Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Önce avukatlar sokağa iniyor

<B>ALTI </B>Eylül günü, barolar sokağa iniyor. Türkiye çapında barolara bağlı avukatlar adli yılın açılışı için Ankara’da toplanacaklar.

Amaç, kamuoyunun dikkatini çekmek. Çünkü, avukatlar kendi pratiklerinden yola çıkarak Avrupa Birliği’ne uyum için aceleye gelen yasal değişikliklerin çok kısa zamanda toplumda ciddi krizlere yol açmak üzere olduğuna inanıyorlar.

Alt yapı hazırlıkları ihmal edildiği için yasal değişikliklerin hayata çözüm değil sorunlar üreterek geçtiğini iddia ediyorlar.

Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok, ‘CMUK’tan sonra ortalık toz duman oldu. Hukukun balansı bozuldu. Dengesi bozuldu. Adalete güven kayboluyor, insanlara kendi işimizi kendimiz görelim dedirtirseniz olmaz. Bu değişikliklerin derinlemesine planlanması lazımdı’ diyor.

Sorunlardan bir küçük örnek: CMUK gereği zanlı için avukatı barolar sağlıyor. Bunun için ayrılan ödeneğin bir iki ay sonra biteceğini söylüyor çeşitli baro başkanları. O zaman ne olacak? Ya avukatlar bedava çalışmak zorunda kalacak ya da zanlıya avukat verilemediği için ifade alınamayacak. Serbest bırakılacak, dosya kapanacak.

YAKINDA PATLAYACAK

Adalet için ayrılan ödeneğin yeterli olmadığından şikayetçiler avukatlar. 1930’larda bütçenin yüzde 4’ü adalete ayrılırken bugün bu miktar binde sekiz.

Polisler de aynı uyarıyı yapıyorlar. Son günlerde adi suçlarda patlama olduğunu herkes görüyor. Hırsızlıklarda son altı ay içinde yüzde altmış artışı gösteriyor araştırmalar.

Girilmeyen ev, çarpılmayan insan kalmadı.

Hırsız yakalanıyor. Kanıtların tartışma yaratmayacak kadar yeterli olması lazım. Evinizde onun el ve ayak izinin bulunması yeterli değil. Serbest bırakılıyor. Adam işi meslek haline getirmiş, üç kez beş kez yakalanmış serbest bırakılmış ama yasada ağırlaştırıcı neden öngörülmediği için, önleyici caydırıcı niteliğini kaybediyor hukuk.

Çocuk suçları başlı başına bir sorun. İki gün önce işim bir karakola düştü, canı yanmış turistleri görünce şaşırdım. O kadar çoktular ki. Kiminin pasaportu, kiminin cüzdanı gitmişti. Hepsinin hikayesi aynı. ‘Birkaç tane çocuk itişiyordu’ diye başlıyordu.

Yeni uygulamaya göre karakollarda çocukların ifadesi alınmıyor, savcılığa gidiliyor. Oradan da çocuk ailesine teslim ediliyor.

Bir polis, bir meslektaşının başından geçeni anlattı. Oğlunu çarpmışlar, yakalamışlar ve serbest bırakmışlar. Her gün gidiyor, her gün o çocuğu aynı yerde görüyormuş komiser.

Oysa artık suç, örgütlü. Uzmanlar emin. Yoldan çıkan, yanlış yapan çocuklar değil. Kullanılan çocuklar, çaresiz insanlar var. Çocuk yaşını 15’ten 18’e çıkarmanın sonuçları da vahim. ‘İri yarı adamları çocuk diye bırakmak zorundayız’ diye anlatıyordu bir polis yetkilisi.

Adi suça karşı mücadelede müthiş bir gerileme var. Bir polisin ifadesiyle, ‘Yakında patlayacak o zaman bu konuya eğilme gereğini duyacaklar.’

YARGIÇ MEMUR OLABİLİR Mİ?

Barolar, Ankara’daki eylemde, yargı bağımsızlığına da dikkat çekecekler. İstanbul barosu Başkanı Kazım Kolcuoğlu, ‘Yasalar Avrupa Birliği’ne uyum için değişti ama Avrupa Konseyi’nin yargı bağımsızlığı konusundaki önerilerine uyulmadı. Hakimler ve Savcılar Yasası’nda yapılan değişiklik yargı bağımsızlığını tehdit ediyor’ diyor. Yargıç ve Savcıların Adalet Bakanlığı bürokratları tarafından mülakatla görevlendirildikleri bir ülkede yargı bağımsızlığından söz edilebilir mi? Bu Yargıç ve savcıların memurlaştırılmasından başka bir şey değildir.

Savunma, gerçekten bağımsız yargıyı oluşturacak yargı reformu istiyor. Sorunları halka taşıyarak kamuoyunun soruna dikkatini çekmek istiyor.

TARTIŞARAK DEĞİŞTİRMEK

Avukatından, polisine savcısından hakimine kadar adaletin her aşamasından kriz uyarıları geliyor. Ben son günlerde dolaştığım bu kulislerde, yanlış bir şey yapıp sorumluluk altına girme endişesi, çaresizlik ve en kötüsü de bezginlik gördüm. Bezgin bir adalet ve güvenlik mekanizması ile çağdaş hak ve hukuk standartlarını yakalamak mümkün olabilir mi?
X