"Yaşar Sökmensüer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yaşar Sökmensüer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yaşar Sökmensüer

Ölümü yaşamak

"BEN ölürsem..."<br><br>Bu düşünce zamanlı-zamansız geçer herkesin aklından.

"Üç gün yatak, dördüncü gün toprak" gibilerinden bir elcilliği, o yaşlı-kalender tekerlemeyi kast etmiyorum.

"Ben ölürsem, şuraya, şöyle gömülmek isterim" türünden düşünceler, üzerinde durduğum.

Nereye, nasıl gömüldüğün.

* * *

Mesela başındaki o ölümcül kartvizit; yani mezartaşı.

Ne olmalı, nasıl olmalı.

Nazım gibi; bir köy mezarlığına gömün beni, ve de uyarına gelirse /tepemde bir çınar olursa /taş maş da istemez hani..." diyebilirsiniz.

Ya da sakin, kıyı mezarlığı gibi bir köşe arzulayabilirsiniz.

Olur a yakılmayı da isteyebilirsiniz içten içe.

Ama bu Türkiye’de hala mümkün değil.

Yakım yeri, krematoryum açma yetki ve sorumluluğu belediyenin görevleri arasında.

Hıfzısıhha Yasası’nda da maddesi var.

Hem krematoryumun nasıl açılacağına dair maddeler, hem de "bir ölünün fırında yakılması"na dair hükümler.

Ama bizde hala askıda.

* * *

Yaş aldıkça daha çok mezarlığa gidiyor insan.

Kaybettiklerini yolcu etmek için.

Ankara’da Karşıyaka, Cebeci, Sincan mezarlıkları var.

Ama ölüme yetmiyor.

Eskişehir Yolu’nda Temelli’ye kadar, yanı 40 kilometrelik bir hatta yeni bir şehir kuruldu.

Oralara çağdaş, defin yerinden çok büyük bir şehir parkı gibi bir mezarlık tasarlansa.

Teşbihte hata olmaz, mesela Hyde Park gibi bir mezarlık.

Metro ile gidilip gelinebilen.

Servileri, çınarları, akasyalarıyla yeşil ve toprağında arapsaçı, pelin, yonca biten...

Alanları birbirinden lüküstrümlerle ayrılan.

Çay bahçeleri, mezarlığın değişik alanlarında küçük oturma yerleri.

Süs havuzlarında, şadırvanlarında kuşların (yani yaşamın) bıcırdadığı...

Acıyı, hüznü daha medeni (huzurlu) yaşasak, iyi olmaz mı?
X