Önce Ağaoğlu Şimdi Bayraktar

Hürriyet Haber
11 Eylül 2014 - 15:07Son Güncelleme : 11 Eylül 2014 - 16:11

İKİSİ de Oflu. İkisi de inşaattan geliyor. Biri Türkiye'nin en sıradışı en başarılı müteahhitlerinden Bugüne kadar 35 bin konut yaptı. Elinde de 30 bin konut daha yapacak arsa stoku var. O Oflunun adı Ali Ağaoğlu. Diğeri de inşaatla başlamış ama sonra kariyerine, inşaat sektörünün motoru konumundaki TOKİ'de başkanlık yaparak ve ardından Çevre ve Şehircilik Bakanı olarak devam etti. İkisinin de başı 17 Aralık sürecinde derde girdi. Ve son olarak ikisi de yıllarca emek verdikleri ülke ekonomisine büyük katkı sağladıkları inşaat sektörüne yönelik ağırlaşan 'mahalle baskısına' isyan etti.

Önce Ağaoğlu Şimdi BayraktarÖNCE AĞAOĞLU İSYAN BAYRAĞINI ÇEKTİ

Ali Ağaoğlu'nun iki gün önce yaptığı açıklamaları herkes okudu, izledi. Elbette herkesin kendi duruşuna göre yorumu, tepkisi ya da desteği olabilir. Ağaoğlu'nun söyledikleri içinde 17 Aralık sürecine ilişkin ya da hükümetin ekonomi performansını övmesine dair olanlara siyasi olarak karşı çıkanlar olabilir ama uzun süreden beri devam eden 'inşaat sektörüne' yönelik saldırılara verdiği cevap bence bu sektör üzerindeki 'mahalle baskısına' karşı yüksek perdeden yerinde bir isyandı. İnşaat sektöründeki şu kadar örgütün başkanları konuşmaya korkarken, Ali Ağaoğlu, kendi özel durumuna isyandan kaynaklansa da bu büyük ve değerli sektörün geneli için en doğru bilgileri kamuoyuna yüksek perdeden anlatmayı başardı.

AĞAOĞLU NE DEMİŞTİ

Ağaoğlu Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ağaoğlu, başta hükümetin ekonomi patronu Ali Babacan olmak üzere, inşaata yüklenenleri sert bir dille eleştirerek özetle şunları söylemişti:

"Sayın Babacan bir beyanat verdi. Artık inşaatı desteklemeyeceğiz sanayiyi destekleyeceğiz. Adama sorarlar; ya kardeşim sen bugüne kadar inşaata ne de tek verdin ki bunu söylüyorsun. İnşaat kendi kaynağını kendi yaratan sektördür. Bu lafı söylemek için 100 liran vardır onu sanayiye vermemiş inşaata vermişsindir. Öyle bir şey yok. TOKİ'ye bile Hazine'den bir kuruş verilmedi. O da kaynağını kendisi yarattı. Başında çok iyi bir bakan sayın Erdoğan Bayraktar bayraktar vardı. Bugün o da sıkıntılı. Elbette sanayi zor ve meşakkatli iştir. Sanayici kolay para kazanamaz. Bu yüzden sanayinin desteklenmesini en çok isteyenlerden biri de benim. Sen onlara ucuz kredi, ucuz elektrik vereceksin, işgücü üzerindeki yükleri azaltacaksın. Bugün bu ülkede b işçiye 100 lira vermek için patron 189 lira ödüyor. Dünyada böyle bir yük yok. Ayrıca Türkiye'de konut canlı olmasa sanayi de gelişemez. İnşaata malzeme üreten sanayi yılda 23 milyar dolarlık ihracat yapabiliyor. İnşaat olmazsa bu sanayi bunu yapabilir miydi? İnşaatta 2 milyona yakın istihdam var. İnşaata malzeme üreten sanayide de 2 milyona yakın insan çalışıyor. Bunlar toplam istihdamın yüzde 15'i. İnşaatın önünü keselim diyorsun. Sen neyi kesiyorsun? Bir kere senini nüfusunun büyük bölümü canlı canlı tabut gibi evlerde yaşıyor."


Önce Ağaoğlu Şimdi BayraktarALİ AĞAOĞLU: LAFIMIN ARKASINDAYIM

HEP AYNI KAFA

Çünkü, 1980'lerin ikinci yarısından itibaren turizm yatırımları teşvik edilirken 'turizm mi sanayi mi' tartışması yaşadık. Şu anda turizm yılda 30 milyar dolar döviz getiriyor ve artık 'bacasız sanayi' olarak tanımlanıyor. 2000'li yılların ikinci yarısından itibaren de 'tekstil mi teknoloji mi' diye bir tartışma yaşadık. 2014 yılındayız ve tekstil ile hazırgiyim ihracatı toplamda 30 milyar doların üzerinde.

Bu saçma olduğu artık herkesçe kabul edilen tartışmalar kadar saçma bir tartışma da son zamanlarda 'sanayi mi inşaat mı' şeklinde devam ediyor. Bir süre sonra bu tartışmanın da yersiz olduğu anlaşılacak. Çünkü büyük bir ülke, hem turizmini alabildiğine geliştirebilir hem de sanayisini güçlendirebilir ya da hem tekstil ve hazırgiyimden çok uzun yıllar ekmek yiyebilir hem de yüksek teknoloji üretmek için yapabileceği ne varsa yapabilir. Biri diğerinin ekmeğini küçültmez, tersine daha çok kazanmak için hepsi birbirine fayda sağlar. Hiçbir tekstilci, hazırgiyimci, turizmci ya da inşaatçı bu ülkenin yüksek teknoloji üretmesinin önünde engel değildir. Tersine iyi kötü sermaye birikimleri ile aslında yüksek teknoloji üretilmesine kaynak da sağlayabilirler.

İNŞAAT SANAYİDİR

İnşaat ve sanayi arasında ikilem yaratarak sürdürülen son tartışma ise yukarıda saydıklarımdan çok daha saçma ve anlamsız. Çünkü inşaat sektörü, Türkiye için önümüzdeki 20 yıl boyunca çok güçlü olması ve güçlü kalması gereken bir sektördür. Fay hatlarının göbeğindeki bu ülkenin 7 milyon konutunun yenilenmesi gerekiyor. Ayrıca bazılarının yobazca kökten karşı çıktığı alışveriş merkezleri, köprüler, otoyollar, hava limanları, hidroelektrik ya da nükleer santrallar da bu ülkede 50 yıl önce yapılmış tamamlanmış olması gereken işlerdi. Bütün bunları yapmak üretimdir sanayinin de ta kendisidir. Türkiye'nin bu konudaki geç kalmışlığını bilmeden anlamadan, atılan her temelin dibine gidip eylem yapmak, hayata geçirilen her projeye karşı çıkmak bu memleketin geri kalmasını perçinler.

BALON BALONU

Türkiye 'gelişen ülkeler' kategorisindedir ve böyle ülkelerde inşaat sektörü kalkınma tamamlanana kadar çok canlı kalır. O nedenle de çok konut üretilmesi, çok inşaat yapılması 'gelişmiş ülkelerdeki gibi' balon yapmaz. Gayrimenkuldeki balonlar gelişmiş ülkelere özgüdür. Çünkü o ülkelerde, inşaat büyük ölçüde tamamlanmıştır. Bizim gibi gelişen ülkelerde ise inşaatın tamamlanması için uzun ince bir yol vardır. İnşaata çalışan sanayiler de en çok bizim gibi gelişen ülkelerde uzun süre canlı kalır. Türkiye, dünyanın en büyük, seramik, çimento, inşaat demiri, mobilya, beyaz eşya, ev tekstili, makine halısı, pwc pencere, kablo, boya, her türlü tesisat malzemesi, mermer, tuğla hatta iskele ve kalıp malzemesi üreticileri arasındaysa bilin bakalım bu sanayiler hangi sektör sayesinde büyüdüler?
Yani inşaatı zora sokarsanız kaç kalem ürünün sanayisini, bunların ihracatını zora sokarsınız bir düşünün.

İnşaatı zora sokarsanız, istihdamda ne kadar büyük kayıplara yol açarsınız oturun hesabını yapın. İnşaatı zora sokarsanız ne kadar yeni vergi gelirinden olursunuz gözünüzü açın da yeniden bakın.

İNŞAAT VE OTOMOTİV

Ne diyordu Ali Ağaoğlu? "İnşaata öerdiğiniz bir teşvik mi var ki onu alıp sanayiye vereceksiniz?" Cevabı açık. Tabii ki böyle bir durum yok. Ama, inşaatın ürettiği her gayrimenkul devlet için doğrudan yeni bir gelir kapısıdır. Her yeni konut, her yeni işyeri, her yeni hastane binası, otel ya da alışveriş merkezi devlete vergi ödemeye başlayan yeni bir öergi mükellefidir ve bu şekilde devletin vergi gelirleri inşaatın yaptığı üretim sayesinde kalıcı şekilde artmaya devam eder. Çünkü devlet, her gayrimenkulden önce satınalma sırasında bir vergi alır sonra da emlak ve kiradan düzenli vergi tahsilatı yapmaya devam eder. Evlerinstakettiği elektrik, su, doğalgaz üzerinde de ciddi vergiler vardır ve bunlar her konut ve işyeri ile birlikte artmaya devam eder. İnşaat bu bakımdan da tıpkı otomotiv sanayi gibidir. Otomotivin de ürettiği her araç devlet için yeni bir vergi mükellefidir. Önce satın alma vergisi ödenir, sonra düzenli motorlu taşıtlar vergisi ödenmeye devam edilir. Araçların tükettiği yakıtların da üçte ikisi vergidir. Bakın sanayi bile sayılmayan inşaatın en sanayi sayılan otomotiv ile kaderi ne kadar da ortak. Ama biri teşvike layık görülmez diğeri görülür. O yüzden inşaat sektörü için 'gölge ekmeyin başka ihsan istemez' demek yeterli sanırım.

Önce Ağaoğlu Şimdi Bayraktar DÜNYAYI BAŞIMA YIKTILAR

YİĞİDİ ÖLDÜR HAKKINI VER

Gelelim Erdoğan Bayraktar'a. Yiğidi öldür hakkını ver.

Erdoğan Bayraktar döneminde TOKİ, 81 il 800 ilçe, 1920 şantiyede 486.784 konut, 54.218'i gecekondu kentsel dönüşüm projesi, 687 okul (lise, ilköğretim ve anaokulu), 771 spor salonu, 37 kütüphane, 420 ticaret merkezi, 92 hastane, 86 sağlık ocağı, 351 cami, 66 Yurt ve Pansiyon (16.876 Kişilik), 23 Sevgi Evi (199 bina), 17 Engelsiz Yaşam Merkezi (165 bina) inşaatları başlattı ve bunların büyük kısmı tamamlandı. 25 Aralık 2013'te hakkındaki yolsuzluk iddiaları nedeniyle bakanlıktan ve milletvekilliğinden istifa etti.

Aslında müteahhitlerin binlerce konutluk projeleri yapabilir hale gelmesinde onun büyük katkısı var. Bayraktar da uzun bir aradan sonra konuştu ve söyledikleri Hürriyet Gazetesinin manşetinden kamuoyuna yansıdı. 10 işçinin hayatını kaybettiği asansör kazasıyla gündeme gelen TOKİ sorumluluğunun inşaatlarda 'sorumsuzluk' yarattığına ilişkin eleştiriler uzun zamandır gündemdeydi. Bu eleştirilerin haklı tarafları da vardı. Ancak, inşaat sektörünün önünü tıkayan, arsa temini ve bürokratik oligarşinin elindeki imar yetkisinin TOKİ'ye de tanınması dışında, TOKİ'nin inşaatta çalışma koşullarını denetimsiz hale getirmesi kabul edilemezdi. İşte Erdoğan Bayraktar buradaki boşluğa isyanını Hürriyet gazetesinin manşetinden dile getirme cesaretini gösterdi. Ayrıca 'inşaat mı sanayi mi desteklenmeli' şeklindeki tartışma için de "İnşaat sektörü dursun denmemeli, doğrusu ‘sanayiyi geliştirmemiz lazım’ olmalı. Araba montajı yapıldığında sanayi yapıyorum denemez. Yeni ürünler geliştirmek, sanayiyi ilerletmek gerekiyor. Yoksa inşaatı durdurduğun an sanayi de durur” şeklinde yorum yaptı.

Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı