"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Olgun kadının altın çağı

“Geçenlerde bir kadın bana ‘Çağımızın trendi olgun insan’ dedi. Kadınlar olgun erkekleri tercih ediyor. Bir kadının bunu söylemesi beni ancak mutlu edebilirdi. Devamı da geldi: ‘Ancak erkekler de olgun kadına yöneldi!”

Şimdi anlatacağım olay, ‘yaşanmış bir hayat hikâyesi’ değildir.
Eminim, milyonlarca defa yaşanmıştır.
Herkesin başına gelebilir demek istiyorum.
‘Alfie’ filminin sonunda şöyle bir sahne var.
Alfie rolünü oynayan Jude Law, Casanova rütbesine terfi etmeye az kalmış bir çapkındır.
Hayatı, damardan amiyane tabirle, ‘kadınları yatağa götürmektir’.
Bunun için her yol mubahtır.
Yaptığı her berbat şeye, kendini haklı çıkaracak bir bahane bulur.
* * *
İşi limuzin şoförlüğüdür. /images/100/0x0/55ea5dd4f018fbb8f87b45d9
Bu da ona orta yaşlı zengin kadınlara ulaşan yolu açmaktadır.
Tanıştığı kadınlardan biri, Susan Sarandon’dur.
Sarandon ona şehrin göbeğindeki büyük evinin anahtarını bile verir.
Ama Alfie’nin bağlama limanı yoktur.
Bir gün oradaysa, beş gün başka         yerdedir.
Sonunda bir gün, hayatının gerçek kadınının, 50’li yaşlarındaki Susan Sarandon olduğunu anlar.
Sabah erken saatte çiçekçiye gider ve hangi çiçeği götürmesi gerektiğini sorar.
Çiçekçi, “Kaç yaşında” der. Cevabını verince, bir çiçek kor. Sonra kadının özelliklerini sormaya devam eder.
Götüreceği demete, her özelliği için ayrı bir çiçek katar.
Alfie çiçekleri alıp kadının evine gidip anahtarı ile kapıyı açar..
Sarandon üzerinde sabahlıkla odadan çıkar. Alfie belki de hayatında ilk defa gerçekten ilan-ı aşk eder.
Çiçeği verip işine gitmek istemektedir.
Bir an kapıda durur, işini boşverip, kalmaya karar verir.
Sarandon, “Hayır, kalma git” deyince, Alfie şüphelenip sorar:
“İçerde başka bir erkek mi var?”
Kadın cevap vermez.
Bunun üzerine yatak odasının kapısı
açıp bakar.
Boş bıraktığı yatak doldurulmuştur.
* * *

İşte o an hayatın gerçekleri başlar.
Dünya çapkını Alfie birden en sıradan erkeğe dönüşür; en sıradan soruyu sorar:
“Benden farkı ne?”
Onun için önemli olan ‘başka erkek’ değil, ‘daha iyi olması’ ihtimali olan başka erkektir.
Kadın cevap vermez. Alfie çıldırır ve kriz geçirmeye başlar.
“Söyle, benden farkı ne?”
Her erkek gibi kafasında sadece iki soru vardır.
“Daha mı büyük”, “Daha mı iyi?”
Sarandon cevap vermez, Alfie haykırmaktadır.
Sonunda kadın bir ‘seri katil’
ifadesiyle konuşur:
“Gerçekten bilmek mi istiyorsun?”
Alfie “Evet” deyince, hakikat sabahın sessizliğini yırtar:
“Daha genç...“
* * *
Dannn…
“Memento mori...”
Türkçesi Zincirlikuyu’nun kapısında yazılı:
“Bir gün herkes ölümü tadacak...”
Alfie’nin haline gülmeyin, bir gün hepinizin başına gelebilir.
* * *
Geçenlerde bir kadın bana, “Çağımızın trendi olgun insan” dedi.
Kadınlar olgun erkekleri tercih ediyor.
Bir kadının bunu söylemesi beni ancak mutlu edebilirdi.
Devamı da geldi:
“Ancak erkekler de olgun kadına yöneldi.”
Kafam karıştı, her canlı gibi, anında ‘tehdit algılamasına’ başladım. Bu
durumda ne oluyor?
Bir: Olgun kadınla olgun erkek
buluşuyor mu?
Ama’sı var...
Genç kadın, olgun erkeğe yöneliyor ama genç erkek de olgun kadına yöneliyor.
Alfie’yi düşünün.
Hayatın bu acı gerçeği ile karşılaştığında, henüz 40’larının başında.
Demek ki gencin de genci var...
Durum böyleyse artık ‘olgun’ kadın nedir ona da bakmalıyız.
* * *
Harika bir kitap okuyorum.
Adı ‘Stranger in the Mirror’.
“Aynadaki yabancı...”
Alt başlığı da şöyle.
“Bir orta yaş hatıratı.”
Bundan bir süre önce, durup dururken, “kadın, mutluluğunun doruğuna 47 yaşında ulaşır” demiştim.
Kime mi?
Kendi kendime...
Bir süre önce Economist Dergisi’nin kapağında “Hayat neden 47’sinde başlar” diye bir konu okuyunca, trende okuma kabiliyetimi bir kere daha takdir etmiştim.
Jane Shilling, İngiliz Telegraph ve Daily Mail gazetelerinin kitap yazarı.
Bu kitabı tam da 47 yaşında yazmaya başlamış.
Kapağına kendi fotoğrafını koymuş.
Onu bir aynanın karşısında çırılçıplak dururken görüyoruz.
Bana sorarsanız, yaş gövdesine insafsız hiçbir iz bırakmamış. İnsaflıları da, onun çekiciliğinden hiçbir şeyi almıyor...
Tabii ayna karşısındaki bütün olağanüstü kadınlar gibi, saçlarını topluyor.
Simone de Beauvoir’ın o harika
fotoğrafını hatırlatıyor.
* * *
Bu kitabı ilerde yazacağım.
Şimdilik, hayırlı bir çağın açılışını ilan etmekle yetineyim.
‘Olgun kadının altın çağı’ başlıyor.
Doruğu 47 yaş...
Kıymetini bilin...

X