"Yonca Tokbaş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş

Öldürmek

Bir cana kıyabilmek. <br><br>Sevdiğinin gözünün yaşına bakmayabilmek...

Anlayamıyorum.

 

Evlatlarımızın beynini nasıl böyle yıkayabildiğimizi, nasıl sevgi yerine nefret aşılayabildiğimizi anlayamıyorum.

 

Nefret etmek zor, öldürebilmek daha zor olmalı.  

 

Bu nasıl bir güdülemedir, nasıl bir beyin yıkamadır çözemiyorum.

 

Oysa sevmek en kolayı değil midir?

 

O kadar çok sinirleniyorum ki, pata küte dövmek, sövmek, öldüreni öldürmek istiyorum.

 

Sonra kendime tokat atıyorum.

 

“Kendine gel Yonca!” diyorum.

 

“Eleştirdiğin hataya düşüyorsun” diyorum.

 

Kendimi kınıyorum, kendimden utanıyorum.

 

İçimden böyle duygular geçebildiği için kendimden soğuyorum. Demek böyle doluyormuş insan, şaşıp kalıyorum.

 

Sanırım kin ve nefret sinirle besleniyor ve güçleniyor.

 

Sorgulamaktan yorgunum...

 

Bir adam nasıl bir çocukluk yaşamıştır, ne görmüştür de gelinine tecavüz edip kendisinden olan çocuğu da doğunca, o çocuğun anneannesine öldürtebilir?

 

Başka bir adam da, nasıl olur da sevdiği adamla evlenen ablasına olan hıncından gidip hem ablasını hem de ablasının çocuğunu öldürebilir?

 

Bu adamlar hasta.

 

Bu adamları yetiştiren ana babalar hastaymış aslında.

 

Sevgisizlik hastalığı varmış onlarda.

 

Nefret ekip sinirle beslemişler çocuklarını.

 

Ana babaları, bu adamların başlarını bir kere bile okşamamış çocukken.

 

O yüzden bu adamlar küçücük bebeklere kıyabildiler.

 

Zamanında ana babalarından görmedikleri sevgiyi kendi elleriyle toprağa gömdüler.

 

Onlar da nefret ektiler.

 

Bebekler nefrete kurban edildiler.

 

Sevgiyle ödüllendirilecekken... Öldürüldüler.

 

Okuduğum haberler karşısında kime kızacağımı bilemedim.

 

Kendimi suçladım.

 

Hata bende dedim.

 

Ben ne yaptım da ülkemde insanların bu kadar acımasız olmalarına sebep oldum dedim.

 

Ben neden daha fazla aşk ve sevgi pompalayacak birşeyler yapamadım dedim.

 

Ben neden hep kız çocuklarını, kadınları eğitmek lazım dedim de, esas erkek çocuklarını hele bir ele alsak demedim diye kendime kükredim.

 

Neden kız çocuklarından ve erkek çocuklarından ayrı ayrı bahsediyoruz?

 

Neden ÇOCUK demiyoruz?

 

Kızlarımızı okutup erkek çocuklarını boşladıktan sonra nereye kadar gideriz bilmiyorum.

 

O kıza silahı doğrultan bir erkek değil mi?

 

Töreyi uygulayacak kim?

 

Kız mı erkek mi?

 

Çocukları ayırmaktan vazgeçelim.

 

Ne ekiyorsak onu biçiyoruz...

 

Lütfen,

 

Hataya ceza kesmemize gerek kalmadan, önce sevgiye ödül verelim.

 

Yonca

“Ekin”

X