiz döndüğünce, gücümüz yettiğince, her türlü zulmün karşısında olarak, ortadan kaldırmak için ne gerekiyorsa onu yapma azmiyle; namuslu, iffetli, bu milletin anaları, baş taçları kadınları adına bu olayı ve bununla birlikte, kadını alçaltmaya, küçültmeye, sindirmeye ve ezmeye yönelik her türlü olayı şiddetle kınıyoruz. Bu olay, toplumumuzda yaşanan, maneviyatımızdaki depremlere, kasırgalara, cahilliklerimize, çürümüş ve bizi de çürütmekte olan eğitim, adalet ve din gibi her türlü toplumsal sistemlerimize çok güzel bir örnek teşkil ediyor.

Ne zaman uyanacağız? Ne zaman ibret alıp, kendimize bir ders çıkaracağız? Sözde namusumuzu kurtarmak adına zaten kurban durumundaki insana daha fazla acı çektirmek insanlığa yakışır mı?

Henüz sorumluluk bilincine ulaşmamış kişiler, herhangi bir sorunda kendi dışında bir suçlu bulmakla sorunu çözdüklerini sanıyorlar. Belli bir düzeyin üstüne çıkamamış kişiler ise herhangi bir nedenle savunmasız kalmış kişilere yüklenerek kendilerini aklamak gibi bir yolu seçiyorlar. Bir haksızlığı ortadan kaldırmanın yolu, kurbanı ortadan yok etmek olmamalı. Suçlunun kim olduğunu belirlemek, neler yapması gerektiğini söylemek kolay; zor olan, bu suçta kendi payımıza düşeni kabul edip çözüm bulmak.

Tevfik Fikret’in şu sözünü hatırlamamak mümkün değil: ‘Elbet sefil olursa kadın, alçalır beşer!’ Toplumsal yönlendirmeye kapılıp giden dıştan kumandalı insanların karşısına çıkacak gerçek vicdan sahibi, adil insanlarımız nerede?.. Adaletle karar verebilen, haksızlığa uğrayanın yanında olabilen, kendi kişiliğinin sorumluluğunu almış, farkındalık sahibi insanlarımız nerede?.. Kim tutacak bu mazlumların elinden, kim?..

İnsanlıktan nasibini almamış, ebedi alemlerin güzelliğini ve değerini idrak edememiş, nankör ve karanlık emelleri olan güçler; erkek egosunu tatmin için ‘erkek üstünlüğü’, kadın egosunu tatmin için ‘kadın üstünlüğü’ gibi laflarla insanın özünden uzaklaşmasını sağlıyor.

Rus Çarı Deli Petro’nun ‘Yenile yenile, yenmesini öğrendim’ dediği gibi; biz de, ahláksızlıkları, zulmü göre göre, gerçek ahlákın, yüce adaletin, masum ve iláhi sevginin neler olduğunu inşallah bir gün öğreniriz.

Selma TARHAN
X