"Ömür Kurt" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ömür Kurt" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ömür Kurt

Ömür boyu sürmesi beklenen hikâyenin başlangıcı

Yazdığı kitaplarla sadece çocukları değil, yetişkinleri de etkileyen bir yazar Sevim Ak. Yepyeni iki kitapla yeniden raflarda… Yazarla yeni kitaplarını, hayallerini ve umutlarını konuştuk.




Yeni kitaplarınızla Doğan Egmont’tasınız. Üstelik taptaze 2 yeni kitapla… Nasıl oldu bu süreç?


Tatlı heyecanlara ihtiyaç duyduğum durağan bir dönemime denk geldi. Önceki kitaplarıma benzemeyen form, tasarım ve çizgiler eşliğinde uzun öyküler anlatmak istedim. Doğan Egmont Genel Yayın Yönetmeni Gülgün Çarkoğlu'nun yapıcı, umut veren ısrarıyla bu yeni yolculuğa birlikte çıkmayı denedik. Editörle, görsel tasarım uzmanıyla ve çizerlerle eğlenceli bir süreç kat ettik. Sonunda içimize sinen ışıl ışıl kitaplar çıktı ortaya.


Çocuk kitabı yazmak o kadar da kolay bir şey değil. Kitaplarınızla anlatmak istediğiniz şey nedir?


Çocuklar soru sorarak, hayal kurarak, duyularıyla keşfederek dünyayı tanımaya başlar. Aslında bu, ömür boyu sürmesi beklenen bir hikâyenin başlangıcıdır. Yaş arttıkça sorular azalır, yetişkinlerin kendileri için en iyi olacağını söylediği yollara sorgu sualsiz itilir çocuklar. Ben hangi konuyla yola çıkmışsam çıkayım, bilgiçlik taslamaktan ürkerim, okuru soruların ve hayallerin bitmediği bir yolculuğa çağırabilirim ancak. Alt metinlerim, "Yalnızca kendi yaşamın ve kendin tek, biricik ve önemli değilsin, sana benzemeyen yaşamlara da pencerelerini aç, onlara dokun, sana doğru diye sunulanı koşulsuz kabullenme, sorgula ..." der. Ne kadar ümitsiz gözüken durumlar yaşansa da yaşam sevincini ve sevme yeteneğini kaybetmemeyi, yeni bakış açılarıyla şansları zorlayarak yaşama tutunma çabalarını beslerim.


Her kitabınızda bir mesaj var. Nelerden rahatsızsınız ve neyin düzelmesini istiyorsunuz?


Her şeyin tıpkı benzetimlerle üretildiği sanal dünyaların içinde yaşamak çocuklara da yetişkinlere de eğlenceli, kolay, rahat gelebiliyor. Sıkıldıkça sanal bir ortamdan çıkıp ötekine hızlıca geçiş yapabiliyoruz. Tüketici firmalar da bolca ihtiyaçlar yaratıp ona uygun malzemeleri piyasalara sürüp göz boyuyorlar. Bu yaşam biçimi özgür düşünce yerine kalıp bilgileri ezberlemeyi, sıra dışı gördüğümüzü görüş alanımızdan uzaklaştırmayı, gelip geçici ilişkileri, stratejik meslekleri, hedefleri doğuruyor. Zamanın ve mekânın tadına vara vara kullanıldığı sahici ilişki biçimlerine ve gerçekliğe yüzümüzü çevirdiğimizde, doğayı tanımaya emek verdiğimizde ise düşünce evrenimizi zenginleştirebiliriz. Toplumda yaşanan adaletsizliklere, dengesizliklere, doğada, tüm canlıların birlikte yaşam hakkı, engelsizlik konuları önceden hiç düşünülmemiş gibi başka normlarla yeniden sorgulayabiliriz. Tüketen, sömüren, şiddetle yok eden egemen anlayışların tersine farklı yaşam biçimleri peşindeki insanları anlamaya, doğaya ve her türden canlıya saygı duymaya, az kirleten, az tüketen, savaşmayan, birbirinin sesine kulak veren, dayanışma ruhunu özümseyen, sanatın özgürleştirici gücüne güvenen küçük kolonilere yönelmeye ihtiyaç duyuyorum.


Kitapların konularını seçerken nelere dikkat ediyorsunuz? Neyi neden anlatma ihtiyacındasınız?


Günlük hayatta karşıma çıkan olaylardan, birlikte çalıştığım çocuk gruplarının sorunlarından etkilenerek konular seçiyorum. Beynimi kemiren, düşündürten bir sorunun yanıtını bulmaya çalışırken bir sürü soru yumakları oluşuyor. Bazen bu soruların yanıtlarını çocuklarla birlikte düşünmek istiyorum. Kutsallaştırdığımız aile kavramının mutsuz ettiği ailesi parçalanmış çocukların arayışlarını, küçük yaşta kurtarıcı görevi yüklenen çocukların çıkmazlarını, aşırı korumacı ortamda büyütülen, ihtiyaçları karşılanan ama doğadan ve çocukluktan uzaklaşan hayatları, hayvan haklarını, bitkilerin, bitkisel hayatların sesine kulak vermeyi, engelli yaşamları yazıyorum. Bir çocuğu, büyüme süreci içinde edindiği deneyimler, alışkanlıklar, arkadaşlıklar ve birbirine benzemeyen ilişki biçimleri içinde gezintiye çıkarıyorum. Kısır döngü içinde kalıp çemberlerinin dışına çıkamayan kişiler bile sanat ve edebiyatın küçük dokunuşlarıyla dünyaya alıştıklarının ötesinde gözlerle bakabilirler, çemberleri delebilirler. Edebiyat tek başına dünyayı değiştiremez belki ama küçük yüreklere umut, sevgi aşılayabilir. ‘Babamın Gözleri Kedi Gözleri’ adlı kitabım anne baba ayrılığı yaşayan çocukları rahatlatıcı, ‘Puldan Taştan Lahanadan’, takıntıları olan çocukları sağaltıcı olduğunu psikologlardan, çocuk okurlardan öğreniyorum, içten içe yazdıklarımın işe yaradığını düşünüyorum.


Kimi yazarlar sadece kadınlara anlatmak istiyor, kimi sadece orta yaşlılara… Fakat siz çocuklara anlatmak istiyorsunuz. Neden?


Çocuklukta hâlâ umut var, diye düşünüyorum. Yetişkinler ise çoğu zaman rüzgâr nereden esse o yönde tavır sergiliyorlar. Statü, maddi kazançlar, yaşam kalitesinin yükselmesi, ilişki biçimlerini belirliyor. Çocuğun hesapsız, gerçek sevgiye açık, duygu yoğun yüreği, dobra dünyası, net dili, bambaşka algı evreni içinde olmak beni de arındırıyor.. Terapi oluyorum yazarken.
‘Yıldızlar Nereye’ ve ‘Duvarlar Resim Olsa’ kitaplarından söz eder misiniz? Okuyucuyu ne bekliyor bu kitaplarda?


‘Duvarlar Resim Olsa'nın ana karakterleri koruluğun içinde kurulmuş yeni bir siteye taşınmış iki kız çocuğu. Biri kimseyi tanımamanın getirdiği yalnızlıkla, öteki ise lösemi hastalığının dayattığı yalnızlıkla boğuşur. Kısa süreli camdan cama iletişimlerle, mektuplar, öyküler, hayaller dünyasında birlikte gezinirler ve anları çoğaltır, zamanı uzatırlar. Zaman bazen bir armağan, bazen ödünç alınmış bir an parçasıdır. Evde bir türlü akmayan zaman yeni arkadaşlar edinildiğinde çağlayarak akar. Lösemili kızın okul duvarına çizdiği basit bir desen derinlikli, çok yönlü bir iletişimin başlangıcı olur. Çocuklar arkadaşlarının hastane odasındaki tek başına yolculuğuna şenlikli, özgür, yaratıcı bir oyunla katılmanın zevkini sınırsızca yaşarlar. ‘Zamanın ırmağında birlikte yüzmek’ oyununa, müziği, öyküleri, koruluktaki canlıları, hayalleri katarken, heyecanlarını başkalarına da bulaştırır ve yaygınlaştırırlar. Kitabı okuyan çocuklar sorarak, düşünerek, eğlenerek dostluk-dayanışma bilincinin güzelliğine neşeyle göz kırpacaklar.


‘Yıldızlar Nereye’ kitabı ise bir doğadan kopuş ve barışma öyküsü. Kitapta, kesilen ağaçlar, hesapsızca dikilen gökdelenler, barajlar sıcaklığı, yağmuru, rüzgârın yönünü, nem oranını tahmin etmeyi zorlaştırınca işinden kovulan bir hava tahmincinin izini sürüyoruz. Güneş, ay, yıldız kümeleri ile küçük yaşlarda sımsıcak dostluklar kuran ‘Bulut Adam’ küskündür artık. Önceden hayal edemeyeceği yeni iş ve ilişkiler çarkı içinde ise kendinden uzaklaşır, hiç olmadık davranışlara girişir, şaşırtır, güldürür. Günün birinde dükkânına giren kendine ‘Giz Çözücüsü’ adını takmış bir çocuğun soruları kapanan kapıları yavaş yavaş aralar. Şimdi ne olacak, heyecanıyla ve gülerek okunan bir kitap.


Kitaplarınızda hayalleri kullanarak gerçekleri anlatıyorsunuz. Yazın hayatında varmak istediğiniz nokta neresi?


28 yıldır çocuk edebiyatının içindeyim. Hayatın çeşitli dönemeçlerinde tanıdığım çocuklar ve gündelik sorunlardan yola çıkarak kitaplarımı oluşturdum. İlk kitabım dışında yarışmalara katılmadım. Andersen ve Astrid Lindgren ödüllerine aday gösterildim. Bugün de kimseyle yarışmaya kalkışmadan, kendi küçük dünyamda sessiz sakin yazıyorum, kitaplarımı çocuklarla tartışıyorum. Söyleşilerde “Okumayı sizin kitaplarınızla sevdim.", "Ben de yazabilirim düşüncesine kapıldım.", "Nasıl bu yaşta bizim duygularımızı anlayabiliyorsunuz, çocukmuş gibi yazabiliyorsunuz?" sözlerini işittiğimde gerçekte istediğimin bunlar olduğunu düşünürüm. Son yıllarda içimden bir ses ülkemizde hâlâ tabu olan konularda, eleştirilmeyi göze alarak özgürce yazabilmeyi fısıldıyor. Kim bilir, belki ileriki yıllarda yalnız kendim için yazarım.


Geleceğe dair neler düşünüyorsunuz? Sizin kitaplarınızı okuyan çocuklardan neler bekliyorsunuz?


Umutlu ve sevecen olmak istiyorum. Dünyaya iyilik, sevgi, dostça sesler bırakmak en değerli şey bence. Duyarlı, sorumluluk sahibi, hayvanları, bitkileri seven, doğa ile barışık, sorgulayan, eleştiren çocuklar benim kitaplarımı okurlarsa mutlu olurum.

X