Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ona çok şey borçluyuz

Beyaz Saray'da yaşanan seks skandalı belki Clinton'ın başını ağrıtacak ama insanlık alemi de ona çok şey borçlu olacak. Belki bu olaydan sonra kadın-erkek ilişkileri artık normal düzenine geri dönüş yapar.Bence dünyadaki medeniyetin gerçek anlamdaki sonu, erkeklerin kadınlara karşı hassas, sevecen ve saygılı davranmalarının empoze edilmesiyle geldi.Halbuki çok eski zamanlarda erkekler kadınları saçlarından tutarak sürükledikleri ve onlar çok ses çıkardıkları anda kafalarına dinozor bayıltan odunla vurdukları dönemde her şey çok daha normaldi.O dönemde medeniyet tıkır tıkır işliyordu, problem yoktu.O muhteşem güzellikteki dönemin hemen sonrasında kadınlar aniden bir tuhaflaştılar.Tamam, kendilerine eşitlik filan talep ettiler ama bunun da ötesinde biz erkeklerde katiyen bulunmayan bazı özellikleri de bize empoze etmeye çalıştılar.Örneğin sorunları derinlemesine konuşarak çözmek...Sadece seksle değil âşık olmakla da mutlu olmamızı istemek.Yemekleri yavaş yememizi empoze etmek.Televizyon uzaktan kumanda aletini başka insanlarla paylaşmamızı kabul etmemizi beklemek.Seksten sonra yatakta uyanık yatmamızı talep etmek.Bunlar kadınların inanılmaz derecede güçlü bir mücadele vererek bize empoze ettikleri şeylerden sadece bir bölümüydü.***Bu dünyada sadece I.Q kavramı ile yetinilmemesi, bunun yerine ‘emotional’ I.Q'nun (E.Q) konulmasını da kadınlar zorla kabul ettirdi.Yani zekâ seviyelerimizi ölçerken, hissi durumlarımızı da göz önüne almamız gerekiyor.Halbuki biz biliyoruz ki Charles Manson'ın E.Q'su sıfır düzeyinde ama adam üstün zekâlı.Sonra Total Quality Control diye de bir kavram geliştirildi.Bunun da temelinde kadınlar var.Toplam Nitelik Kontrolü yaşamın herhangi bir alanında insanın mutlu ve verimli olabilmesi için gerekli tüm öğeleri bir arada ele alan bir yaklaşım biçimi.Erkeklerin kafası böyle tümdengelimci yaklaşımlara basmaz. Aslında tümevarımcı şeylere de pek basmaz, bu durum tabii ki tamamen farklı bir başka yazı konusu olabilecek derinlikte.Ama illa da bir kamp içinde yer alacak isek o zaman amprik felsefe içinde yer aldığımızı söyleyebilirim.Yani her türlü zevkin anında tüketilip bitirildiği bir dünya özlemi içindeyiz biz erkekler aslında.Spontane orgazm, hızlı yemek ve olağanüstü hızda zapping.İşte hayat bundan ibaret aslında.Ama kadınlar bütün bu süreçleri tek tek yavaşlatarak hem tabiat kurallarını tersine çevirdiler hem de ne yapacağını şaşırmış olan erkekleri, o anki şaşkınlıklarından yararlanarak kendilerine kul köle haline getirdiler.***Her olayı mutlaka uç noktasına götürme alışkanlığı olan Amerika'da artık genç insanlar bir kadınla yatmadan önce yine kadınlar tarafından hazırlanmış olan 30 maddelik bir listeden sordukları sorulara cevap almayı beklemek zorundalar.Alınan cevapları not ediyorlar ve bu test sonucunda eğer kadınla yatmaya değer bir insan oldukları ortaya çıkarsa o zaman da kadının verdiği cevaplara bakarak sevişirken yapacakları hareketleri düzenliyorlar.Eğer bir hareketi önceden almış oldukları cevabı ihlal edecek şekilde yaparlarsa kadın adamı hemen polise teslim ediyor.Daha da kötüsü bugün Amerika'da her evde mutlaka iki uzaktan kumanda aleti var ve Amerikan erkekleri istedikleri kanalı açamıyorlar.Bunun dışında erkekler rejim de yapmak zorundalar.Ve düşünsenize, sonuçta bunun adı da Total Quality Control olabiliyor.***Bu nedenle kendisi hakkında yazılmış olan özel savcı raporunu okuduktan sonra Clinton'a erkek milleti olarak ne kadar büyük bir şükran hissi duymamız gerektiğini anladım.Clinton kadın-erkek ilişkilerini bildiğimiz anlamda medeniyetin hâlâ daha var olabildiği dönemdeki o güzel durumuna çekerek aslında tabiat kurallarını da normalleştirdi.Düşünsenize Monica'nın anlattıklarına göre Clinton'ın ön sevişme kavramından anladığı şey pantalonunun fermuarını açıp kapamaktan ibaretmiş.Üçüncü kez oral seks yaptıktan sonra Monica birden fark etmiş ki Clinton onun ismini yanlış olarak hatırlıyor.Ve sadece 11 kez tuvalet kapısının önünde oral seks yapmış olmalarına rağmen Monica, Başkan Clinton'ın kendisine âşık olduğunu ve bir süre sonra karısından ayrılıp kendisiyle evleneceğini düşünmeye başlamış.Yani anlayacağınız benim altın çağ diye adlandırdığım ve kadınların saçlarından sürüklenerek mağarada hapsedildiği dönemi bir anlamda geri getirmiş Clinton.Ön sevişme fermuar indirmeden ibaret olacak.Sevişilen kadının ismi bilinmeyecek.Ve sevişme biçimi nedeniyle çocuk olması imkânsız olacak.Bence gerçek anlamda Total Quality Control budur işte.Ve böyle bir düzen kurabilmiş bir erkeğin hem I.Q'su hem de daha önemlisi E.I.Q'sunun inanılmaz derecede hızla yükselip, zirvelere çıkacağı ve bir daha da kesinlikle oralardan aşağıya inmeyeceği kesindir.Burada tabii işi bozan bir tek şey kadının aldığı bunca işarete rağmen adamın daha hâlâ onunla bir gün evlenebileceğini düşünmesidir.Ama işte dinozor bayıltan odun da bu aşamada devreye giriyor.İsterseniz kadın hakları için adam öldürebilecek kadar radikal bir feminist olun.Bu Monica'nın kafasına bir odun yemeği hak ettiğini, belki ancak o zaman aklının başına gelebileceğini sizin bile mutlaka görmüş olmanız lazım diye düşünüyorum.
X