Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Önce başarman lazım..

<B>KURULUŞ </B>felsefesi <B>‘Türk ulusunu çağdaş uygarlık düzeyine ulaştırmak’</B> olan bir partinin, o yönde atılmış en somut adım nedeniyle rahatsızlık duymasını nasıl açıklayabilirsiniz?

‘Ona değil, Avrupa Birliği (AB) ile üyelik müzakeresine başlayacağız diye verilen ödünlere karşı çıkıyorlar’ mı diyorsunuz?

O zaman özellikle CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’a, ‘Türkiye ile AB arasında Gümrük Birliği Anlaşması imzalandığı ve yürürlüğe girdiği zaman dış politikamızın sorumluluğu SHP/CHP üzerinde değil miydi? O anlaşmanın Türkiye’nin egemenlik haklarıyla taban tabana zıt hükümlerini siz savunmadınız mı?’ diye sormak hak değil midir?

Şu nedenle Sayın Baykal’ın ve temsil ettiği zihniyetin haksız olduğunu düşünüyoruz:

Baykal’a göre Türkiye ile AB arasında müzakerelerin 3 Ekim 2005 itibarıyla başlamış sayılmasını savunan gazetelere ve gazetecilere (herhalde radyo ve TV’leri de kastediyordur) Müzakere Basını demek gerekirmiş.

Malum ve meşhur Mütareke Basını’na benzetiyor zahir bugünkü basını...

Hani Anadolu’daki ‘Milli Mücadele’ye ilgi duymayan -gerçekten o basın,Anadolu’ya ilk muhabir ve foto muhabirini 19 Mayıs 1919’dan beş ay sonra göndermiştir- İstanbul gazeteleri var ya onlara benzettiğini söylüyor.

Gerçi bu benzetmenin bize kalırsa hiçbir temeli yok. Çünkü bugün AB ile müzakerelerin başlamasının doğru bir gelişme olduğunu savunanlar da, karşı çıkanlar da görüşlerini özgürce söylüyorlar. O nedenle yanlışlık, özgür ortamda ileri sürülen kanaatlerde değil, onlardan kendine yakın olanları saygıya değer bulup karşıdakileri ihanet belirtisi gibi algılayan ve sunan kafada aranmalıdır.

Ama daha vahim yanlışlık, Deniz Baykal’ın siyaset anlayışındadır:

Sayın Baykal eğer işgal ettiği siyasi mevkiye layık olmak istiyorsa, önce ‘Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki tam üyelik müzakerelerini başlatan Başbakan neden ben değilim de Tayyip Erdoğan?’ sorusuna yanıt aramalıdır.

Keşke Türkiye, AB ile müzakerelere Baykal’ın başbakanlığında -daha önceki bir tarihte ve daha iyi koşullarla- başlasaydı da biz -en azından şahsen-, ‘Atatürk’ün kurduğu parti onun özlemlerini gerçekleştirecek bir başarıya ulaştı’ diyebilseydik ve kendisini içtenlikle alkışlayabilseydik.

O nedenle sormaya değer:

Sayın Baykal siyasette, Türkiye’yi yönetmesini mümkün kılacak bir başarı gösterdi de ona engel olan mı çıktı?

Acaba, 1992’de yeniden açılan CHP’nin Genel Başkanlığı’na seçildiği zaman ‘Gümbür gümbür iktidara geleceğini’ söyleyen o değil de -örneğin- bu satırların yazarı mıydı?

Baykal sayesinde siyasi literatürün, ‘medyaya savaş açarak iktidara gelmeyi deneyen ilk siyasi lider’ deneyimini kayda geçeceğinden eminiz. O nedenle Baykal, son 13 yılda sağlayamadığı başarıyı eğer basına, üstelik haksız bir savaş açarak sağlayacağını sanıyorsa, devam etsin... Yollar açık.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI