Gündem Haberleri

    Olay yaratacak iddialar

    Hürriyet Haber
    18.09.2000 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Cüneyt Arcayürek, bu kez Özal'ın son dönemi ile Demirel'in Cumhurbaşkanı oluşuna kadar uzanan dönemin kitabını yazdı. Kitap, Türkiye gündemini sarsacak iddialar içeriyor.

    Özal'ın Kürt Federasyonu önerdiği de öne sürülen kitapta; faili meçhullerde üstü kapalı olarak işaret edilen adres, Çiller'e çıkıyor. Cindoruk için ise ‘Hasta’ deniliyor.

    GAZETECİ Cüneyt Arcayürek'in ‘‘Bekleyen Adamın Gerçekleşen Düşü’’ adlı yeni kitabı da yine gündemi sarsacak bilgi ve belgeleri ortaya çıkardı.

    Arcayürek, Turgut Özal'ın ölümünden önce Cumhurbaşkanlığındaki son dönemiyle Süleyman Demirel'in koalisyon hükümeti kurması ve Cumhurbaşkanı oluşuna kadar geçen süreci incelediği yeni kitabında, Demirel ile yaptığı ve gizli kalmış söyleşileri açıkladı.

    ÖZAL'IN KÜRT FEDERASYONU TEKLİFİ

    Kasım 1991'de Özal, Demirel'e, ‘‘Kuzey Irak'taki Kürtlerle federasyon kurmak’’ için işbirliği teklif etti. Demirel, ‘‘Bu ülkenin bölünmesi olur’’ diyerek reddetti. Arcayürek'in kitabında olay şöyle aktarılıyor:

    ‘‘Cumhurbaşkanı Demirel Kasım 1991'lerden sözediyordu.(16 Ocak 1998) ‘Konuyu bana Turgut Özal açtı' dedi. ‘Dedi ki: ‘Biz ikimiz bu meseleyi hallederiz.' Sordum: ‘Nasıl?' Dedi ki: ‘Önce içerde bir şeyler yaparız!'

    Ben Demirel'e sordum: ‘‘Kültürel haklar vesaire mi?’’ Demirel, başıyla onayladı ve sürdürdü konuşmasını: ‘‘Özal, ‘Sonra Kuzey Irak'taki Kürtlerle federasyon kurarız' dedi. Ben ona, ‘Bu, ülkenin bölünmesi olur' dedim.’’

    Demirel, sustu.’’

    ASKERLERİN APO’YU YAKALATAN SENARYOSU

    ‘‘Eğer Kıvrıkoğlu 1998 yazında daha Kara Kuvvetleri Komutanı iken Apo ile PKK'nın Suriye'den tehdit yoluyla çıkarılmasını öngören bir planı MGK'ya getirmese, 30 Ağustosta Genelkurmay Başkanı olduktan sonra karargahına verdiği ilk talimat Suriye'ye karşı harekat hazırlıklarının tamamlanması olmasa ve bir ay sonra da Suriye ile krizi başlatma senaryosu için (Eylül 1998) düğmeye basmasaydı, en PKK kartı Suriye'nin elinden alınacak, ne de Apo Türk adaletine teslim edilecekti.’’

    Demirel'in PKK'ya karşı direnci ne denli övgüye layık ise askerlerin Apo ve PKK'nın Suriye'den çıkmasını sağlayan ‘kriz başlatma senaryosu' ve sonuçlarını gözardı etmesi, bir o kadar eleştirilecek nitelikte.

    Demirel, SHP ile koalisyonun ilk günlerinde Arcayürek ile konuşurken, ‘‘MİT dışında özel bir istihbarat kaynağı’’ olduğunu da açıklayarak, ‘‘Benim de dostlarım var, onlardan bilgiler geliyor’’ dedi.

    Çiller, ‘Şahin’lere yol veren isim

    ‘‘(16 Ocak 1998) Hem de siyasal olaylarla birlikte kimi kişilerden söz ediyorduk. Tabii, Tansu Çiller'in adı sık sık geçiyordu. Bir ara, öyle bir noktaya geldi ki söyleşi, geçmişe dönük kimi anılarını aktarmaya başladı Cumhurbaşkanı. Aynen şöyle dedi:

    ‘‘Tansu Çiller hükümet olduktan (1993) bir süre sonra bana geldi. (Eliyle gösterdi.) Şuradaki koltuğa oturdu. ‘Ben, terör işini Özel Harekat Timleri ile çözeceğim' dedi. ‘Bak' dedim kendisine: ‘Özel Timler gün gelir, başına bela olur. Bunlara hakim olamazsın. Her çeşit iş gelir başına. Bu memleketin iki ordusu yok. Terörü bu orduyla çözeceksin.'

    Gitti, Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş'le öteki komutanlarla öyle kaynaştı ki...’’

    Devletin yönetim katlarında açıktan söylenmeyen ‘‘ismi’’ artık biçimlendirebiliriz.

    Cumhurbaşkanı Demirel, 1993'te başlayan olaylar zincirinin oluşmasına ‘‘Sözlü olarak kimin talimat verdiğini’’ bu ifadesiyle ortaya koyuyordu. Çiller polisteki ‘Şahin’lere yol veriyor, beri yandan da ordu ile içli dışlı konuma geliyor, ‘tak’ deyince ‘şak’ diyerek her isteğini yerine getirenlerle Susurluk olayına kadar yürüyüp geliyordu.

    ...‘‘Pat diye (Başbakan Yılmaz) söylese, işin içinden çıkılır’’ diyor ve çok ilginç bir benzetme yapıyor: ‘‘Bu (Susurluk) bir faili meçhul cinayet gibi duruyor. Halbuki faili belli.’’ ‘‘Ama’’ diye araya giriyor, muhalefet şerhimi koyuyorum ortaya: ‘‘İspat edilemiyor.’’

    Üstü örtülü bir başka cümle. Ama anlamlı. Çizdiği portre hiç yabancı değil. ‘Ne seçilmiş, ne atanmış' biri.

    Durumun kanıtlanması, yani çetelere emir verenin ortaya çıkabilmesi için örneğin Mehmet Ağar'ın konuşması gerekiyor.

    Cindoruk hasta

    Demirel, kızgın bir sesle; ‘‘Hasta’’ dedi: ‘‘Adamı Meclis Başkanı yaptık. Oktay Ekşi doğruyu yazdı bugün. ‘Tarafsız kalmıyor diye hep Özal'ı eleştiriyoruz, Meclis Başkanı da hükümet işine nasıl karışır' diyor.’’

    Demirel, Cindoruk ile (koalisyon hükümeti kurulurken) yaşadığı olayı bir kez daha yineledi: ‘‘Şu senin oturduğun yere geldi, oturdu (tam karşısındaki kanape). ‘Siz bizi görev bakımından nasıl tasarruf ederseniz kabul ederiz.' dedi Cindoruk.

    ‘‘Neden böyle davranıyor?’’ Yineledi: ‘‘Hasta!’’

    Demirel, Cindoruk için Arcayürek'e, ‘‘Adamı Meclis Başkanı yaptık’’ diyerek, o dönemde tarafsız kalmamasından yakındı ve ardından kızgın bir sesle ekledi: ‘‘Hasta!’’

    Tansu'yu ben bela ettim

    Arcayürek'in kitabından Çiller ile ilgili bir diğer kısım ise şöyle:

    ‘‘Konu günceldi ve Çiller yönetimiyle ilgiliydi. Eleştirileri, şikeyetleri sıralamıştım Demirel'e. Dikkatle dinledi. Hiçbirini yadsımadı. Sonra yavaş, pesten bir sesle; ‘‘Tansu'yu ülkenin başına ben bela ettim’’ dedi.

    Yüzüme bakıyordu bu cümleyi söylerken. O sırada bende bıraktığı izlenim: Çok içtendi, çok da üzgün. Sesi ıstırap yüklüydü.’’

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı