Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Ömer Çelik'ten nükleer cevap

    A.A
    28.05.2010 - 17:05 | Son Güncelleme: 28.05.2010 - 17:09

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik, İran'ın nükleer programıyla ilgili takas anlaşmasına ilişkin “Türkiye ve Brezilya'nın dünya barışı adına ortaya koyduğu yüksek siyasi yeteneklere karşı kıskançlık üretmek dar bir bakış açısıdır” dedi.

    Çelik, yaptığı yazılı açıklamada, Thomas Friedman'ın 25 Mayısta New York Times gazetesinde yayımlanan “Olabildiğince çirkin” başlıklı yazısı “Alabildiğince sağduyudan yoksun olduğundan” kendisine birkaç temel konuda hatırlatma yapılmasında zorunluluk bulunduğunu ifade etti.

    Çelik, muhafazakar demokrat bir siyasi düşünceye sahip olan AK Parti Hükümetinin, Brezilya'nın sol görüşlü Lula yönetimi ile işbirliği yaparak bölge ve dünya barışı için vazgeçilmez öneme sahip olan nükleer barış konusunda tüm dünyaya örnek bir dayanışma sergilediğini belirterek, bunun arkasında “İran'la ideolojik dayanışma” aranmasının yapılacak en son şey olduğunu ifade etti.
    Konuşulanın İran'ın siyasi rejimi değil, nükleer konularda İran'ın dünya ile işbirliği yapması olduğuna işaret eden Çelik, şunları kaydetti:
    “İran'ın siyasi rejimini söz konusu ederek, işbirliğini güçlendirme ve barışı tesis etme çabalarına zarar vermek, esas amacın 'nükleer silah üretilmesini önlenmek değil, İran'la çatışmak için bahane aramak' olduğunu gösterir. Maalesef Friedman'in yaklaşımı ikinci kısma denk düşmektedir. Bu yaklaşımı Iran halkından yana olmak seklinde sunmak da gerçeklerle uyuşmamaktadır. Barış ve işbirliği için fırsat varken, hala yaptırımlarda ısrar etmek, İran'ın sivil halkına ceza verme sonucu doğurur.”

    “NÜKLEER SİLAHTAN DAHA TEHLİKELİ BİR YAKLAŞIM...”

    Türkiye ve Brezilya'nın diplomatik girişiminin, “İran'a nükleer silah üretmesi için zaman kazandırmak” olduğunu iddia etmenin, nükleer silahtan daha tehlikeli bir yaklaşım olduğunu savunan Çelik, bu yaklaşımın da işbirliği ve barış çabaları yerine çatışmayı besleyeceğini savundu.

    Çelik, Türkiye ve Brezilya'nın İran'ı nükleer konularda işbirliğine yönelten girişimini, “İran'daki rejimin insan hakları ihlallerini desteklemek” olarak sunmanın ise “çarpıtma” olduğunu ifade etti. Ömer Çelik, ülkelerin siyasi rejimlerinin niteliğine göre müzakere ve diplomasi kanalları açılıp kapanacaksa, tüm demokratik ülkelerin dünyadaki pek çok sorunla ilgili barış ve diyalog çabalarından vazgeçmesi ve derhal bir dizi savaş başlatması gerekeceğini vurguladı.

    Türkiye'nin, bölge ve tüm dünyada nükleer silaha karşı olduğunu belirten Çelik, ülkelerin siyasi rejimlerinin biçimine göre nükleer silah sahibi olma gibi bir hakkı olmaması gerektiğini kaydetti.

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Türkiye, Brezilya ve İran tarafından imzalanan deklarasyonu “nihai çözüm” olarak değil, “çözüm için bir fırsat” olarak adlandırdığını anımsatan Çelik, devam eden süreci işin başında reddetmenin, gerçek amacın barış olmadığını, “barış” kavramının güçlülerin çıkarları için kılıf haline getirildiğini göstereceğini belirtti.

    “ANALİZ DEĞİL PROPAGANDA...”

    Türkiye'nin barış adına ortaya koyduğu bu iradeyi “müttefiklerine sırt dönmesi” olarak sunmanın, analiz değil, propaganda olacağını ifade eden Çelik, Türkiye ve Brezilya'nın, ortak deklarasyon ile bölgesel ve küresel barış için son derece önemli bir eşiğin aşılmasını sağladığını bildirdi.

    Çelik, bu anlaşma ile ortaya çıkan tablonun, nükleer güvenlik zirvesinde, nükleer silahlardan arındırılmış bir dünya mesajı veren ABD Başkanı Obama ile “P5 1 ülkelerinin” yol haritasını zayıflatan değil, güçlendiren bir tablo olduğunu belirterek, açıklamasında şunları kaydetti:
    “Demokratik dünyanın yol haritasını güçlendiren bu girişim Türkiye ve Brezilya sayesinde gerçekleşti. Bu noktada Türkiye ve Brezilya'nın dünya barışı adına ortaya koyduğu yüksek siyasi yeteneklere karşı kıskançlık üretmek dar bir bakış açısıdır. Türkiye ve Brezilya, dünya sisteminin sorun çözme kapasitesini artırdıkları için selamlanmalıdır.

    Şimdi bu girişimi daha ileri noktalara taşımak yerine, kriz üretmek için kullanmaya kalkışmak, bölge ve dünya barışına karşı suikast teşebbüsüdür.

    Söz konusu deklarasyon, son 30 yıla bakıldığında belki de İran'ın mutabık bir şekilde gerçekleştirdiği en önemli diplomatik açılımlardan biri olmuştur. Bu, Türkiye'nin güçlü barış iradesi sayesinde gerçekleşmiştir. Bu noktada Türkiye ile ABD arasında kriz çıkarmaya çalışanlar, sadece niyetlerini ele vermektedir. Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın dediği gibi; 'barışı tesis etmek için kimseden icazet almayız' Dünyayı güzelleştiren şey barıştır.”
    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı