Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Ölüme sürmüşler

    Ayşegül USTA - İSTANBUL
    08.01.2018 - 20:49 | Son Güncelleme:

    25 eski hâkim ve savcı hakkında hazırlanan iddianamede FETÖ’nün kendilerinden olmayan yargı üyelerini nasıl tasfiye ettikleri anlatılırken dramatik örnekler de verildi. Soğuk iklimin tetiklediği hastalığına dair sağlık raporu olan hâkim Alaattin Çambel Erzurum’a tayin edildi. Didem Yaylalı da haksız disiplin cezası aldı. İddianamede Çambel veYaylalı’nın ölüme sürüklendiği belirtildi.

    Ölüme sürmüşlerFETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hakim-hakim savcı yapılanmasına ilişkin yüzlerce hakim savcı hakkında hazırlanan iddianamelerde, örgütün yargıyı ele geçirmek için başvurduğu yöntemlerde açığa çıktı. Ergenekon, Balyoz , Şike gibi soruşturmaların yapıldığı kapatılan İstanbul özel yetkili mahkemelerinde görev yapan 25 hakim ve savcı hakkında hazırlanan iddianamede, FETÖ(PDY silahlı terör örgütünün kendilerinden olmayan hakim-savcılar hakkında asılsız suçlamalarla soruşturmalar açarak terfilerini engelledikleri, bu uygulamaların bazı hakim savcıları ölüme sürüklediği belirtildi. Sadece örgüt mensubu hakim-savcıların değil onların çocuklarının da eğitimi ile yakından ilgilenen örgütün, 12 Eylül 2010 günü yapılan Anayasa referandumu sonrasında yeni oluşturulan HSYK’da seçimle gelen üyelikleri elde ettiği, bu sayede de Yargıtay’da tek söz sahibi olduğu vurgulandı.

    “ORUÇ TUTSAN DAHİ ELİNDE SU ŞİŞESİ İLE GEZ”

    25 eski hakim ve savcı hakkında hazırlanan iddianamede örgütün hakim-savcı yapılanmasına ilişkin detaylara yer verildi. Bazı hâkim ve savcı adaylarına Türkiye Adalet Akademisi yurdunda kalmaları tavsiye edilerek bu kişilerden, örgüt lehine ya da aleyhine konuşan aday arkadaşlarının bildirilmesinin istendiği, hâkim ve savcı adaylarına gerektiğinde oruç tutmama, oruç tutsa dahi elinde su şişesiyle gezme, cuma namazına gitmeme, kokteyl ve resepsiyonlarda içki içme, örgüt dışından başka bayanlarla evlenmeme yönünde telkinde bulunulduğu belirtildi.

     

    “KELLE KOLTUKTA GİDECEKLERE ‘TALEBE’ ADI VERİLDİ”

    Örgüt mensubu hâkim ve savcıların T1, T2, T3, T4, T5 ve A1 şeklinde kategorize edilerek taşra ve devre yapılanmasının oluşturulduğu, T ibaresinin “Talebe”yi, numaraların ise hâkim savcıların dönemlerine ve sicil numaralarına göre oluşturulmuş gruplanmayı ifade ettiği, bu gruplarda bulunan ve yapıya sıkı sıkıya bağlı olan, yani yapı için kendini feda edebilecek, kelle koltukta gideceklere “Talebe” adı verildiği ve yapı içerisinde öncelikli kişiler olduğu ifade edildi.

    Örgüt mensubu olan adayların ise staj döneminde verilen siciller, yıllık kurulu üyeliği gibi yollarla parlatılarak kritik görevlerde rol almaya ve mesleki kariyere hazırlandıkları, adaylık sürecini tamamlayıp kura kararnamesi ile ataması yapılan örgüt mensuplarının takibinin bırakılmadığı kaydedildi. FETÖ/PDY terör örgütü üyesi olan hâkim-savcılara yönelik adaylık dahil tüm süreçlerde dil eğitimi, master-doktora öğrenimi, yurt dışı gezileri, mesleki ve kişisel bilgi ve görgüyü artırmaya yönelik yurt içi ve yurt dışı programları düzenlemek suretiyle örgüt üyesi hâkim savcıların emsallerine nazaran daha donanımlı hale getirildiği, örgüt mensubu bazı hâkim ve Cumhuriyet savcılarının da hak etmedikleri halde yurt içi ve yurt dışı yüksek lisans ve doktora programlarına mevzuat hükümlerine riayet edilmeksizin yerleştirildikleri ve bu kişilerin emsallerine nazaran üniversitelerdeki akademisyen üyeleri vasıtasıyla söz konusu programları daha kısa sürede bitirmelerinin sağlandığı anlatıldı.

    “ÖLÜME SÜRGÜN EDİLDİLER”

    Adalet Akademisi’nin hâkim-savcı adayları yönünden fişleme merkezine dönüştürüldüğü ve kendilerinden olanlara iyi siciller verilerek mesleki kariyer anlamında önlerinin açıldığı, kendilerinden olmayan adayların ise mesleğe kabul ve ilerde yükselmelerini engelleyecek mahiyette sicillerinin oluşturulduğu, mesleğe kabullerini engellemek amacıyla usulsüz soruşturmalar yapıldığı, sağlık sorunları gibi mazeretlerinin dahi nazara alınmayarak adeta ölüme sürgün edildikleri ifade edildi.

    Hakkında usulsüz soruşturma açılarak disiplin cezası tayin edilen, bu ceza gerekçe gösterilerek mesleğe kabul edilmeyen hakim adayı Didem Yaylalı’nın, uğradığı haksızlıklara dayanamayarak yaşamına son verdiği, soğuk iklimin tetikleyici bir etken olduğu Crohn hastası olan ve bu hastalığına dair de özlük dosyasında sağlık kurulu raporu bulunan hâkim Alaattin Çambel’in, bu hastalığı dikkate alınmayarak Türkiye’nin en soğuk ili olan Erzuzum’a tayin edildiği, bile bile ölüme mahkum edilen Çamlıbel’in 19 Ocak 2014’de intihar ettiği hatırlatıldı.

    “KEM GÖZLE BAKTI İSNADI”

    Geçmiş dönemde yapılan bazı inceleme yahut soruşturmalarda, hâkim ve Cumhuriyet savcılarının farklı muameleye tabi tutulması suretiyle, FETÖ/PDY mensubu hâkim ve Cumhuriyet savcılarının disiplin işlemlerine karşı korunduğu, kendilerinden olmayan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının isimsiz ihbar dilekçeleri ve uydurulmuş delillerle haksız soruşturmalara maruz bırakıldıkları belirtildi.

    Hedefteki hâkim ve Cumhuriyet savcıları hakkında yapılan soruşturmalarda, isnat edilen eylemler arasına mutlaka aile birliğinden kaynaklanan sadakat yükümlülüğünü ihlal edici nitelikte, “Karşı cinsten birine ilgi duyduğu”, “Gayrimeşru olarak birliktelik yaşadığı”, hiç bir şey yok ise “Kem gözle baktığı”, “Bu konuda dedikodu bulunduğu” şeklindeki bir isnadın da eklendiği, böylelikle mesleki kariyerini lekelemek yanında aile birliği ve saadetinin bozulmasının da hedeflendiği ifade edildi.

    “YARGITAY’DA TEK SÖZ SAHİBİ OLDU”

    FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün, 12 Eylül 2010 günü yapılan Anayasa referandumu sonrasında yeni oluşturulan HSYK’da seçimle gelen üyelikleri elde ettiği, bu HSYK tarafından büyük çoğunluğu örgüte mensup 160 hâkim ve savcının Yargıtay üyeliklerine seçildiği, yeni seçilen üyelerle örgütün, çoğunluğu ele geçirdiği Yargıtay’da, tek söz sahibi olduğu, artık örgütün belli ceza dairelerinde istediği kararı onaylatacak, istemediği kararı bozduracak güce kavuştuğu vurgulandı.

    Yargıda davası olan herkesin yolunun örgütün avukatlarının hukuk bürolarına düştüğü, özel yetkili mahkemelerin baktığı örgütün kumpaslarından oluşan davaların, Yargıtay’da onaylanmaya başlandığı, hiç kimsenin artık örgütün elinden kurtulamayacağının sözle değil fiilen ispatlandığı ifade edildi. Balyoz gibi bazı haksız kararları Yargıtay’da onaylatan FETÖ/PDY, örgütün yargı kanadının gerçekleştirdiği bütün hukuksuzlukları hukuka uygunmuş gibi topluma algılattığı, bunun yanında HSYK vasıtasıyla yüksek yargı organlarına seçtiği üyelerle hâkim olan örgütün Yüksek Seçim Kurulu (YSK), Anayasa Mahkemesi gibi kurumları da dolaylı olarak ele geçirdiği kaydedildi.

    “YARGIYI KULLANARAK BARIŞ SÜRECİNİ DURDURMAK İÇİN HAREKETE GEÇTİLER”

    Örgütün, 07 Şubat 2012’de MİT soruşturmasıyla yargıyı kullanarak, bir yandan kendinden olmayan MİT yönetimini bertaraf etmek, MİT’i ele geçirmek, bir yandan da aynı soruşturmayla hükümetin Güneydoğu sorununu çözmek amacıyla başlattığı barış sürecini durdurmak için harekete geçtiği, MİT yöneticilerinin, hükümetin ve Başbakan'ın terör örgütüne yardımla suçlanmak istendiği, bu soruşturmanın hükümeti yıpratıp gözdağı vermek için yapıldığı, örgütün bu denemesinin istihbarat görevlileri hakkında soruşturmaların izne bağlanması sistemine geçilerek önlendiği öne sürüldü.

    “YARSAV’A SIZDILAR”

    2014’de yapılan HSYK üye seçimlerinin örgüt için büyük bir önem arz ettiği, seçim öncesinde örgütün sözde lideri Fetullah Gülen’in sohbet ve vaaz adı altında şifreli şekilde gönderdiği talimatlar ile harekete geçtiği, bu kapsamda YARSAV derneğine de sızılarak bu derneğin seçimlerin kazanılması için kullanıldığı, örgütün seçimlerde gerçekte örgütle bağlantılı olan 11 kişilik bir liste ile seçime girdiği, bu adaylardan 10’unun bağımsız aday olarak, YARSAV (Yargıçlar ve Savcılar Birliği) listesinden seçime giren bir örgüt mensubunun da YARSAV adayı olarak lanse edildiği anlatıldı.

    Bir yandan da örgüt için ciddi bir tehlike olarak değerlendirdikleri Yargıda Birlik Platformu adayları hakkında, sosyal medya hesapları üzerinden gerçek dışı yazı, yorum ve görüşler paylaşarak bu adayların itibarsızlaştırılması maksadıyla bilgi kirliliği yarattıkları ifade edildi. Seçim sonuçları açıklandığında, sözde bağımsız adayların 4495 - 5312 oy bandında art arda sıralandığı, seçime tek liste ile giren YARSAV Derneği’nin HSYK üye adayları 886 - 2078 oy alırken, gerçekte örgütün adayı olup YARSAV listesinden seçime giren adayın aynı liste ile seçime girdiği arkadaşlarından farklı, ancak örgüt adaylarının oy bandında olacak şekilde beş binin üzerinde oy aldığı hatırlatıldı.

     

    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı