Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Öldüresiye seviyoruz

    Hürriyet Haber
    17.09.1998 - 00:00 | Son Güncelleme:

    ‘‘Ne senle ne de sensiz, yazık yaşanmıyor çaresiz...’’ Türk Pop Müziği'ne damgasını vuran Sezen Aksu'nun birlikteliğin imkansızlığını anlatan şarkısının ünlü sözleri... Belki de, bu parçanın bir klasik olmasındaki en önemli etken, birçok çiftin mutluluk hayali ile evliliğe adım atmaları ancak çok geçmeden birbirlerine karşı beslemeye başladıkları şiddet duyguları...

    Hergün medyada görmeye alıştığımız karı-koca kavgaları, çocuklara yapılan tacizler ve daha nice kanlı, dayaklı sahneye şahit olan Türkiye'de, şiddetin ürkütücü biçimde artarak yaşanmasının nedenleri ise, Polar Araştırma'nın Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu için yaptığı araştırmaya göre sadece iletişimsizlik, ekonomik sıkıntı, kıskançlık, töre değil. Cehalet de şiddetin en önemli etkenlerinden biri. Çünkü yapılan araştırmalar, gelir düzeyi yüksek, üniversite mezunlarının da en az eğitimsiz ve işsiz kesim kadar ‘şiddet’li yaşadığını söylemek mümkün. Ancak, genellikle erkeğin, eşi ve çocuğu üzerindeki kötü muamelesini ‘‘kader’’ gibi kabul eden ve evliliğini sona erdirmek istemeyen yüzde 74'lük bir kesim de yok değil.

    ALKOLÜN DİYETİ

    Aslında devlet çocukları ve kadınları korumak adına bazı önlemler alıyor. Örneğin Yargıtay'ın temmuz ayı içinde aldığı örnek bir kararla, 14 yaşından küçük kızlara evlenme yasağı getirilerek çocuk yaşta kadın rolüne soyundurulan bu insanların, şiddeti yaşamaları önlenmeye çalışıldı. Ancak, yine de Türk kadınları, çoğu zaman ‘‘Kadının karnından sıpayı, sırtından sopayı eksik etmeyeceksin’’ sözünü bir kadermiş gibi yaşamak zorunda kalıyor. Özellikle de, eğitim, sosyal çevre ya da sevgi tanımayan alkol ve kumarın yoğun etkisiyle ‘‘evliliğin pembe hayalleri’’ daha ilk günden bir tokat ile son buluyor.

    Nitekim, Polar Araştırma'nın Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu için yaptığı ‘‘Aile içinde ve toplumsal alanda şiddet’’ konulu araştırmada Türk erkeklerinin içki içmeyi pek de bilmedikleri ortaya çıkıyor.

    Sık sık alkol kullanan erkekler, yüzde 37.5 sözlü ve fiziksel şiddete varan kavgalara da imza atıyorlar. Evliliğin ilk gününden başlayan şiddetin genellikle son perdesi ise eğer kadın kocasının elinde herhangi bir şekilde can vermemişse ve karakollara başvuran yüzde 59'luk kesim içinde yer almıyorsa, DİE'nin belirlediği üzere yüzde 45 intihar ile sonlanıyor. Alkolün bir diğer hedefi ise, böyle bir ortamda yaşamaya çalışan çocuklar. Araştırma sonuçlarına göre, ‘‘çok şiddetli çocuk dövülme’’ oranları hergün alkol kullanma durumunda ortaya çıkıyor.

    DAYAK-HAKARET

    Bir başka gerçek ise, tüm ülkelerde sosyal bir sorun olan ve daha çok kadınların ve çocukların maruz kaldığı şiddet, sadece fiziksel değil, ruhsal boyutlarda da yaşanabiliyor. Nitekim, hırpalama, sözle aşağılama, tecavüz şeklinde gerçekleşen ve işyerinde, evde ya da okulda olan bu saldırılar hakkında araştırma yapan Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu, özellikle aile içi şiddetin iki yüzü olduğunu ortaya çıkarıyor. Bunun yüzde 34'ünün fiziksel, yüzde 54'ü ise sözlü.

    Sadece dokuz sığınma evi ve beş kadın rehabilitasyon merkezi bulunan Türkiye'de, kadınların şiddete maruz kalmalarının ardındaki en önemli etken ise ekonomik bunalım. Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu için Doç.Dr. Çiğdem Arıkan'ın hazırladığı ‘‘Halkın Boşanmaya İlişkin Tutumları’’ konulu araştırmada ortaya çıkan tablo, enflasyon, hayat pahalılığı ve kişilerin aylık gelirleri ile şiddete olan eğilimleri arasında doğrudan bir orantı bulunduğunu ortaya koydu. Özellikle düşük gelirli ailelerde en önemli anlaşmazlık konusu yüzde 46.5 ile maddi sıkıntılar.

    Ancak, ‘‘Kocanın evin geçimini sağlayamaması’’ gibi çok fazla çalışması da şiddet ve boşanmalara kapı açabiliyor. Uzmanlara göre, fakirlikten zenginliğe geçişle birlikte ortaya çıkan sorunlar da aile içi şiddetin artmasına ve boşanmaya yol açabiliyor. Hatta, bu gibi durumlarda, boşanmalara daha sık rastlanıyor. Ve boşanma istatistiklerine göre, özellikle ailenin ekonomik yapısındaki değişimlerle ortaya çıkan, evlilik dışı ilişkiler, gece yaşamı, işe fazla eşe az zaman ayırma gibi nedenler, evliliklerin 6-10, 16 ve üstü, 11-15 ile 2'inci yıllarının en tehlikeli yıllar olmalarına neden oluyor.

    SEVGİ YERİNE KÖTEK

    Bu yıllar içinde dövmeyi sevmeye tercih eden bireylerin ekonomik durumlarına bakıldığında ise ortaya çıkan oranlar ilginç. ‘‘Aile içinde ve toplumsal alanda şiddet’’ konulu araştırmaya göre, geliri 1-17 milyon lira arasında olan ailelerin yüzde 42.8'inde orta düzeyde şiddet olayı görülürken bu oran, 18-35 milyon lira arasında geliri olan ailelerde yüzde 32.9, 76-100 milyon lira arasında olanlarda yüzde 32.5 ve 151 milyon lira üzerinde olanlarda da yüzde 30.4 olarak belirlendi. İşin en acı tarafı ise, bu ailelerde çocuklara da sevgi yerine daha çok ‘kötek’ verilmesi.

    Üstüne üstlük, bu oran çocukluklarında dayak ile büyümüş anne-babalarda daha da artarak yüzde 70'lere varıyor. Ancak işin en çarpıcı yanı, düşük gelirli ailelerde çocuklarına dayak atanların yüzde 15 daha çok anneler olması. Çocuğun sağlığı için ‘‘Bu kadar şiddet tamam’’ diyerek boşanmak da bir çözüm değil. Çünkü, aile içindeki geçimsizliklerin bir şekilde boşanma ile sona ermesi durumunda çocukların yüzde 42'si okulda daha başarısız, yüzde 64.3'ü daha alıngan ve yüzde 81.9'u daha mutsuz oluyorlar.

    Buna karşılık, kadın-erkek ve çocukların birlikte karar aldığı ailelerin yüzde 75'inde çocuklar şiddeti tanımadan, sağlıklı bir biçimde büyüyorlar.

    Dayak yiyerek büyüyen çocuklar, şiddeti hayatın herhangi bir safhası gibi algılamaya başlıyorlar. Dahası, şiddetsiz bir yaşamda kendilerini boşlukta hissetikleri bile oluyor. Ve araştırmada da belirtildiği gibi, şiddete maruz kalan çocukların yüzde 91'inde zarar verme eğilimi kendisini 16 yaşından itibaren hissettirmeye başlıyor. 15-22 yaşlar arasında şiddeti dorukta yaşıyorlar ve uzmanlar bu gençlerden suç örgütü oluşabileceği konusunda uyarıyor.

    Ne kadar uygulanabilir?

    Medeni Yasa ve Ceza Yasası'ndaki haklara ek olarak getirilen ‘‘Aileyi Koruma Yasası’’yla uygulanmaya başlanan ve kadınları şiddete karşı korumayı amaçlayan beş yeni madde var. Bu önlemlere uyulmaması halinde ise şiddet uygulayan taraf 3 ila 6 ay hapis cezasına çarptırılabiliyor:

    Şiddet uygulayan aile bireyi ortak evden uzaklaştırılabilir, eve ve aile bireylerine yaklaşması yasaklanabilir.

    Telefon ve mektupla aileyi rahatsız etmesi engellenebilir.

    Aile bireylerini korkutmasına ve şiddete yönelik davranışlarına yasak konulabilir.

    Şiddet uygulayanın silah ve benzeri araçları elinden alınabilir.

    Ortak konutta alkol ve uyuşturucu gibi maddeleri kullanması ya da bunları kullanmış olarak ortak konuta gelmesi yasaklanabilir.

    Tekme ve tokat

    Erkeklerin;

    yüzde 46'sı hiçbir nesne kullanmadan fiziksel güçlerini kullanarak tekme-tokat şiddet uyguluyor

    yüzde 22'si kesici alet kullanıyor

    yüzde 13'ü de sopa ile dövüyor

    Bunun sonucunda ise kadınların verdikleri tepki şöyle oluyor:

    yüzde 12'si evliliklerinin ilk gününden şiddete maruz kalıyor

    yüzde 41'i intiharı deniyor

    yüzde 77.8 ‘‘Bu benim kaderim çekerim’’ diyerek susuyor

    yüzde 21.7'si sözle cevap veriyor

    yüzde 67.2'si çocuklarını döverek hırsını çıkarıyor

    yüzde 59'u karakola başvuruyor.

    Nerelere başvurabilirsiniz

    Küçükçekmece Belediyesi Kadın Danışma ve Sığınma Evi (İstanbul) 0 212 5800772 - Zonguldak Kadın Danışma Merkezi 0 372 2512449 - Mersin Bağımsız Kadın Grubu 0 324 3365092 - Kadın Dayanışma Vakfı (Ankara) 0 312 3100670, 0 312 3090484 - Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı (İstanbul) 0 212 2336085, 0 212 2481680 - Bornova Belediyesi Kadın Merkezi (İzmir) 0 232 4863088 - Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü Bilgi Başvuru Bankası 0 312 4192964. Ayrıca, tüm illerde Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü’ne bağlı Sosyal Hizmetler İl Müdürlüklerine başvurulabilir.






    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı