« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Olgar: Değişim ve gelişim şart

Türkiye Tenis Federasyonu başkanlık seçimi 15 Kasım Pazar günü Ankara'da yapılacak.

Serhan TÜRK, İstanbul DHA
SON GÜNCELLEME

Başkan adaylarından Güven Olgar, son 20 yıldır tenis sporuna hizmet ettiğini ve çok sayıda performans oyuncusu yetiştirdiğini hatırlatarak, son 13 yılda Türk tenisindeki gerilemelerin nedenlerini tespit ettiklerini ve değişim ile birlikte gelişim için yola çıktıklarını söyledi.

Olgar Group Başkanı Güven olgar şunları söyledi: "Benim esas özelliğim spor kulüplerinde ve spor yöneticiliğinde uzun yıllar hizmetlerim var. Yeşilyurt spor kulübünde tenis şube kaptan yardımcılığından başlayan ve Yeşilyurt spor kulübü başkanlığına kadar uzanan 20 yılı aşkın bir hizmet dönemim var. Bu süreç içerisinde hep tenisle ilgilendim. Benim en büyük hobimdi tenis. Çok performans sporcusu yetiştirdim. İki oğlum da sporcu olarak yetişti ve milli tenisçi oldular. Kendim de veteran milli tenisçiyim. Dolayısıyla çok gönül verdiğim bu spora işlerimin tamamını iki oğluma devrettiğim bu noktada hizmet adına Tenis Federasyonu başkanlığına aday oldum. Şimdiye kadar hizmet etmiş tüm arkadaşlara geçmişten bu güne kadar tüm arkadaşlara teşekkür etmek istiyorum. Son 12-13 yılki dönemde ise şöyle bir anlayış var. Hep aynı ekibin içinden birileri çıkıyor ve devam ediyor. 13 yıllık hizmet döneminin sonucunda yine aynı ekibin içinden bir arkadaşımız çıktı ve aday oldu. Tabi ben onu saygıyla karşılıyorum. Demokratik hakkının kullanıyor. Ama bizde ekibimle beraber son 13 yılda Türk tenisinde bir gerileme olduğunu tespit ettik. Sayılarla, rakamlarla, başarı noktalarıyla bir gerilemenin olduğunu tespit ettik. Ve dedik ki artık bir değişim şart. Değişim içinde gelişim şart diye bir sloganımız var. Bu değişimi de biz gerçekleştirelim ve tenis'e yeni bir soluk getirelim yeni bir hareket getirelim, yeni bir motivasyon getirelim noktasında aday olduk ve seçime girmek istiyoruz.

Türk tenisi bir kere motivasyon bakımından önemli bir kayıbı var. Sadece geçen yılla bu yıl arasında bile % 10 civarında bir performans tenisçisi sayısında gerileme var. 70 milyonluk Türkiye'de oynayan performans tenisçisi sayısı 1000-1500 civarında. Halbuki dünya ekonomileri arasında ilk 20'ye girmiş büyük bir Türkiye'de diğer spor branşlarında büyük başarılar yakalanırken Türk tenisinin bu noktada olmaması gerektiğini düşünüyorum. Bunun sebepleri olarak şunu görüyoruz. Uzun yıllar işletme körlüğü denen bir körlüğün içine girdiklerini görüyorum arkadaşlarımın. Hepsinin iyi niyetli olduklarını da düşünüyorum. Hiç kimse bir şeyi kötü yapmak için yapmaz. Kötü de yapıyorlar demiyorum ama yeteri kadar başarı yakalayamadıkları da kesin. Bu sene yapılan 2. lig bayanlar şampiyonasında veteranlardan kurulu bir takım 15 takım arasında na mağlup Türkiye şampiyonu oldu. Bu neyi gösteriyor? yeni bir tenisçinin yetişmediğini gösteriyor. Sayılarda da düşüşler var. Bize gelince ben Türk tenisinin lokomotifinin kulüplerin A takımları olduğuna inanıyorum. Deplasmanlı ligi kaldırarak kulüplerin lokomotiflerini yok ettiler. Bir kulüpteki çocuğun en büyük ideali ve amacı o kulübün A takımına girmektir. Böyle bir ideali olmadığı zamanda tüm Türkiye çapında birinci olabilmek her çocuğun hayali değildir. 500 tane çocuk oynuyorsa belli bir yaşa geldiği zaman tamam artık benden birşey olmaz deyip tenisi terkediyor. Tabi ki başka nedenlerde var. Türkiye'deki eğitim sisteminin etkileri de var ama bundan 10-15 yıl evvel sayı daha fazlaydı. Gittikçe artması gerekirken, eksiliyor. Birincisi bu. İkincisi de çocuklarımıza ve kulüplerimize gerekli motivasyon sağlanmıyor son dönemlerde tespit ettiğimiz adaletsizlikler adam kayırmalar, haksızlıklar ve şeffaf olmamanın sonuçlarında bir takım güvensizlikler ve motivasyon bozuklukları meydana geliyor. Bunlarda Türk tenisinin geriye gitmesine sebep olan faktörlerr olarak ortaya çıkıyor. Son dönemde ise Türk tenis anastatüsü yani eski tabirle tüzük dediğimiz, tüzükteki boşluklardan faydalanarak bir takım avantajlar elde eden kişi veya kişiler çıkıyor. Bizim yapmak istediğimiz en önemli şeylerden bir tanesi de anastatüsü değişikliğini yaparak gerçek delege sahiplerine haklarını teslim etmek olacak.

Bu uzun soluklu bir süreç . Şuanda Türk tenis milli takımı parmakla sayılacak kadar az oyunculardan teşekkül ediyor. Kız takımı dediğiniz zaman A takımı seviyesinde iki tane oyuncumuz var. Pemra ve Çağla. Bir de medarı iftiharımız İpek diye bir kızımız var ama İpek double'cı sıngle oynamıyor. Yani İpek veya Çağla'nın rahatsızlandığı zaman Türkiye'yi hakkıyla teslim edecek bir A takımı olarak sahaya çıkacak durumda değiliz. Erkek takımına gelince uluslararası bir başarı uzun yıllardır yok. Özbek asıllı bir Marsel İlhan'ımız var. Bunun yarattığı bir performans var ama o da bizim yetiştirdiğmiz bir çocuk değil . Bizim yapacağımıza gelince 5-6 yıl içerisinde junior katagorisine önem veriphedef olarak 10-11 yaşlarındaki çocukları seçip bir temel kuracağız. Tabi ki mevcut sporcularımızı da motive edeceğiz. 11-12 yaşındaki çocuklarımızı eğitime alıp çok üst düzey eğitimciler getirterek bunları 2-4 sene içerisinde en üst derecelere getirmek bir kaç sene sonra da en üst turnuvalarda oynatmak üzere plan ve çalışmalar yapacağız.

Tenis Federasyonu delegelerinin hepsi konunun içerisindeki insanlar, hepsi yakından takip ediyorlar. Tabiki en büyük temennim hepsinin 15 kasımdaki kongreye gelmeleri ve sağduyu içerisinde olacaklarına inanıyorum ve inandıkları noktada oylarını kullanmaları."

CANLI SKOR CEBİNDE!

Cep telefonunuza Spor Arena uygulamasını gönderelim.

SMS GÖNDERİLDİ!

Cihazınıza özel bağlantı linki sms ile gönderildi. Lütfen smslerinize bakınız.

Bunları da Beğenebilirsiniz