Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ölüler gömülmek istemezse!

Hayatı ellerimizin arasında tuttuğumuz… Hangi zamanlardır, o ellerimizin arasında tuttuğumuzu sandığımız hayat? Yarın, yarın, yarın…

Hep bir yarın vardır ya.

 

Hani her sabah uyanacağımızı bildiğimiz…

 

Yaşam labirentinde çıkmaz yollara girip, yaşanılan günün kaosuyla boğuşup mücadele etsek de, zorlansak da, söylensek de…

 

Ki hayatı ellerimizin arasında tuttuğumuzu ve yaşadığımızı sandığımız…

 

Derken bir gün…

 

Bir hastalık ya da bir haber gelir.

 

Ya da bir bomba veya şarapnel…

 

Öldürür.

 

Ellerimizin arasındaki hayat toprağa düşer.

 

O zaman iş işten geçer.

 

O zaman yanın yanacağınız kadar.

 

Ve işte o zaman ağlayın ağladığınız kadar…

 

Ele ne geçecekse…

 

Umutlar, inanç ve hayat bittikten sonra.

 

Neye yarayacaksa?

 

Peki…

 

İnsanlar ne için, ne uğruna ölürler?

 

İdealleri…

 

Sevdikleri…

 

Mücadeleleri…

 

Aşkları…

 

Ülkeleri…

 

Savaşlar uğruna…

 

Aşkları uğruna ölen; Leyla – Mecnun, Aslı – Kerem, Ferhat – Şirin, Romeo – Juliet…

 

İdealleri uğruna ölümüne mücadele eden; Atatürk, Nazım Hikmet…

 

Ülkeleri uğruna ölen; Salvadore Allende, Ernesto Che Guevara, Firavun, Sezar…

 

Ki savaşlar için ölenleri, öldürülenleri düşünmek bile nasıl yaralıyor insanı.

 

Bir karış toprak ya da güç…

 

Ne olursa olsun…

 

Hiçbir sebep haklı çıkarmıyor savaşları.

 

O savaşlar ki;

 

İnancın, insanlığın düşmanı…

 

Dünyaya ölüm getiren…

 

İnsanı hayatından eden…

 

Adalete karşı gelen…

 

İnsanlığı yok eden…

 

Ölüm ki; kaderle sona ermesi gerekirken…

 

Savaşlar için değil, bir insan eceli dışında, kendisinin olan bir sebep için mutlu olarak ölebilir.

 

Onun dışındakiler ne akla sığar ne de insanlığa…

 

Ha ama ölenler; kirli, yalan, sevimsiz, aldatan insanların bulunduğu dünyadan gittiğine sevinebilirler belki, en azından bunlardan kurtulduğu için!

 

***

 

Peki, şöyle bir şey söylesem…

 

İnsanın, kendi haklarını kendinin yaratabileceğini…

 

Bunun için kararlılık ve insanın iyi niyetinin gerektiğini…

 

En çaresiz durumlarda bile mücadelenin asla bitmeyeceğini…

 

Ve güç denen şeyin aslında nelerde gizli olduğunu…

 

Tüm bunları anlatmak için, ölen insanların gömülmediğini düşünün bir!

 

Cidden…

 

Dünyanın her tarafında sürüp giden savaşların birinde vurulan askerler gömülmeyi reddederek mezarlarından kalkarak ve savaşı durdurmak isteseler…

 

Neler olurdu?

 

İşte bunu anlatan, düşündüren bir oyun izledim geçtiğimiz günlerin birinde.

 

‘Ölüleri Gömün!’

 

Savaşta ölen bir grup asker gömülmek istemiyor.

 

Ordu, hükümet, silah tüccarları, politikacılar, iş adamları, din adamları, medya ve sıradan insanlar bu alışılmadık ve inanılması güç isyana nasıl tepki verirlerdi?

 

Ya eşlerini, sevgililerini, babalarını ve oğullarını kaybedenler ne hissederlerdi?

 

Birkaç kişinin direnişi gerçekten bir şeyler değiştirmeye yeter mi?

 

1918’deki I. Dünya Savaşı’ndan yola çıkarak aslında günümüzde de tam ekseninde yaşadığımız olayları anlatan, sanki savaşın ortasına düştüğünüz bir oyun ‘Ölüleri Gömün!’

 

Irwin Shaw’in yazdığı eseri, Coşkun Büktel’in çevirisiyle yöneten Şakir Gürzumar, ‘Gerçekten savaşsız bir dünyayı istiyor muyuz?’ sorusunu sorduruyor izleyene.

Musa Uzunlar, Salih Dündar Müftüoğlu, Civan Canova, Erdal Bilingen, Ali Fuat Çimen, Ömer Hüsnü Turat, Cengiz Daner, Ali Ersin Yenar, Ekrem Tuna Öztunç, Murat Barış Kavrukkoca, Umut Tabak, Cenk Demirel, Can Baykan, Emre Emin Aravi, Ozan Özcan, Berrin Arısoy Akhasanoğlu, Yasemin Atasu, Hilal Özbay, Gözde Okur, Pelin Gülmez, Burcu Salihoğlu, Ediz Baysal, Erdinç Tok, Alper Saylık, Ebru Kaymakçı, Seda Çavdar, Cansu Dağdelen, Yasemin Yalçınkaya, Ahmet Taşdemir, Birol Engeler, Ersin Umut Güler, Burak Yıldız, Mehmet Onur Büyüktopçu, Serkan Özcan, Alper Saylık, Fatih Koşkan,

Gökhan Türkal, Can Güvenç, Akın Altın gibi kalabalık bir oyuncu kadrosu; savaşı ve savaşın getirdiklerini, getirdiklerinden çok götürdüklerini de hayata inceden dokundurarak, ensemizde hissettirmeyi ve düşündürmeyi başarıyorlar.

 

Gücün, savaş ihtimallerinin, iç savaşların her an gölgesini hissettiğimiz bir dönemde; bir şeyleri anlatabilmek için bir grup ölü askerin gömülmeyi istememesi gayet normal değil mi, bazı gerçekleri ısrarla görmek istemeyenlerle doluyken dünya!

 

Yeni sezonda izlenmesi gereken bir oyun, ‘Ölüleri Gömün’

 

Ha, kimler izlemeli diye sorarsanız da…

 

Gözleri açık olsa da, yaşayan ölülerin!

 

 

                                                MELİKE BİRGÖLGE

X