"Ömür Gedik" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ömür Gedik" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ömür Gedik

Olamaz mı olabilir!

Aynı anda sessiz geceye doğru, içim sıkılıyor, demişizdir.

Aynı sabaha uyanırken, kim bilir aynı düşü görmüşüzdür.
Olamaz mı, olabilir.
Onca yıl sen burada
Onca yıl ben burada
Yollarımız hiç kesişmemiş
Şu eylül akşamı dışında...
Bir filmi bir şarkı bu kadar güzel özetleyebilir.
Bülent Ortaçgil’in “Eylül Akşamı” ve Ömer Faruk Sorak’ın yarın vizyona girecek olan “Aşk Tesadüfleri Sever” filmi sanki birbirleri için yaratılmışlar.
Yolları sık sık kesişen ama bunu yıllar sonra fark eden iki gencin hikayesi var bu masalsı aşk filminde.
Filmi izlerken, hiç kuşku yok, anı defterleriniz açılacak, geçmişe gidip sevgiliniz ya da eşinizle hiç farkında olmadan karşılaşmış olabileceğiniz yerleri, anları bir bir gözden geçireceksiniz.
Aynı gün doğan, birbirlerinin çocukluk aşkı olduklarını sonradan fark eden Özgür ve Deniz’i filmde Mehmet Günsür ve Belçim Bilgin Erdoğan oynuyor. Mehmet Günsür’ün oyunculuğunu zaten biliyoruz ama sinemada yeni bir yüz olan Belçim Bilgin Erdoğan’a dikkat derim. Gayet doğal, akıcı ve samimi bir oyunculuk sergilemiş.
Bu iki oyuncu izleyenleri aşka öyle bir inandırıyor ki, duygusal sahnelerde gözyaşlarınıza hakim olmanız gerçekten de zor.
Yazının başında bahsettiğim ve en sevdiğim dizeleri “Belki benim kağıt param bir şekilde döne dolaşa, senin cebine girmiştir” olan “Eylül Akşamı” şarkısını filmde TNK ve Mehmet Günsür yorumlamış.
Teoman’dan Değirmenler ve Şebnem Ferah’tan Hoşçakal ise soundtrack’teki favorilerim.


3 boyutlu klostrofobi


Yarın vizyona girecek olan “Sanctum”u basın gösteriminde izledim.
Yapım, B sınıfı filmler seviyesinde gezinen bir senaryoya sahip. Karakterlerin neredeyse hepsi tek boyutlu. Aralarındaki ilişki de öyle.
“Sanctum”u emsallerinden ayıran en önemli farkı ise etkileyici 3 boyutlu sualtı görüntüleri. Yapımcı James Cameron’ın “Avatar”ının yer üstündeki başarılı görüntüleri burada sualtına taşınmış.
“Sanctum”, bir mağara dalgıç ekibinin dünyanın en büyük ve girmesi en zor mağarasındaki tehlikeli yolculuğunu anlatıyor.
Mağarada hapsolan ekip, dışarıya çıkmak için dar geçitlerden ilerlerken izleyiciye klostrofobik bir tecrübe yaşatıyor.
Perdede sualtı labirentlerindeki yolculuğu ve birer birer gelen ölümleri nefes nefese izliyorsunuz.
Senaryo da iyi olabilseymiş, 10 numara film olabilirmiş Sanctum.
Direkten dönmüş.


Böyle reklamla satışlar düşer


Biskrem’e bayılırım ama son reklamına değil.
Reklam filmi Arena’da geçiyor ve boğa güreşlerini fon alıyor.
Biskrem sevdalısı Biskrem karşılığında kırmızıları giyiyor ve boğanın karşısına geçerek, sıkı durun, Flamenko yapıyor.
Biskreme değil, boğa güreşlerine saygı duruşu!
Reklam yazarları dünyada olup biteni takip etmiyor mu acaba?
Dünyanın her yerinde vahşetle özdeşleştirilen boğa güreşlerine karşı olan tepkinin farkında değiller mi?
Bir an önce o reklamı kaldırsınlar bence.
Yoksa “Bir Biskrem versem” dediklerinde artık kimse dönüp bakmayacak.

X