Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Olsun da taştan olsun

Yaşanmış gerçek bir vitrin mankenine tecavüz hikayesidir. Olayın hemen ardından geçenlere bizzat tanık oldum, sizlere de anlatmak isterim.

Fıkra değil gerçektir ve olayın yaşandığı yerin sahibi olan arkadaşım, yarım saat önce gelse belki de tecavüz mağduru vitrinindeki manken değil kendisi olacaktı.
“Bu kıyafetle ne bekliyordun, tahrik edersin tabii adamları .”
Arkadaşım, “ saçmalama “ der gibi baktı.
İnsanın yaşadığı yerin toprağına, suyuna benzediğini söylemiş de Edip cansever, insanına da benzediğini söylemeyi unutmuş olabilir mi. Bir zaman sonra hepimizin tepkileri, duyguları, hatta yargıları bile ne kadar benzeşiyor birbirine.
“ Yani şu lafınla, o eleştirdiğin adamlardan ne farkın var ?
Utanıyorum, çok haklı, böyle bir olayı kaleme almak başka, yaşamak başkaymış sevgili okuyucu itiraf edeyim. Ama daha önce böyle bir şeyin benim ya da bir başkasının başına geleceğini hiç düşünmemiştim ki . Kötü şeyler başkaları içindir, sanıyormuşum ben.
Dağılan eşyalara, kırılmış bir vazodan saçılmış çiçeklere ve O’na bakıyorum.
“ Elbise. çıkarmasaydın. hiç dokunmadan polisi çağıralım ”
“ Deli misin sen ! Sadece bu elbise değil, ne varsa hepsini çöpe atacağım, polise de bundan bahsetmeyeceğiz “
“Nasıl ? neden ? “
“Rezil mi olalım millete? İnsanların yüzüne nasıl bakarım, etraftaki insanların ? Söyle demek kolay tabii “
Gözleri ağlamaktan kan çanağına dönmüş arkadaşımın.
Sarıldım “Üzülme artık, oldu bitti. Bu ülkede her kadın ya tacizi ya tecavüzü mutlaka tadacaktır, daha fazla dramatize etmeyelim olayı” .
İnsanın söylediği şeye inanması gerekir birini ikna etmeye çalışırken. Yoksa ya rezil oluyor ya da komik.
“ Ne olduğunun farkında değilsin galiba Ferzane, ‘kaçınılmazsa zevk alacaksın ‘de bir de, tamam olsun”
Ne olduğunun farkındaydım ama arkadaşımı sakinleştirmeye ve o durumda bile yaşadığı travmayı biraz olsun hafifiletmek için biraz gülümsetmeye çalışıyordum.
“ Peki, yok edelim o zaman “ - evet, bunu da söyledim ben ?
Kocaman açıldı gözbebekleri “ Nasıl yani ? “
İnsan geçmişini bile gerekirse çöpe atabilmeli bence, kaldı ki böyle bir durumda. Tekrarladım.
“ Parçalara bölelim, çöpe atalım.”
“Söylememiş ol “
“ Tecavüzcüyse evlendirsek rahatlar mısın ? “
“Saçmalama.”
Haklıydı, saçmalamıştım. Çünkü evlendirmek için tecavüzcüyü bulmak gerekiyordu. Oysa adam buhar olup uçmuştu tabii geride bıraktığı izleri saymazsak. Çığlık attım;
“Temizlemedin değil mi izleri . Yani yıkamadın umarım, temizlemedin, ha ? Sperm izleriyle dünyanın öbür ucuna gitse bulunur ? Ve.”
Sözümü kesiyor
“ Ve, yakalanacağını bile bile, insan nasıl insanlıktan çıkar böyle ? “
Cevabı yine kendisi veriyor.
“ Yakalan, sonra serbest kalırsın, hukuki norm mu var doğru dürüst, ayıplanma bile yok, ha bir de üstüne madalya takarlarsa şaşırmam “
Tüm gün konuşuyoruz, polis geliyor, bilgi veriyoruz, günün sonunda gözlerine siyah bir bant yapıştırıyoruz . Dün gece uğradığı tecavüzü anlatan kısa bir bilgi notu.
Bir kolu kopmuş, göğüs uçları parçalanmış vitrin mankenini eski yerine sürükleyip ayağa kaldırıyoruz.
Belki birileri utanır diye.
Geç saatte butikten ayrılıyorum.
İsim vermeyeceğim, yer vermeyeceğim, rezil olmayalım değerli okuyucu..
Ne de olsa Türkiye’de yaşıyoruz .
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI