Spor Haberleri

« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Olimpiyatlar “sakata” geldi

2012 Londra Olimpiyatları'nı 5 madalya ile tamamlayan Türkiye'de, sporcuların sakatlıkları ön plana çıktı.

A.A.
SON GÜNCELLEME
Londra Olimpiyatları sırasında, sol dizindeki sakatlık nedeniyle elemeleri geçemeyen milli ciritçi Fatih Avan, belindeki sakatlık sebebiyle kadınlar uzun atlamada final hakkı elde etmesine rağmen yarışamayan Karin Melis Mey, kadınlar 800 metre seçmelerinde serisinde yarışın ortasında sakatlanarak yarışı gözyaşları içinde tamamlayan Merve Aydın, halterde erkekler 62 kiloda 8. olan ve bu performansını 5 ay önce dirseğinden geçirdiği operasyona bağlayan Erol Bilgin, Londra'ya sol kolundaki sakatlıkla giderek bu yüzden sadece denge aletinde yarışabilen cimnastikçi Göksu Üçtaş, erkekler tekvandoda artı 80 kilo müsabakalar sırasında sol elinin serçe parmağında kırık oluşan ve bu haliyle bronz madalya mücadelesine çıkan Bahri Tanrıkulu, “sakatlar” listesinin öne çıkan isimleri arasında yer aldı.

Doral: Çok merkezli bir yapı olmalı”

Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji ile Spor Hekimliği Anabilim Dalları Başkanı Mahmut Nedim Doral, Türkiye'de sporcuların Avrupa ve dünyadaki derecelerini tamamen kendi imkanlarıyla aldıklarına işaret ederek, “Olimpiyat madalyasına aç olan sporcu, yaralanmayı geçiştiriyor ve başarı için sakatlığına rağmen yarışıyor” dedi.

Olimpiyatlara gidecek sporcuların mutlaka bir takım testlerden geçmesi gerektiğini vurgulayan Doral, “Olimpik başarı için bu sporcuların hizmetine sunulacak çok merkezli bir yapı olmalı. Bu yapı tek bir koordinatör tarafından yönetilmeli ve bu, mümkünse cerrahlar arasından seçilmeli. Tüm sporcuların tek bir merkezden denetlenmesi, testlerin tek bir merkezce yapılıp incelenmesi, tedavi sürecinin bu merkez tarafından sağlanması olimpik başarıyı getirecektir. Böyle bir merkez oluşturursanız 5 değil 44 madalya gelir” diye konuştu.

“Yaralanan sporcu ilk müdahaleyi kendisi yapıyor”

Mahmut Nedim Doral, bu çok merkezli yapıda aynı zamanda bir simülasyon merkezinin bulunması gereğini ifade ederek, sözlerine şöyle devam etti:
“Sporcuların tercih ettiği farklı çalışma koşulları sağlanmalı. Yüksek rakım şartlarının bulunduğu bir oda gibi... Öte yandan yaralanan sporcu ilk müdahaleyi kendisi yapıyor. Bu nedenle önce sporcuya kendi vücudunu tanıtmalıyız. Tendonu nerede, menisküsü nerede bilecek. Sonra saha kenarındaki adam müdahale ediyor. Önce kendini tanıyıp doğru, müdahaleyi yapacak sonra o sahada yeterli donanımda sağlık ekibi bulunacak ve en son bu bahsettiğimiz merkeze getirilecek. Sporcuların kayıtları arşivlenecek. Hangi yılda ne sakatlık geçirmiş? Ailesinden, genetik olarak getirdiği özellikler, hastalıklar neler? Bunların hepsi tek bir merkezde arşivlenmeli.”

Bunları da Beğenebilirsiniz