Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Oldu mu ya?

<B>YAPILAN </B>işlem yasal açıdan bozuk mu?<br><br>Hayır! <B>Yüksek Öğretim Kurulu</B> (YÖK), yasanın kendisine verdiği yetkiyi kullanıyor ve İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü seçiminde, 2261 oyun sadece 13'ünü alan Prof. Dr.<B> Dinçer Uçak'</B>ı, Cumhurbaşkanı'na sunulacak üç kişilik listenin <B>birinci </B>sırasına oturtuyor.

Peki... 2261 oydan 1268'ini alan Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu'nun bu üç kişilik listedeki sırası ne?

Yukarıda sözünü ettiğimiz 13 oylu Prof. Dr. Dinçer Uçak'tan sonraki yer, yani ikinci sıra...

Bu yarışta Alemdaroğlu'nun karşısına çıkan öteki aday Prof. Dr. Mesut Parlak'ın 886 oyunun ona sağladığı yer ise üçüncülük.

Çünkü gizli oyla yapılan sıralamada Uçak toplam 22 kişilik YÖK Genel Kurulu'ndan 16, Alemdaroğlu 15 ve Parlak da 14 oy almış.

Gördüğünüz gibi masanın üstündeki her şey yerli yerinde... Hukukun koyduğu kurallar işlemiş... O nedenle bu konuda diyecek yok...

Hayır! Var...

Eğer 2261 öğretim üyesinden tek oylamada yüzde 57 oranında destek gören aday, yüzde yarım oranında destek gören adayın ardında yer alıyorsa, orada bir sakatlık söz konusu demektir. Böyle bir sakatlığın sonuca yansımasının veya yansımamasının sorumluluğu, nihai kararı verecek olan Cumhurbaşkanı'nındır.

Sayın Cumhurbaşkanı'nın YÖK üyeliğine atadığı isimlerin Kemal Alemdaroğlu ile ters düşen kişiler arasından seçilmiş olması bu yönden umut kırıcı görülebilir.

Ancak aynı Cumhurbaşkanı'nın geçen yıl Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü seçimi söz konusu olduğu zaman, öğretim üyelerinin eğilimini dikkate almayan YÖK sıralamasını reddettiği ve sonuç olarak en çok oy alan adayı rektörlüğe atadığı hatırlardadır. O nedenle Sayın Cumhurbaşkanı'nın geçen yılki tavrı ile tutarlı bir çizgide kalarak Kemal Alemdaroğlu'nu rektörlüğe getirmesini beklemek gerçekçi bir değerlendirme sayılmalıdır.

Kaldı ki belirgin bir üslup farkına rağmen Sayın Cumhurbaşkanı'nın Türkiye'nin geleceği, laik cumhuriyetin korunması, üniversitelerin eğitim kalitesi gibi temel konulardaki duyarlıkları ile Kemal Alemdaroğlu'nun duyarlıkları tam bir örtüşme halindedir. Aradaki üslup farkı da olayları Cumhurbaşkanı'nın hukukçu mantığıyla değerlendirmesine karşın Alemdaroğlu'nun daha radikal bir yaklaşımı benimsemesinden kaynaklanmaktadır.

İşin tuhafı, aynı durum diğer adaylar için de söz konusudur. Çünkü onlar da tıp kökenlidir.

Yeri gelmişken bir noktaya değinelim:

YÖK'ün mimarı İhsan Doğramacı yıllardır ‘‘Rektörler seçimle gelmemeli’’ deyip duruyor. ‘‘Uygar dünyada böyle bir usul yok’’ diye iddia ediyor. Acaba kamuoyu olarak bu sese kulak vermemiz gerekmez mi?
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI